sosyalist ekonomi sisteminin bir kez daha güçlü bir şekilde insanlık için tek sistem oldugunu görebiliyoruz. tüm programlar duygusal hikayelerle tüm fabrikatörleri belediye patronlarını inşaat ağalarına karşı vicdan oynayarak, devletin vergilerinin ve organizasyonun yetersiz kaldığını görerek kapitalist sistemin ne kadar çürük olduğunu görebiliyoruz.
merkezi ekonomi sisteminde en büyük felaketlerde bile nasıl bir bütün olarak kalkındıklarını 2. dünya savası sonrası sosyalist ülkelerde ve kübada görmek mümkün. aynı sekilde bütün üretim araçlarının merkezi ekonomi sisteminde oldugunu düşünürsek herkesden vicdani yardım talebi yerine bu yıkımı kısa sürede tekrar inşa etmek için herkesden biraz daha fazla calışma istenir ve bu gibi doğa ve savas gibi yıkımlarda insanlık onurunu kaybetmeden cıkmak mümkün olurdu.
merkezi planlama üzerinden varlığı savunulan ihtiyaçtır. oysa sosyalist ülkeler yaşadıkları ekonomik sıkıntıları aşabilmenin çözüm yollarını işletme özerkliği reformlarında bulmuşlar, en fazla 50 yıllık tarihlerinde onlarca kez merkezi planlamayı gevşetmeye girişmişlerdir. henüz sosyalizm icraya bile konulmamışken gösterildiği gibi; sosyalist ekonominin en ciddi yapısal kusuru, muazzam bir veri yığınını işlemenin pratik imkansızlığında yatar.
sosyalizmin ihtiyaç olduğu olgusundan çok ihtiyacın geniş tabanda talep ve bu doğrultuda eylemliliğe ve örgütlülüğe daha çok ihtiyacı olduğu olgusunu baştan kavramak gerekir. güncelde liberal ekonomik sistemin çürüklüğü, özelikkle 3.dünya ve bu kategorinin az biraz üstünde gelişmişlik düzeyi gösteren ülkelerde hayata geçiriliş şekli ve dışa ve kamuya bağımlı yapısı sistem adına durumu daha da vahimleştiriyor. fakat sistemin toplumsal taleplere kendi geliştirdiği sistemlerle ve yapılarla bütünleşik pasif(görünürde) karşı bir savunma hattını başarılı bir şekilde hayata geçirişi, toplumu belli bir refahsal konumda avutması, ve ürünlerini toplumun geleneksel ve dinsel değerleriyle paralel bir şekilde pazarlayışı varlığı güncelleme şansını ona her zaman sağlıyor. bizlerede alternatif sistemlerin bir ütopya olduğu hissini yaşamak kalıyor.