gözün beyne vizüel sinyal sağlayan bir organ olduğunu, algılama gibi bir işlevi olmadığını gözleriyle okuyup, beyin kullanmayanlara saygıyla belirtmek ister. neyin ne olduğunu her yerde anlar ve cin olmadan adam çarpmaktan kaçınmalarını salık verir bir takım adamcağızlara.
* kendine has bir duruşu olan yazar. böyle keskin hatlarda fikirlere sahip olmanın belirli bir bedeli de var elbet. sıklıkla fikirleri saldırıya maruz kalıyor. arada sırada görüyoruz ki; kafasına kafasına vurmuşlar kan içinde bırakmışlar. tek yapılacak şey kalıyor kendi savaşı uğruna kafasına aldığı darbeye saygı duymak.
şu an itibariyle en azından iki kişi olduklarından şüphelenilen "hem yobaz hem komünist" kişilerce mimlenmiş insandır. zira bir insan nasıl hem komünist olup aynı zamanda evrim teorisine karşı çıkar, anlamamıştır.
nasıl oluyor da bu derece koşut gidiyor düşünceleremiz dediğim hemcinsim subarak.
blasfemi olayına ve yine de dönüyora takmış görünüyor. si si muove, he gülüm, öyle valla. ruh günahı yarattı, sen de döne döne küfrediyorsun, bi dur arkadaş. sana tek bir şey derim, "ad astra per aspera".
birkac saat sonra her yeri esir alacak karanligin getirecegi blasphemic zevkler butunlugunun kendisine mutluluk ve iyimser dejavulari yasatmasini istedigim necrowizard. *
ermeni yasa tasarısının geçmesi, amerika'nın hödö bödö demesi, akepenin alkışlaması veya danışıklı dövüş tepki göstermesi zerre çügünde olmayan yazar. varsın, özgürlük ve demokrasi beşiği, süperconi memleketi olarak gördükleri amerika'nın her yaptığına alkış tutan amerikancılar böyle düşünsün.
tarzim olmasa hatta nefret etsem bile*anathema konserine gitmem icin nota aldigim yazardir.
on grup olarak catafalque cikmasi cok iyi oldugu halde, konserin geneline sicak bakmadigimdan dolay, benden henuz kesin bir yanit alamayacak yazardir. **
kurtlar vadisinden fırlamıştır, herkes sabetaycıdır onun gözünde bir arkadaşın da bahsettiği gibi. hatta polat alemdar hayranıdır. hatta bizzat mafyayı kendi elleriyle temizlemiş, illuminati'ye kadar gitmiş, "allahsanız gelin öldürün lan!" diye bağırmıştır. öyle böyle değildir yani.
bir de "hezeyanlarım aldı başını yürüdü" adlı yeni bir şarkı üzerinde çalışmaktadır. yazdığı sadece iki, bilemedin üç şeyi okuyup hakkında yorum yapabilme seviyesine ermiş, yüce insan-ı kamillere ithafen. kamil insanlara yani. kamillere...
edit: tabii kamil efendiler veya onların arkadaşları gidip moderasyona bildirebilirler nicklerinin altına açıklamak istemedikleri bazı şeyleri yazınca. bu da kamil insanların değişmez bir özelliğidir. cevab veremedi denilesidir.
her lafı kullanan, velakin "solcu olduğunu iddia edip kapitalizm-amerikan ve israil şakşakçılığı-yalakalığı", halk düşmanlığı yapmayan, üstelik bunu hasas bir konu olan semitizm ayağıyla gerçekleştirecek kadar da aşağılıklaşmayan (ki hollywood'un ve kapitalist propogandanın en çok tercih ettiği yöntemdir bu.) yazar.
ayrıca, sözlükteki arkadaşlarıyla dönen bir geyik üzerine espri amacıyla yazdığı bir entry'i konuyu bilmeyen insanların kötülemesini saygıyla karşılayabilecek kadar da onurludur. her ne kadar bunu kötüleyenler, kendiyle çelişik bünyeler olsalar bile.
ayrıca, coca cola'yı ve amerika'yı desteklediği görmezden gelinsin diye oradaki "yahudi" lafını alan ve kendisini fırsattan istifade yahudi düşmanı olarak göstermeye çalışan amerika-israil dostu ajitasyon delisi olmuş bünyelere de uğur kaymaz gibi masum insanların hakkında ne düşündüğünü bilenlerin zaten bildiklerini, 3-4 yaşındaki bebelere de açıklama ihtiyacını duymadığını söylemek ister. merak etmesindir o bünyeler, yazdıkları eğer adam gibi okunsaydı genelkurmay'ın içindeki bir takım çürüklüklere karşı olduğu da görülebilirdi.
bu üç kapaktan sonra, coca cola'yı zevk olsun diye desteklemenin amerika ve israil'i desteklemek olduğunu, bunun yahudileri sevmek veya düşman olmakla pek de alakalı olmadığını, aksine bu halkı birbirine kırdıran itici gücün zaten amerikan emperyalizmi olduğunu söylemek ister. yani kimsenin kimi sevip kimi düdüklediğiyle ilgilenmez. yeter ki kendiyle çelişmesindir o insan. solcuyum-toplumcuyum-sosyalistim diyip böyle yapan adama "bu ne pehriz bu ne lahana turşusu" diye sormasına gerek kalmadan asıl amacının (kan, düşmanlık, ırkçılık, bölücülük vs) ne olduğunu görecek kapasiteye sahiptir. öle bişey gibi laf kıvırtmakla, ajitasyon yapmakla olmaz bu işler der. o "bişey" nedir onu da sizin bulmanızı bekler. **
son olarak aklına esmiştir, şuraya yazacaktır:
asil amaci zencilerden sabun yapmak olan, benim gibi zencilerden cok zencilerin imitasyonuna sinir, gicik, kil olan, onlari ilk gordugu yerde (#1964513) no'lu entryde oldugu gibi 50 kurusluk cuvallari icindeki porsumus yagli ve kocaman kiclarini tekmelemekten zevk alacak kisidir.
