Günlük yalnızca iki bardak tükettiğimi öğrendiğim içecek. Çetele tuttum. iki bardak su, dört kupa kahve ve bir çaydanlık çay. Sonra vay efendim kral niye öldü.
Dilbilimcilerden birine 'bize suyu tanımla' dediklerinde birkaç gün mühlet istemiş.
Kitaplar karıştırmış, araştırmalar okumuş, geceler boyunca bin bir tanım yapmış. sonra bozup yeniden tanımlamış ve bir sabah, küçük bir deri parçasının üzerine şunu yazdıktan sonra kimseciklere görünmeden o şehri terk edip gitmiş.
"Su, sudur kardeşim."
iskender Pala, "dört güzeller" kitabından)
su hayat verendir, bazen alan.
aziz olmak yalnızca kutsanmak değilmiş mesela,
su önünde eğilmekte yeğmiş,
bırakıp tüm bedeni çarpan dalgalara..
çatlardı bazen dudaklarım, sigara derdim.
elmasına vitamin koymayı unutan bir çiftçiye yüklenirdim.
demezdim ki, tüm samimiyetinle öp dudaklarımdan ey su.
öp ama sarma beni.
sadece öp, çünkü dünyalık kollarda vuslatım henüz bitmedi.
sen ay ışığına parıldayıp, yakamoz çıkaran gümüş balıklarını büyüt.
uğruna yeşilken sararıp kuruyan başakları.
emirgan sahillerinde istavrit olmayı bekleyen kraçaları büyüt.
ben de oğlumu..
Su bir isimdir, aileler genelde su gibi duru olmasını istedikleri biricik kızlarına bu isimi koyarlar, erkek çocuklarda genelde isim sonunda bulunur.. onun dışında vücudumuzun olmazsa olmaz kandan sonraki en gerekli sıvısıdır, 3-4 gün içilmediği takdirde insanın ölümüne bile sebep olabilir, bununla ilgili rekor denemeleri yapan tiplere de rastlanır günümüzde..