insanı hüzünlendiren ve bir o kadar da durgunlaştıran, solan yaprakların rüzgarla beraber uçuştuğu ve beraberinde yazdan kalma umutları da götüren mevsimdir sonbahar.
hayatın kendisi de bizimle beraber sıkılır sanki bu mevsimden. kararmaya yüz tutmuş bulutların üzerimize karabasan gibi çöktüğü, insanların yüzünün daha bir az güldüğü bir mevsimdir sonbahar.
ilkbahara kadar, doğanın uyandığı zamana kadar, gönlümüzün yine yeniden çarpıp geldi bahar ayları gevşedi gönül yayları diyinceye kadar bir mahsunluk çöker bu zaman diliminde.
sevemedim bir türlü.
yağmuru özledim, yorgana sıkı sıkı sarılıp uyumayı özledim belki ama hüznün kendisini sevemedim.
en asil duyguların mevsimidir. insanı durgunlaştırır doğru ama garip şekilde huzur verir. yaz sıcağından bunaldığında gelmesini istediğindir. kışı sevmeyen de sever bu mevsimi. düşündürür sonbahar mevsimi. bazen de hüzünlendirir.
balkonda artık üşümeye başlayarak geldiğini anladığımız mevsim. içerden bi hırka alınır, bi çay demlenir. şöyle demli çaydan bi yudum alarak tadı çıkarılır bu mevsimin.
mikail, hafta sonu yaylaya çıkalım mı?
ula delirdun mu? bu hava da yayla mi olur?
bahara çıkarız bahara...
oysa bilmez ki yusuf'un vakti kalmamıştır.
ne güzel bir filmdir o...sonbahar
sonbahar bir şiir okuma mevsimi değildir, yazılmış şiirleri anlama ve onların içindeki sırların anlamına erme zamanıdır. sonbahar, trenlerle yolculuk ederken, pencereden akıp giden ağaçlara bakıp zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlamanın tadıdır.. sonbahar renkli yaz düşlerinin, açık pencereden içeri sızan seslerin, vıcık vıcık müziklerin, bahçede oynayan çocuk seslerinin yavaş yavaş tükenmesi ve yerlerini huzurlu bir sessizliğe, hüzünlü bir iç dengesizliğe terketmesi mevsimidir. sonbahar geri gelen geceler, geceler boyu sessizlikler, naif müzikler, ölümü düşünmeler, aşkı özlemeler demektir. sonbahar şehrin gri duvarlarının ardında yeni sözcükler keşfetmek için yelken direği kırılmış eski tanıdık bir kadırga ile sefere çıkılan bir yolculuğun değişmez hikayesidir.
en güzel mevsim..her türlü duygunun dorukta yaşandığı mevsim..aşkın, ölümün, sevginin, kalp kırıklıklarının..baslangıçların ve sonların mevsimidir sonbahar.
ölürken çok güzel görünebilen nadir canlılardan olan sonbahar yapraklarının mevsimidir. yere dökülmüş veya ağaçlarda sallanan, turuncu, sarı, kızıl karışımı renkler hem bir huzur, hem de bir hüzünün işareti gibi...
sonbahara doğru bir durgunluk beliriyor insanlarda. binlerce sperm. evet, sperm. bence iyi bir yaz aşkı benzetmesi. ilişkiler başlıyor, herkesin bir sevgilisi oluyor yaz başında. işte bu eylül-ekim aylarında galip gelenleri görüyoruz. bir iki ilişki aşka tutunmayı başarıyor ve onunla beslenmeye devam ediyor. diğerleri için ise "önemli olan katılmaktı." sonbahar en hızlı geçen mevsimleri barındırıyor bünyesinde. okul açılıyor, iş başlıyor, güneş gitti! ne giysek? nerede takılsak? bunaltıcı bir hava, yağmur yağsa da rahatlasa vs. ama hakkını yemeyeyim sevdiğim aylardır bunlar. akşam saatleri gelince 'soğuk desen değil sıcak desen değil' havası esiyor. don lastiği, sen nasıl görürsen artık.
mevsimlerden sonbahardayım.
resimde sapsarı yapraklar.
kurumuş dallar yılgın bir rüzgar.
ve ne yapacağını bilmeyen bir çocuk var.
aslında sana söylemek istediğim çok şey vardı.
mesela ;
keşke bu kadar büyük sevdirmeseydin kendini.
neyin bedelini ödediğimi bilmiyorum.
herşeye rağmen sana da kızmıyorum kızamıyorum.
acım durulduğunda bir şarkı söylerim belki.
belki o zaman anlarsın.
bunca hüzün bizde iyi durmadı.
ve bu ayrılık bu aşka hiç yakışmadı...
Serinliği uzun bir aradan sonra hissetmek, ve kışın kokusunu bir nebze olsun tatmak bana hayat veriyor. Sonhabarın güzelliği, kışın ise asaletine aşığım.