bir maçla asılıp kesilen adam. sahip çıkın lan bu adama. schusterlere tiganalara bir daha kalmak istemiyorsanız sahip çıkacaksınız bu adama.
(bkz: commandante bilic)
rakip takımlarında meriles,muslera,bruna alves,diego,sneider gibi isimler varken o genç oyuncularıyla savaş vermektedir.
büyük maçları kazanamadığı düşünülse de, arsenal ve tothenam maçlarında efsane oyun oynatmıştır. ki feyenoord u da ekleyebiliriz. ancak ülkemizdeki fb ve gs lobisi 4. yıldız uğruna savaşıldığı bir sezonda maç kazanmasına asla izin vermeyecektir.
bir galatasaraylı olarak tanımadığım teknik adam. niye seveyim ki ? neyse gelelim teknik analize. derbilerde kontrolünü kaybediyor. dördüncü hakemlerin kafasını şişiriyor. gelleim iyi odluğu yönelrine. oyuncu gelişimi; bu konuda gerçekten iyi veli gökhan olcay motta gelişim gösteren futbolcular. özellikle gökhan çok geliştirdi kendini. takım oyunu; bunda da başarısı aşikar. iyi bir takım oluşturdu. kötü yönleri ; en göze çarpanı rakibe göre taktik oluşturamaması real barça değilsin ki kendi oyununu oynayasın her maç. mesela bugünkü maçta galatasarayı 0 analiz etmiş. son 3 maçı izlese bile yeter. galatasaray ın en önemli zaafı stoperlerinin pozisyon alma sorunu. demba ba gibi pivot forvet oyanayabilen bir santrafor un var. yapacağın iş basit aç ortayı go olacak zaten. dribblingle gel kanattan ama pas yapma orta yap. geçen haftaki maçta gs nin yediği gol işte. beşiktaş bu işi yapacak en iyi takım ligde ancak gereksiz çalımlar ve paslaşmalar beşiktaşın doğru düzgün pozisyon bulamamasına sebep oldu. diğer kötü özelliği ise oyuncu değişikliği beceremiyor bu işi ismail ne la?
bjk'nin karizmatik hocası. artık vasfı sadece bu benim için. önceden duruş olarak, saygılı hareketlerinden dolayı hocası olduğu takıma gönül vermesem de her zaman desteklemişim ve kendisini savunmuşumdur. ancak bugün olimpiyat stadında oynanan derbide gerek dördüncü hakemi gerekse Galatasaraylı ve Beşiktaşlı futbolcuları tahrik etmesinden dolayı kendisinden ışık hızıyla nefret ettim. bu ülkede ezik edebiyatı her zaman işe yarar. hep bir kılıf, sebep uydurmak bizim genlerimize kodlanmış. anlaşılan bilic de fazlaca bizden biri olmuş. arkadaş Cüneyt Çakır'ın her düdüğünde neden yerinden ok gibi fırlayıp sahaya dalmaya çalışıyorsun? neden dördüncü hakeme gidip el kol hareketi yapıyorsun? bugün Cüneyt çakır bu baskılardan, algıdan dolayı Galatasaray'ın lehine olan kararları vermekten bile imtina etti. insan gerçekten hayret ediyor.
arada taktik teknik hataları olsada iyi hocadır. beşiktaş ki takır takır top oynuyor. mesele gs ve fbye gelince işler değişiyor. ama bu adam büyük maçların hocası değil demek arsenal kalecisini deplasmanda vakit geçiriyor diye ıslıklayan beşiktaş taraftarını unutmak demek. ingilterede tottenhama karşı oynanan futbolu görmezden gelmek demektir. bakın liverpool maçında yine takır takır top oynayacak takım ama istanbul derbilerinde sıçıyor. bence bilic bu sorununu aşacaktır. hasta siempre comandante slaven bilic.
her derbi oncesi maca ozel taktik yapicam derken besiktas'in tum derbilerde sahadan silinmesine neden olan antrenor. derbilerden once takima sadece "cikip her zaman oynadiginiz gibi oynayin" dese sorun kalmayacak.
anlamadığım şekilde derbi maçlarda takım arkaya yaslanıyor. bir gol yediğimizde ise başı kesilmiş tavuk gibi hücum ediyoruz. büyük takım karşısında oynayamıyoruz desem o da değil. tottenham, arsenal ve chelsea maçlarında gayet güzel oynadık. galatasaray ve fenerbahçe'ye karşı öğrenilmiş çaresizlik yaşıyor bilic reyiz. bu açıdan eleştirilere açık olmalı. ama bugün orospu çocuklarının taptığı bir köpek kendisine yanaşınca siktir git dercesine elini omzundan çekti ya. orda işte içimin yağları eridi.
orospu çocuklarına prim vermeyecek kumandanımız olur kendisi. sikmişim sizin uğruna hükümet götü yaladığınız şampiyonlukları. bize adam gibi adam lazım.
takımı yoktan var etti, gençlerle bir yola çıktı. uzun zamandır olmayan şeyi bir sistemi getirdi takıma, hava ve zemin iyi olsa ve şu zulümpiyat olmasa ligin açık ara en iyi futbolunu oynatan teknik direktör. kaybedilen bir 3 puan yarıştan falan kopmadık bu kadar sallamak, saydırmak olmuyor. hani sevinmek için sevmemiştik?