Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum
Asmışım sinirini mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum
Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum...
söylediklerimden çok, sustuklarımda saklıyım... ve gizlediklerimde gizliyim... beni anlamak için; konuştuklarımdan çok sustuklarıma kulak verin... aklım sükutu sever benim... çünkü çok ödeştik biz hayatla... ben sonu ölüm noktalı yollardan geçtim... üç noktalar koymaz bana...
dinlemeyi öğrenmenin ilk şartıdır. anlatacak çok şeyimiz var ama dinlemeye zamanımız yok. gerektiğinde verilmesi gereken en etkili tepkidir aynı zamanda.
Mevlana için asalet göstergesidir.Kabulleniş anlamı taşımaz.
"kör cehalet çirkefleştirir insanları
suskunluğum asaletimdendir
her lafa verecek bir cevabım var
lakin lafa bakarım laf mı diye
bir de söyleyene bakarım adam mı diye"
Fuzuli kendini ve derdini anlatmak konusunda kararsızdır suskunluğun içinde.
"söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil."
susmak, özellikle çaresizlik anlamı taşıdığında susamak ile ikileme şeklinde sık sık kullanılır. şahsi fikrim yoksunluk hissini pekiştirme amaçlıdır.
"susmuştuk,susamıştık, susuyoruz hala." cem karaca
"biliyorsun konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar" deyişini de unutmamak gerek.
Konuşulan konuyu boş, basit ve anlamsız buluyoruzdur, konuşmayı da gereksiz ve anlamsız Susarız...
Konuşulanlar öyle abes ve mantık dışıdır ki sadece hayretle dinler ve sessiz bir tepkiyle belli ederiz duruşumuzu susarız...
Sessiz bir onaydır susuşumuz, Biraz utangaçlık belki ama içten bir katılıştır söylenenlere susarız....
Sessiz bir bekleyiş olur susmak, Ya kendimizin ya da karşımızdakinin ortak değerleri yeniden gözden geçirmesine tanınmış bir fırsattır sessizliğimiz Ya da birinin bizi fark etmesi, doğru algılayabilmesi için tanınmış bir süre
Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz....
Öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak Ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen susan için endişe ve olasılık hesapları arasındaki gel gitlerle biraz da huzursuz bir bekleyiştir susmak, susarız....
Hassas ve kırılgan bir tepkidir, Küçücük bir hatırlatmadır belki Fark edilmesi ve onarılması incelik iste Ya yeniden bir kazanıştır ya da aleyhte bir delil olarak kalır karşımızdaki için susarız....
Bir ilişkide negatiflerin gözümüze batmaya başladığı, karşımızdakine ait aleyhte deliller dosyasının kabarmaya başladığı ve hatta dosyayı masanızdan kaldırmaya gerek duymaz olduğunuz bir noktadasınızdır....Bir duruş, bir soluklanmadır susmak.... Ortak geçmişin değerlendirilmesi ve geleceğin muhasebesi... Durup yeniden, şimdi bulunduğunuz noktadan bir daha bakmak istersiniz yaşananlara ve eldekilerle geleceğe gitmenin ne kadar mümkün olduğuna... Bir içe kaçış ve söylenemeyenlerin biriktirilmeye başladığı yerdir susmak susarız...
Ayağımız yerden kesilmiş, bulutların üstündeyizdir ve çiçek çiçek bahardır yüreğimiz Sevdiğimizle yan yana ve can canayızdır, Öyle bir ruhsal bütünleşmedir ki hiçbir söz tanımlamaya yeterli gelmez hissedilenleri ve susarız.... Sadece yüreklerin ve gözlerin konuştuğu yerdir suskunluğumuz, susarız....
iletişimin tıkandığı yerdeyizdir, hiçbir iletinin bize yeterli gelmediği ve hiçbir iletimizin doğru algılanmadığı, Yanlışlıklar, yanılgılar ve kim bilir belki de gerçeklerdir bir fırtınaya tutulmuşçasına savrulup duran... Sözler yerini sessizliğe bırakmaya başlar ve siyah, tek nokta konur cümlelerin sonuna... Zamanla cümlelerimizin sonuna konan o tek ve siyah nokta büyüyerek bir kara deliğe dönüşmeye başlar susarız...
Güven ve sevginin içten içe çürümeye başladığı yerdir ve gitmek zamanının ertelenmiş halidir susmak, Kabul edilmiş bir hata ya da suçtur susuşumuz ve söylenecek her söz kaybetme riskidir Korku eşlik eder suskunluğumuza susarız...
Bir gidişi kabullenmektir susmak, yerinde ve zamanında olduğunun ayırımında olduğumuz bir gidişin, Hayata karşı bir susuştur bu kez yaşanan, Bizi can evimizden vuran bir kayıp, yaşanan büyük bir acı, ölesiye bir çaresizliktir yaşadığımız... Söylenecek hiçbir sözümüzün adrese teslim olmayacağından emin olduğumuz, bütün sözcüklerin anlamını yitirdiği bir yerdeyizdir Hayatın bize bir şey katamadığı ve bizim de hayata bir şey katmak için anlamımızı kaybettiğimiz bir yer Belki de boş gözlerle, algılamadan bir seyirdir hayat o noktada ve belki de amacı ve beklentisi olmayan, bir mesaj kaygısı taşımayan ve hedefi olmayan tek susuştur yaşadığımız....
Susmak... eylemsiz ve durağan bir edim gibi görünse de her susku bir şey anlatır yine de ve her suskunun bir nedeni vardır ve her susku içinde pek çok sesi hapseden sessiz bir eylemdir.... susarız....
kadere teslim olmak, battığın, boğulmana ramak kaldığı zamanlarda o anları büyük bir sabırla geçiştirmek, belki de dünyanın en erdemli isyan tekniklerinden biridir.