insana kafayı yedirten, insanı darmadağın eden bir emre aydın şarkısı. ne kadar dinlersen dinle yine ilk kez dinliyormuşsun gibi haz ve tat verir insana. sözleri sanki karşısında biri varken yazılmış, sanki bir psikopat ruh haliyle yazılmış gibi. hoş nasıl bir pisikopat ruh haliyse yazıldıysa artık dinleyenleride mahvediyor.
"iyiyim ben hep aynı şeyler işte, uyku hapları yalan dolan gülümsemeler" , mahvediyor adamı.
facebook'ta arkadaşın biri paylaşmış, açmış bulundum ben de. açmaz olaydım abicim bu ne biçim şarkı, sıçtı batırdı yemin ederim. napıcam şimdi ben, ha emre? yok yok bu adam şarkı yapmasın artık böyle yapıcaksa.
bir de o nasıl "iyiyim ben" diyiştir, offff. tamam tamam daha da dinlemem bu şarkıyı, kapat kapat!
birgün facebookta makara gırgır videolar izlerken, "aa emre aydın değl mi lan bu" nidalarıyla keşfedilen, ıssız adam'ın zaten her izlenişte ağlatan final sahnesi görüntüleri de eklenerek, ölümcül doza ulaştırılan şarkısı. ayrılığın ardından geçen 6 koca seneye rağmen hala akıtılabilecek gözyaşı olduğunu gösterir nitelikte. üstelik bir de ayrıldığınız kişi nişanlıyken keşfedip, üstüne evlendiğinin haberini alınca, "lütfen biryerlerde çalmasın, bünyem kaldıramayacak" demekle "dinleyip kanata kanata ağlayıp susmalıyım artık" demek arasında bırakır.
geçelim bırakalım formatı herşeyi. o evlendi. benim bütün gizli umutlarıma, hayallerime tekme atıp evlendi. içim kan ağlıyor, her an. hiç toparlanamadım, ama dışarıdada bir hayat var. üstelik benim gibi insanlara somurtmayı yasaklayan bir hayat. misyon gibi yüklenmiş neşeli olmak omuzlarıma. herkesin bakıp da mutlu zannettiği insan. birgün beni yolda görüp de hal hatır sorarsan, ki sorma, sorma işte. sormaya ne lüzum var. "inan hiç iyi birşey yok"
işte bu şarkıyı her dinleyişimde, ben bir yerde dikiliyorum, donakalmışım, ve o bana "nasılsın? nasıl gitti?" diyor. öyle durup düşünüyorum. son 6 seneyi, yaşananları, herkeste onu arayışımı, bırak bulmayı yaklaşamadığım gerçeğini. o evlenip mutluluğa kavuşmuşken, benim ıssız kadın hallerimi.
hiç dinlemediyseniz, dinlemeyin. gerçekleri insanın suratına tokat gibi çarpıyor, gerek yok.
emre aydın'ın iki defa üst üste dinlenince tarifsiz acılara gark eyleyen, kağıt evler albümünün en duygu manyağı ikinci parçası. birincisi için: (bkz: hoşçakal)
nedense hep son defa olmasını istemediklerimiz için kullandığınız sözcük dizisi. doymadığınız veya bitmesini istemediğimiz fakat bitmek zorunda olan şeyler için biçilmiş kaftan. bir şeyler için artık çok geç olduğunun göstergesi, keşkelerin ilk durağı belkide.
iyiyim ben, hem sen tanırsın beni... ne yapsam ne söylesem o geç kalmışlık hissi...
son defa görsem seni, kaybolsam yüzünde
son defa yenilsem sana, hiç anlamasanda
son defa benim olsan, uyansam yanında.
nasıl yazılmamış daha önce şaşırdım. yıllar önce çıkan 9'da 9 albümünde beyaz önlük grubunun seslendirdiği olağanüstü şarkıdır.
Uzakları özluyor gözlerim bu günlerde
Kaçıp gitmek zamanı geldi ne olur beni anla
Ve sakın bir şey sorma sadece
Gel son defa sarıl bana
Dönemem belki bir daha gidiyorum buralardan
Gidiyorum uzaklara
Sığınacak bir liman olmadı uzaklarda
Söyleyecek tek bir sözüm yok ne olur beni anla
ve sakın bir şey sorma sadece
Gel son defa sarıl bana
Dönemem belki bir daha gidiyorum buralardan
Gidiyorum uzaklara
...
nakaratı insanın içini acıtır, özellikle de birini yolcu ettiysen, onun bir daha dönmeme ihtimali, içini bir korku kaplar. kısacası; bilmeyenler, dinleyin lütfen bu şarkıyı.