öncelikle gloria jean' s coffees' tan daha ucuzdur. müşteri memnuniyeti esastır. bir kahve alırsınız ve sabah 10' da girdiğiniz mekandan akşam 10' da da çıksanız bir kişi yanınıza gelip de ''başka bir arzunuz var mı'' demez. frappucino denen lezzeti başka yerde tatmanız zordur. bunun dışında tatlıları vs. pahalı gelebilir bunun da sebebleri açıktır. tatlılar günlüktür, en kaliteli ve taze malzeme kullanılır. dolayısıyla lezzetleri de standarttır.
bu cix mekanda * acı olan şey bir arkadaşımızın da dediği gibi, içindeki entel dantel insanların ana dillerini doğru düzgün konuşamazken , abidik gubidik kahve isimlerini manyak şekilde telaffuz etmeleri..
ikinci acı taraf ise o kadar para bayılıp, hizmeti kendin yapman..
insanların kazıklanmadıkları mekandır. pazarlama başarısıdır. starbucks'a giden adam sadece kahve içmemekte, starbucks bize bi deneyim vaadetmektedir. starbucks deneyimi!
B. Joseph Pine II ve James H. Gilmore tarafından yazılan iş Hayatı Bir Tiyatro ya da özgün adıyla The Experience Economy: Work Is Theatre & Every Business a Stage, adlı kitabı okursak bunun bi kazıklama hikayesi değil, pazarlama ve deneyim hikayesi olduğunu anlarız.
not: starbucks'a giden bi insan değilim 2-3 kez gitmişimdir anca. savunmak amaçlı yazmadıım yani, aydınlatmak için yazdım.
hiç gitmedigim,gitmemek için direndigim,hatta ve hatta gitmeyecegim mekan.göstermelik insanların göstermelik ortamı.lezzeti için gidenlere lafım yok tabiki.
evet çok pahalı, evet gereğinden fazla havalı, evet belki de bir kahveye o kadar para verilmez vesaire vesaire... ama yine de kahvesi güzel, bir lüksümüz de bu olsun ne olmuş??
tüm önyargılara rağmen, pahalı olmasından dem vurulsa da sevilen, gidilen, hatta vazgeçilemeyen kahveci. birçok şeye birçok saçma şekilde para saçılırken sadece buraya neden bu kadar takılındığını çözemediğimdir ayrıca. bir de ürünleri beğenilip gidiliyor olamaz gibi bir yargı bulunmaktadır ki, oraya hiç girmiyorum. *
dünyanın en iyi kahvesini yapan mekan. gitmemek için kasanlar var. starbucks'ta sistem self servis arkadaşım. kahveni alıp gidebilirsin. mekanda oturman şart değil!!
gösteriş için gelen de vardır, ismi için gelen de vardır, lezzeti için gelen de. benim sevdiğim bir mekandır. gidersin frappucino denilen ve bence tadı harika olan içeceği 8 liraya alırsın ve saatlerde oturursun. istersen kapanana kadar oturursun fark etmez. çalışanlardan biri yanına gelip de bir arzunuz var mı diye rahatsız etmez sizi.
gelelim pahalı olup olmamasına; en uyduruk cafede bile frappe denen içecek 4 liradır ve b undan 4 tane içseniz bir tane starbucks frappucinosu etmez. gidin alın -beğenmiyorsanız oturmayın- için sonra haksızsın deyin.
sözlükteki yazarları tanımıyorum o yüzden onları tenzih ederek yazıyorum; son zamanlarda 'starbucksta zengiç pijleri takılıyor aga kazık yiyolar' diyen tiplerle dolmaya başladı oralar ki ben rahatsızım bundan.
standartlarından ödün vermemek için her yola başvuran kahveci. soyle ki, calisan bir arkadasim var orada. bir kadın başka bir yerde içtiği içeceğin aynısını bu arkadaşın çalıştığı yerde de söylemiş. ancak ilk içtiği yerdeki tadı alamadığını ileri sürerek 7 kere kahveyi değiştirtmiş ve tek kurus odememis, daha dogrusu firma talep etmemis.
seattle's best coffee ile birlikte içilebilecek en leziz kahve çeşitlerini yapan firmadır. amerika içindeki şubeleri ile türkiyedeki şubeleri arasında menzilsiz bir fark vardır, sadece kahvelerin tadı değil, çalışanlarının müşterilere hizmet verirken gösterdikleri uslup bakımındanda büyük fark vardır. ayrıca şirket politikası olarak benimsediklerini düşündüğüm başka birşey daha var, şubelerinde kesinlikle meksikalıları çalıştırmamaktadırlar, bu bana mı denk geldi yoksa rutin politikaları bu şekilde mi bilemiyorum, ama belirttiğim gibi şubelerinde meksikalı bir çalışan görmek pek mümkün değildir.