adam bakkala gidip ekmek aldığını anlatıyor ben ağzım açık dinliyorum, bu nasıl bir yetenektir, nasıl bir güçtür gerçekten anlamıyorum. müthiş bir adam.
Böyle bi amcam olsaya benim diyebileceğiniz adam. Martı yüzlü şiiri alır götürür.
Bir de sosyalizmi şemsiyeye benzettigi bir şiiri vardır ki tadından yenmez.
Böyle bi amcam olsaya benim diyebileceğiniz adam. Martı yüzlü şiiri alır götürür.
Bir de sosyalizmi şemsiyeye benzettigi bir şiiri vardır ki tadından yenmez.
Konuşmalarına kapılmadan edemezsiniz, alır götürür sizi. Uzun konuşur çoğu zaman, susmak bilmez ama rahatsız etmez bu sizi. Öyle derin, öyle içtendir ki anlatımı susmasın istersiniz. Boş konuşmaz hiçbir zaman. Anlattıkları hep bir şeyler katar size. Kültür aşılar, bilgi de. Dinlemekten büyük keyif alınır. Dün de konuştu güzelce, oyuncak müzesinden yaptı girişini Muhabbet Kralı'nda. Okan bile sustu, dinledi sessizce. Çünkü Sunay Akın, kendisini dinletmeyi çok iyi biliyor; konuşmayı, yazmayı, araştırmayı çok iyi biliyor.
O bir idol... Olayları birleştirmedeki başarısıyla, şahane tarih bilgisini sunuşuyla dinleyenleri kendine kitlemeyi başarabilen nadir insanlardan biridir Sunay Akın. O bir müze hayranıdır. ve Türkiye nin ilk oyuncak müzesinin de kurucusudur.
O bir araştırmacı şairdir. Son kitabı "ay hırsızı" yine araştırmalarının şahane bir ürünüdür. ilk şiirini 9 yaşında meteoroloji müdürlüğünde çalışan bir memurun kızına yazmıştır.
kırgınlığım lunaparkta unutulmuş bir çocuğun nefreti kadar. sorun atlı karıncalar değil, arkamdan dönüp duran dönme dolaplar
sunay akin.
bu adamı bırak dinlemek dinlemeyi denerken bile omuzlarımdan biri bastırıyor gibi hissediyorum ben. o raddede negatif etki yaratıyor üzerimde. işbu durumda kabahat bendedir yine kesin. tamam.
Maçka'nın yetiştirdiği sanatçılardan. Kendisi ile aynı ilkokuldan * mezun olmuş olmanın bile bana ilham kaynağı olabildiği ender kişilerdendir. Canlı olarak dinlediğim bir hikayesi var-ki konuşmaya başladığında susmayı bilmez; fakat güzel de konuşur be-hatırladığım kadarıyla * buyrun:
"...Harun'la* Trabzon'dan Maçka'ya doğru yola çıkarlar. Arabayı Sunay Akın kullanmaktadır. Pek de iyi kullandığı söylenemez. Maçka'nın virajlı yollarında bir o yana bir bu yana gider gelirler. Harun durumun ciddiyetini fark eder;
-Abi, istersen ben kullanayım.
-Geldik zaten, habu virajı da aldık mı Maçka.
...derken virajı alamazlar. Çıkarlar yoldan; fakat pek hızlı olmadıklarından yumuşak bir inişle yoldan ayrılırlar ve kenardaki bir ağacı arabanın altına alırlar. Ağaç da gençtir ve pek büyük değildir. Eğilir hemen. Yine de arabanın burnunu havaya kaldırır. Sunay Akın'ın elleri direksiyonda, Harun koltuğa yapışmış vaziyette...Çıt çıkmaz arabada. Ve Sunay Akın sessizliği bozar: