Nazım'ın eşsiz ve güzel şiirine ilham veren yaşanası sistemdir.
...
sosyalizm,
yani şu demek ki, dayı kızı,
sosyalizm,
senin anlayacağın yani,
el kapısının yokluğu değil de
imkansızlığı.
ekmeğimizde tuz,
kitabımızda söz,
ocağımızda ateş oluşu hürriyetin,
yahut, başkası yel de,
sen yaprakmışsın gibi titrememek,
bunun tersi yahut...
sosyalizm,
devirmek dağları elbirliğiyle,
ama elimizin öz biçimi,
öz sıcaklığını yitirmeden.
yahut, mesela,
sevgilimizin bizden ne şan, ne para,
vefadan başka bişey beklemeyişi...
sosyalizm,
yani yurttaş ödevi sayılması bahtiyarlığın,
yahut, mesela,
-bu seni ilgilendirmez henüz-
esefsiz,
güvenle,
emniyetle,
gölgeli bir bahçeye girer gibi
girebilmek usulcacık ihtiyarlığa,
ve hepsinden önemlisi,
çocukların ama bütün çocukların,
kırmızı elmalar gibi gülüşü...
...
halkın eşitliğine dayanan düşüncedir. iyidir güzeldir hoştur fakat tadında bırakmak ve aşırıya * kaçırmamak gerekir. bu şartlarda olduğunda ütopya bile olsa fayda içerir. herşeyin ortasıdır ne faşizm ne komünizm ne de emperyalizmdir. **
komünizmin alt basamağıdır ve çok farklı bir düşünce biçimi değildir. Yaşasın sosyalizm kahrolsun komünizm, yaşasın Mustafa Kemal kahrolsun atatürk gibi bir yere denk düşmedir mantık açısından.
marx'ın gözbebeği olan ideolojik sistemdir. kapitalizmin öngörmüş olduğu birçok teoriye karşı çıkmaktadır, zaten marx da eserlerinde bunları çok iyi bir şekilde açıklamıştır. ülkemizde tam olarak görevini yerine getiren, halkı için mücadele veren sosyalist bir fraksiyon/parti/örgüt ya da oluşum yoktur ve eksikliği çok hissedilir. bu eksiklik logaritmik bir şekilde artış göstermektedir.
hakkında bilmiyenler tarafından bilinmeden, 'özgürlüğü kısıtlıyor, insanları köleye dönüştürüyor' gibi tanımlar yapılan kavramdır.
şöyle oluyor ki;
asıl kölelik düzeni kapitalizmdir.
şu an işçiler türkiye'de köle gibi yaşamıyorlar mı?
gün be gün emekleri, alın terleri artı değer olarak istismar edilmiyor mu?
binlerce işçinin kanını emerek, onların üzerinden zengin olan 3-5 at sineğinin özgürlüğünü mü kastediyorlar acaba, 'özgürlüğün kısıtlanması' derken?
geriye kalan, kanı emilen binlerce işçinin özgürlüğü neden düşünülmüyor?
insanların yattığı yerden başkalarının sırtından para kazanmasını, onları sömürmesini engellemek, onların özgürlüklerini kısıtlamak mıdır? onlar da çalışsalar köle mi oluyorlar?
tutturmuşlar 'sosyalizm; insanları köle yapar, insanların özgürlüklerini kısıtlar' diye,
şu an hangi işçi/köylü özgür?
500 lira maaşa günde 12 saat çalışıp; sadece ev kirasını ödeyebilip karnını doyurabilen, eylenmek/gezmek için hiç dışarıya çıkamayan, karısına çocuklarına hediyeler alamayan, çocuklarını okula gönderip, ceplerine harçlık koyamayan bir insan ne kadar özgürdür?
işin tuhaf kısmı işçiler türkiye'nin çoğunluğunu oluşturuyorlar.
hem sadece artı değer üretenler değil, değer üreten herkes işçidir.
yani öğrencileri, esnafları, bilim adamlarını da işçi kategorisine alabiliriz.
dünyanın her bölgesinde eline verilmiş hayaller dünyası. yıkıntılarının kaldığı coğrafyaların boğuk, ülkelerin mahvolmuş olduğu bir dünya. kuzey kore adlı ülkemsiden başlayalım isterseniz. kapitalizmin insanları ezdiğini, onları köleler gibi çalıştırdığını söyleyenlerin nedense pek hatırlamadıkları bir ülke. kula kulluk uygulamasının en çok uygulandığı yer. atatürk putlaştırılıyor diyen abuzer devrimcilerimizin gidip görmesini isterim açıkçası. atatürk büstüne utanmadan saldırıda bulunulan bir ülkede yaşayanlar, kim jong il in büstünün karşısında oturulamayacağını ve bu yüzden sınır dışı edileceklerini öğrenseler ne yaparlardı acep? ya da "yok atatürk'ün oturduğu köşk, yok onun arabası. bunlardan kurtulmamız lazım" diyen aynı abuzer kesim kim jon il in oturduğu bankın cam bir dikdörtgen prizma içine alınıp muhafaza edildiğini görse ne yapardı? üstelik hala hayattayken. yaşama onuru getireceğine inandıkları sistemin k.koreli çocukların yaşıtları güney koreli çocuklardan 10 cm kısa 20 kg zayıf olduklarını bilseler ne derlerdi.ya da hastahanelerde ilaçların şarap şişelerinde saklandığını bilseler? katarakt ameliyatı bile yapılamayan bir ülke olduğunu bilseler? aynı zamanda devlet başkanının limuzin koleksiyoneri olduğunu, en önemli lüks içki tüketicilerinden biri olduğunu ve binlerce filmlik bir arşivi olduğunu. yok yok bilmezler. bilseler de işlerine gelmez. millete, atatürk'e sövmeye devam. bir gün gelecek elbet sosyalist devrim haklısınız.
insanın en temel hakkı olan "birey" olma özgürlüğünü elinden alan, insanı makineleştiren, koyun sürüsü yerine koyan sistemdir. sosyalist geçinen kardeşlerin hala 150 yıl önce marx'ın yazdığı kitap üzerinden savunmasını yaptığı fakat günümüzde uygulanabilirliğinin sıfır olduğu bir sistemdir.
iMF NATO BM nin bu krizde başlıca sorun olarak gördüğü dünya ayaklanması [kısmi anlamda sosyalizm] ki bunu belirten kapitalist sistemin bir numaralı aygıtlarıdır.
Bu olguyu ütopik görmek kesin bir bilinçsizliktir.
Marx'ın tezinin 150 yıl önce yazılmış olması onun güncelliğini korumadığı anlamına gelmez keza Emek ve Sermaye arasındaki çelişki yani bir sınıfın giderek tekelleşmesi ve zenginliğine zenginlik katması diğer sınıfında giderek yoksullaşması varlığını sürdürdüğü her yerde bu olgunun güncelliğini koruduğunu çok değil biraz irdeleyen her insanın anlamaması için hiçbir sebep yoktur.
nurtopu gibi nurlara boyanmış esaret robotlarının bireyi robotlaştırdığını sandıkları ekonomik ve siyasal içtimai sistemin adıdır. e tabi birilerinin robotu olmak böyle şeyler yapıyor insana.
ben çok isterdim sosyalizmi eleştirenlerin, dünyada sadece ve sadece marx sosyalizmi olmadığını da öğrenmelerini. mesela bernstein sosyalizmi vardır. daha uygundur çoğu durumda. yani sosyalizmi marx penceresinden, engels takviminden, lenin hareketlenmesinden ve stalin pratiğinden çıkarılıp incelenmesini eleştirilmesini çok isterdim. ama tabi nerde o akıl nerde o göt. o götün sadece enternasyonalde ve sosyalist-komunist-anarşistlerde bulunduğunu da eklesem çok mu şımarmış olurum bilemiyorum. götünüz. götsünüz. götsüzsünüz.
burdan shakespeare'a da selam vereyim. göt olmak ama götsüz olmak. asıl mesele bu. çapsız halk yığınlarının, romalıların pleb dediği ve ilk onların farkına vararak sornasında sıkılarak hristiyanlığı yaratmalarını sağlayan, ortak bir getiri, amaç, sorun, hedef vs olmadığı için ortak bir siyasal yaratamayacak derecede birbirinden kopuk, sadece asker olarak ve yönetim hakkı bulunan patrici -romada-; erk sahibi sınıfların kendi güçleri -arka bahçe- olarak kullandıkları amaçsız halk yığınlarını ortak bir paydada toplayıp onlara bir amaç ve siyaset çizgisi verip bu sayede patricilerin siyasal orospuluklarından kurtarmak için yaratılmış, örgütlü dini keşfeden roma dan beri çok zaman geçti ama örgütlü din ile kandırılmış cahil pleb ve onu yöneten örgütlü dinin getirilerinden faydalanan din taciri hiç değişmedi. işte bu yüzden göt olan ama götsüz olan plebe, eşitlik ve özgürlük vermeye çalışmaktır bir yerde sosyalizm.
gariptir ki, en çok da pleb, köylü karşı çıkar buna. alışmış keza.