beşiktaşa yakışan bir teknik direktördür kendisi.
gerek kişiliği gerek maç içindeki davranışları iyi ki beşiktaşıma geldin dedirtir.
gittikçe diğer taraftarların da beğenisini toplamaktadır.
çok iyi bir insan. fena teknik direktör değil ama kazanmayı bilmiyor. beşiktaşlılar alınmasın ama bence tam kendilerine yakışan bir adam. romantik, duygusal, manevi değerleri yüksek ama kazanmayı bilmiyor. ee beşiktaş da zaten her sene şampiyonluğa oynayan bir takım değil. tam beşiktaşa göre bir adam bence.
ne olursa ama ne olursa olsun yeni statla bir tam sezon geçirmeden gitmemesi/gönderilmemesi gerekir.
bakın: beşiktaş henüz bir şey kazanmış değil. arsenal ve tottenham karşısında her ne kadar oynadığın futbol bir türk futbol takımın son yıllarda oynamış olduğu en iyi futbol olarak gözükse de, baktığın zaman; tarihte arsenal'e elendiğin ve tottenham deplasmanında bir puan aldığın yazacak. yani tarih sayfasında elde edilmiş bir şey yok. bununla beraber beşiktaş geçen sezonu 3. bitirdi. bu da bir başarı değil. bu sene de 1. gidiyor olmasına rağmen, geçen sene de hepimizin tecrübe ettiği gibi; her şey bir anda tepetaklak olabilir. her ne kadar ekonomik sıkıntılar yaşasak da, stadımız olmasa da tarih sayfasına bilic hakkında yazılacak olan şeyler bunlardır. elde edilmiş bir başarı yoktur. bunlarda bilic'in bir suçu olmadığını bir kenara yazarak devam ediyorum...
bilic'in asıl sınavı beşiktaş'taki 3. sezonunda başlayacak. elinde 3. sene beraber çalışacağın bir takım, yeni sezonu planlamak için geçirmiş olduğun tam bir sezon, yeni stadı doldurmak için kimi istesen getirecek bir yönetim, rakiplerinden artı olarak da; inönü'de oynamayı delice özlemiş bir taraftar ve futbolcu topluluğu olacak. bunlar hep senin için artılar olacak. işte bu andan itibaren, şu ana kadar sürdürdüğün peri masalını gerçeğe dönüştürmenin zamanı gelecek bilic. bunlarla beraber tarih yazacaksın. misyonun sadece türkiye ligi şampiyonluğu olmayacak. türkiye kupası-süper kupa ve avrupa'da beşiktaş'ın yakalayacağı en büyük başarı senin misyonun olacak. işte o zaman, zaten kalbimizde edindiğin müthiş yeri pekiştirip, beşiktaş tarihinde kendini altın harflerle yazılmış bulacaksın. her şey hazır olacak. tüm şartlar elinde olacak. ve artık bir mazeretin olmayacak. bahsettiğim başarıların en az yüzde 70-80'ini tutturamazsan, hele ki şampiyon olamazsan; işte o zaman başarısızsın.
bu sene avrupa ligi'nde gruptan çık, ligde ilk 2'ye gir, türkiye kupası'nı da alabiliyorsan al; yüzde yüz başarılısın. ama seneye seni müthiş beklentilerle bekliyor olacağız. kendini seneye için hazırla. 3. sezonda tarihe yazamadığın her başarı seni bizden uzaklaştıracaktır. adamlığına, müthiş karakterine, karizmana, sana olan sevdamıza rağmen uzaklaştıracaktır. seneye ne yap et; bu işi gerçeğe döndür.
fatih hocamız zamanında bu adama çocuğu koydu (bkz: 2008 avrupa şampiyonası).
akıllanmamıs zübük yine koymamızı istiyor,sene sonu olunca 4. yıldızın sivgri taraflarını ismail kartal ve slaven bilice hediye edecegiz söz.
ersan'ın pozisyonu için net kırmızı kart demiş kişilik. maç bittikten sonra konuşmayla olmuyor işler cnm! samimiyetine inanmamızı istiyorsan maç içinde söyleyeceksin bunları..
geçtiğimiz hafta Lig tv'de ömer güvenç'in konuğu olduğu programda yine yardırmıştır.
Ömer güvenç'in "niye ligin en az gol atan ekiplerindensiniz?" sorusuna özet olarak şu cevabı vermiştir;
-Niye her sorun olumsuz? sen mi soruyorsun bunları yoksa kulaklığından mı geliyor.Fener galatasaray bizden çok gol atmış ama ligin en tepesinde biz varız.
bu arada fener ve galatasaray'dan bahsederken "FUCK THEM" sözünü ağzından kaçırarak orgazm sigarası yaktırmıştır beşiktaşlılara.
Beşiktaş kanseri, çok sakat, ekonomik sıkıntı, taraftar yokluğu, stad dezavantajı ve renkli lobiye karşı hala doludizgin gitmektedir ve fernandes e gösterilen anlamsız kartlar gibi kendisini hükümet güçlerinin tutuklamamasına şükretmemiz gereken beşiktaşın çocuğu. bu akşam sivasspor a yenilse bile takım ; çok yaşa slaven !