insan vücudunda %70 gibi bir oranda bulunan maddeymiş. Bir hafta kapağı kapalı plastik kapta kaldığında kokarken çeyrek asıra ulaşmayan bu bedende ruhumun çürümesinin tek nedenidir o zaman..
ana yaşam kaynağıdır. gezegenlerde bile hayat varmı diye oturup bakmazlar su varmı diye bakarlar. yokluğuna 3 gün dayanılabilinir.suyu su yapan içindeki mineralleri ve vitaminleridir organlar için yaşamsal önem taşır bu neden ile.
hayatın boyunca seni besler, serinletir, yıkar, büyütür. öldüğünde ise vücudun çürümesine, bozulmasına neden olur.
başka insanları beslemek için feda eder seni.
su bir bardakta da sudur, dağlar arasında bir yataktan akarken de sudur.
Genişçe bir çukurda biriktiğinde de sudur, kıtalar arasındaki büyük sahaları kapladığında da.
işte insanlardaki duygu dalgalanmaları da temelde birbirinin aynıdır. Ne var ki onların bazılarını cılız bir dereye, bazılarını okyanuslara benzeten, kişideki ruh derinliğidir.
insan, hissettiği, düşündüğü kadar yaşmdaki ayrıntıları adlandırabilir, değerlendirebilir..
taoizm de su gibi pasif ama etkili güç olmalısın denir.
aslında su pasif midir hep, bazen sel olur yıkmaz mı?
bir fırtına ile birleşen denizin şerrinden hangi gemi emin olabilir?
bir depremle sarsılan okyanusun şehirlere taşmasına engel nedir?
su, pasif gibi duran çok etkili bir güçtür diyebiliriz sanırım..
sakin, dinlendirici, hayat veren.. coşunca da önünde durulamayan..
eskiden çeşitli metapşişik ve parapiskolojik yetilere sahip insanların, suçlu olup olmadığı bilgisine erişebilmek için, suyu kullanarak bir tür test yapıyorlardı. eğer sanık suyun üzerinde kalırsa, zanlının suçlu olduğuna kanaat getirilip; infaz gerçekleştiriliyordu. ancak sanık suyun üzerinde duramaz, batarsa; suçsuz kabul ediyordu. bu kez de zanlı, boğularak ölüyordu.
kendisi için ne yazsak az kalır, güzel şeyler yazmak istiyorum ama tam olarak niteleyemiyecek, dışarda kuş cıvıltıları, yeşeren ağaçlar felan, su böyle bir zamanda daha anlamlı, gittikçe daha da artıcak..*