zenci hastası kuyruk acılı arkadaşları fena bağırtmasıyla ünlü, ne yazdığını zeka seviyesi düşük olmayan her bireyin anladığı amma velakin bu kaidenin dışında kalan, bi nik olamayan gizli ırkçı arkadaşların tabii ki anlayamayacağı yazar.
ucuz hakaret etmesinden bahsedilmiş, ilginçtir, kimin başlığının altına girip hakaret yazmıştır, tartışılır. ama bu iddiayı sunanlar dünyanın en abuk, zeka yönünden bir gram bile değer taşımayan hakaretlerini kendi başlığının altına yazmakta bir sakınca görmezler.
ayrıca bilmek ister, türk-kürt-ermeni vs vs birbirine karşı tamamen düşmanlığı bıraktı mı da olay zencilere geldi? tabii kendi halkından uzak yaşayan satılmış aydın özentileri bunu da anlamayacaktır.
neyse, zenci imitasyonlarına bol distli*, lanet olsun dostumlu, 50 centli günler diler.
" bugün kalkıp kendi rejimine yönelenleri katletmekten, çoluk çocuk demeden yok etmekten bahsedip... " adlı saçma sapan, iftira ve iğrençlik dolu satırları anlamakta zorlanan, "bunu kim yapıyor ben mi????" diye kafası bozulan yazardır. kaynak göstermeden iğrenççe, tiksinççe iftiralar atmak kolaydır. kimse kusura bakmasın ama ifitraya saygı duyamaz. burada söyleyeceği bazı şeyler de sözlük kurallarına aykırı kaçar. eleştiriye tahmmülü olmayan, eleştirilince de bitarafları tutuşan, her kavramı kendince yorumlayabilecek kadar solipsistleşen basiretsizlerin iğrenç, aşağılık iftiralarına maruz kalır. "saldırı" lafının ne kadar haklı olduğunu düşünür.
tabii iftira atan benmerkezci dogmatik bünyelerin yaptığını da bir nevi anlatmaktadır bu bahsi geçen entrylerin ilkinde. sadece kişi adları farklıdır. o kadar. her türlü zorbalık, baskıcılık vs. birileri kabul etmese de faşizmdir.
doğru düzgün yazı yazmayı yada okumayı bilmeyenlerle polemiğe girmenin son derece berbat bir olay olduğunu söylemek ister ayrıca. "güzelim elinin ayarını sıkıla, arada bir harf kaçırıyorsun, bazen yanlış yazıyorsun, ne dediğin anlaşılmıyor" demek ister. malum zatların okuma kapasiteleri de böyleyse, dediklerini hiç anlatamayacağından yakınır ayrıca.
kendi bildiğini okumak bir bakıma güzel bir şeydir. en azından insan kendi düşüncelerini savunuyordur ama bir de ne bilip bilmediğini anlaması gerekir insanın. şahıslara yapılan her eleştiri illaki nefret dalgası şeklinde olmaz, sadece eleştiri olabilir. fakat eleştiri yapan kişi bunu "nefret" olarak algılayıp ve nefret eder gibi yaklaşıyorza zaten sorun kendindedir.
her sistemin kendine ait teröristleri, hainleri, düşmanları vardır. bugün kalkıp kendi rejimine yönelenleri katletmekten, çoluk çocuk demeden yok etmekten bahsedip yarın diğer rejimlerin yaptıklarının yanlış olduğunu belirtmek sonra da geçip "çok seslilik", "demokrasicilik" ve ya "demokratlık" demek kolay. zaten eğer böyle bir demokratlık kavramsal olarak varsa, ben demokrat olmayayım daha iyi. her neyse, umarım yazılanların yalnızca eleştiri olduğunu bilir, daha ileri gitmeye kalkmaz, eski zamanlarda yaptığı gibi. saygılarımı sunduğum yazar kişiliktir.
çelişki midir? değildir. dobra dobra konuşur. gerçeği konuşur.
ve sırf bu yüzden düzenli olarak "sağ"dan "sol"dan gelen nefret dalgalarının hedefi olur. olsundur. sağlı sollu gelsindir herkesler. yılmayacak, bildiğini okuyacaktır.
"değişmesi gereken sadist, işkenceci, yöre halklarına her türlü pisliği yapan ve 'kağıt üzerindeki' sivilleri koruma görevine ihanet eden subayları" belirtme konusundaki geç kalmışlığından dolaylı ve genelkurmay başkanlığı başlığı altındaki entrysini geç okumamdan ötürü kendisini subjektif kanada dahil etmiş gibi gözüktüğüm yazardır. umarım bu reel fikirlerini gerekli başlıklar altında belirtir ve ben de onları okuma zahmetini gösteririm de "kişisel gıcıklık" olarak algıladığı cevabi entrymin nesnel yanının farkına varır.
faşizanlığa hoşgörülü bir biçimde yaklaşabilenlere faşist dendiğini bilen, bundan emin olan yazar. yok yani başka nasıl hoşgörülü yaklaşılır faşizan görüşlere faşist olmadan, bilemeyen bir yazardır ayrıca. miloseviç'i "anlayabilmek", "hitler de insandır" gibisinden laflar etmek nedir sizce, yorumu okuyucuya bırakan yazar.