En sevdigim mevsim. dogustan bagliyiz sonbaharla. bu mevsimde dogmusum. bu mevsimin cocuguyum. en guzel anilarim, en mutlu oldugum zamanlari bu mevsimde yasadim cogu zaman. seviyorum o hüznünü o masumiyetini. seviyorum doganin sarinin ve kahverenginin tum tonlarina burunmesini. dökülen yapraklari seviyorum, hafiften baslayan yagmurlarini, o yagmurda islanisimi. daha bir seviyorum yürümeyi sari sari yapraklarla kapli yollarda. cam kenarinda ictigim bir kahvenin, cayin daha bir anlami oluyor. yazin o hareketliliginin yerini suskunluga, sessizlige birakisini seviyorum. hafiften esen rüzgarini seviyorum, topragin o farkli kokusunu seviyorum. dalip gitmeyi seviyorum cocukluguma. yapraklari yerlerden avuc avuc alip havaya firlattigimiz yapraklardan yagmurlar yaptigimiz zamanlar geliyor aklima. ilkokulda ozene bezene kara kalemle cizmeye calistigim sari yapraklari dusunuyorum. ögretmenimin cok begenip sergiye yolladigi. kardeslerim geliyor aklima. agaclari sallayip dusen yapraklarin altinda gözlerimizi kapattigimizi düslüyorum.
seviyorum sonbahari. hatirlattiklariyla, yasattiklariyla. yeni baslangiclar geliyor aklima. ben gibi sonbahar, birbirimize benziyoruz. ne de olsa ben bir sonbahar cocuguyum.
köpek gibi bir yalnızlığı üzerime salar her geldiğinde. yalnız gelmez. beni yalnız bırakır ama o hiç yalnız gelmez. özellikle eylül'de yapılan tüm eylemlere bir anlam yükler. daha fazla cem adrian dinletir. daha fazla sigara bitirtir. hatirlamaya zaman buldurtur. ama en fazla eski esyalara sarilabilirsin... ne birini arayabilirsin ne de kendini sevebilirsin. artik belki de arayamiyorsundur birilerini...
türk sinemasının protest filmlerinin modern temsilcisi olan, son yıllarda izlediğim en iyi türk filmi. senaryo, kurgu, oyunculuk gerçekten çok kaliteli. kesinlikle tavsiye edilir.
sevdiğim bayıldığım bir mevsim. bol yağmurlu bir nevi doğanın uykuya daldığı bir mevsim. Bir de onur saylak'ın baş rolde oynadığı insanı hüzne sürükleyen filmdir.
sebebini bilmiyorum ama insanlar hüzün mevsimi diyorlar; oysa bana en umut veren mevsim.
doğadaki o değişimin en güzel olduğu mevsimdir ayrıca.
ben sonbaharda ölmek isterim; madem insanlar için hüzün mevsimi, beni de aradan çıkarıp başka bir mevsimde tekrar hüzünlenmesinler diye. yapraklarla beraber düşeyim toprağa diye...
2008 senesinde gösterime girmiş olan, özcan alper'in başyapıtı. özcan alper'in yakaladığı muhteşem görüntüleri yalnızca basit ve anlamsız bir kartpostal karesi olmaktan çıkarıp, elleriyle işleyip, hakkını sonuna kadar vererek bir sanat eserine dönüştürmesini izliyoruz filmin başından sonuna dek. en önemli özelliği de film bağırıp çağırmıyor, tokat atıp seni kendine getirmiyor, sessiz sessiz ağlıyor. üstelik belki de türkiye sinemasındaki en etkileyici final sahnelerinden birine sahip. oyuncular da mükemmel ama canımız ciğerimiz serkan keskin sade oyunuyla aradan sıyrılıyor.
tanrının insanlığa bir jesti olabilir. iyi bir ressamın elinden dökülmüş olsa gerek. gerçi artık pek yaşayamadığımız bir mevsim kendisi. bayramları falan bilmem ama eskiden sonbaharlar güzeldi.
ülkenin en güzel yerlerinden hopa, çamlıhemşin ve kemalpaşa'da çekilmiş "bol ödüllü" -benim bildiğim 11 adet-
2007 yapımı güzel film. başrolünde ise onur saylak yer almaktadır.
filmde Türkçe, Hemşince ve Gürcüce dilleri konuşulmaktadır.
film:
genç bir üniversite öğrencisi(22 yaşında) olarak girdiği cezaevinde ölüm orucuna giren ve
10 yıl sonra özgürlüğüne kavuşan Yusufun çocukluk ve ilk gençlik yıllarının izini sürerek geçirdiği
son iki ayının öyküsünü anlatmaktadır.
Serinliği uzun bir aradan sonra hissetmek, ve kışın kokusunu bir nebze olsun tatmak bana hayat veriyor. Sonhabarın güzelliği, kışın ise asaletine aşığım.
mevsimlerden sonbahardayım.
resimde sapsarı yapraklar.
kurumuş dallar yılgın bir rüzgar.
ve ne yapacağını bilmeyen bir çocuk var.
aslında sana söylemek istediğim çok şey vardı.
mesela ;
keşke bu kadar büyük sevdirmeseydin kendini.
neyin bedelini ödediğimi bilmiyorum.
herşeye rağmen sana da kızmıyorum kızamıyorum.
acım durulduğunda bir şarkı söylerim belki.
belki o zaman anlarsın.
bunca hüzün bizde iyi durmadı.
ve bu ayrılık bu aşka hiç yakışmadı...
sonbahara doğru bir durgunluk beliriyor insanlarda. binlerce sperm. evet, sperm. bence iyi bir yaz aşkı benzetmesi. ilişkiler başlıyor, herkesin bir sevgilisi oluyor yaz başında. işte bu eylül-ekim aylarında galip gelenleri görüyoruz. bir iki ilişki aşka tutunmayı başarıyor ve onunla beslenmeye devam ediyor. diğerleri için ise "önemli olan katılmaktı." sonbahar en hızlı geçen mevsimleri barındırıyor bünyesinde. okul açılıyor, iş başlıyor, güneş gitti! ne giysek? nerede takılsak? bunaltıcı bir hava, yağmur yağsa da rahatlasa vs. ama hakkını yemeyeyim sevdiğim aylardır bunlar. akşam saatleri gelince 'soğuk desen değil sıcak desen değil' havası esiyor. don lastiği, sen nasıl görürsen artık.