gitarı küpesiyle gülerek gelip, şimdilerde ağzında sigarasıyla saha kenarında kanser mücadelesi veren teknik direktör.
adamın saçı beyazladı lan 1 sezonda.
neyse inanıyoruz, güveniyoruz.
karizma, davranış, yaşam tarzı bakımından beşiktaşa tam anlamıyla oturan hocadır. iyidir kötüdür orası tartışılır ki bence çok iyi olmasa da iyidir en azından manciniden iyidir.
karizmatik bulunmayan teknik direktördür, hadi lan oradan.
hakemin üstüne yürümediği için, rakip oyuncunun maçtan önce ve sonra elini sıktığı için, taç atışları esnasında zaman geçirmek yerine topu elleriyle rakip ve kendi oyuncuya verip sırtını sıvazladığı için, oyuncusuna "yere yat, yere yat" demediği için, doğum gününde kulüp çalışanlarına yemek verdiği için ve en önemlisi bu ülkenin alışık olmadığı bir ciddiyetle "oyun"a yaklaştığı içindir efendim.
laz ziya. bugün taktiğin o şapkayla, yürüyüşünle duruşunla, gökhan a yaptığı şakayla, hop oturup hop kalkışınla, tartışmayı ayırışinla bu gecenin yıldızıydin sen hocam.
YAPTIGI HAREKEKTLERLE TARAFTARIN GONLUNU BIR DAHA KAZANA TEKNIK DIREKTORDUR. TEKNIKDIREKTORLUKTE BAZI HATALARI OLABILIR, YANLIS DEGISIKLIK FALAN OLABILIR KUSURSUZ DEGILDIR NETICEDE AMA TAKIMA HERSEYINI VERDIGI ORTADA OLAN ADAMDIR. KENDISINI SEVIYORUZ HAKKINIZLA OYNAYIN SEREFINIZLE KAZANIN DIYEN TARAFTARLAR ICIN BICILMIS KAFTANDADIR. SAHADA SAVASIN OLMADIGINI GORDUK SAKALAR YAPILDI, MAC ORTASINDA ORTALIK HARARETLENINCE ORTAYA GIRIP ORTAMI SAKINLESTIRMISTIR, KARSI TARAFIN KARAKTERLI OLDUGUNU SOYLEREK KOMPLEKSIZ BIR INSAN OLDUGUNU VE MEDYAYA OYNAMADIGINI GOSTERMISTIR. KENDISINI UZUN YILLAR GORMEK ISTERIZ BIZIM ALEX FERGUSONUMUZ OLMASINDA BIR EKSIKLIK YOK.
gerçekten zeki, ahlaklı ve saygılı bir teknik adam. kontrolü hiçbir zaman kaybetmiyor. ezeli düşmanına söyledikleri de müthiş bir olgunluk. umarım uzun yıllar başarıda ve ya başarısızlıkta beşiktaşın koltuğunda görürüz onu
Takım elbise üstüne bereyle çok güldüğüm, adamlığına hayran olduğum, futbol teröristlerine inat son dakika yediğimiz golden sonra rakip takımı soyunma odasında tebrik eden, takımı yenilince ağlayan, oyunu okuyan ama kadro sıkıntısıyla rahat olmayan, Beşiktaş'ımın teknik direktörü.
çok delikanlı, sempatik, dobra olması bir yana bizi asıl ilgilendiren mevzu olan teknik direktörlüğü ilk sene çok inişli çıkışlı geçmiştir. bu sene abidik gubudik maçları kaybetmesek ya da berabere kalmasak çok rahat şampiyon olurduk. ayrıca kupada alt ligden bir takıma 40 bin beşiktaş taraftarı karşsında elenmesini de bir kenara yazdık.
neyse o trenler kaçtı ama slaven bilic'in asıl sınavı şu kalan 4 maç. eğer avantajlı durumdayken ikinciliği galatasaray'a kaptırırsa işi zor. hatta benim nazarımda hiç kredisi kalmaz.
bugün iki fenerbahçeli arkadaşım da slaven bilic'i sevdiklerini söylediler bana,düşünün ezeli rakiplerimiz bile severken biz bu adamı yere göğe sığdıramamakta haksız mıyız?