prensipleri gereği dökümanlarını, özel belgelerini ortadan kaldırıp yakan, kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini düşünen, psikoanalitik kuram'ın kurucusudur.
iki önemli psikanalist üstadından biri. diğeri ercisson. fikirleri karşılaştırılır ve tartışılır psikiyatri dünyasında.
"her şeyi cinselliğe bağlıyor" hakkındaki en laçka eleştiri. anlaşılmayan nokta esasında her şeyi "tatmin olmaya" bağladığı. e tatmin olma amacı gütmeden yaptığımız tek bir davranış söyleyin bana! "iyi de cinsellik tek aracı değildir bunun" diyeceksiniz. değil zaten. sadece en geçerli, yaygın, kolay ulaşılabilir aracı. zaten freud da, cinsel doyuma ulaşmadığımız çocukluk yıllarında bulduğumuz alternatif yöntemleri ergen dönemlerinde de aradığımızdan, orgazm ile bile tatmin olamadığımızdan bahsediyor. şu halde her şey cinsellik odaklı diyip kestirip atmadığını söyleyebiliriz.
kaldıralım cinselliği. cinsiyetlerin anlamı kalmaz öncelikle, karşı cinse kendini beğendirmenin anlamı kalmaz. erkeklerin bu uğurda ürettiklerini düşünün bir, sanıyor musunuz ki erkek erkeğe kalsalar telefon falan icat etmeye kalkacaklar, yan gelip yatar hepsi lan. ve kadınlar; moda, güzellik saplantılantılarından, kıskançlıklarından eser kalacak mıydı cinsellik olmasa. selülit diyip duracaklar mıydı. selülitin adı bile konmayacaktı be. kaldırın diyorum cinselliği, ve geriye hiçbir şeyin kalmadığını görün.
bir kitabını okumak yetmez. yanlış tanım yer eder kafanızda. zira bütün kitapları birbiriyle ilişkili konulardan yazılmıştır ve birbirini referans verir.
Çoğu kişinin bu adama hayran olduğu kişilik. Ancak benim bu adama nasıl hayran oluyorlar dediğim durumda var. Bu adam "Her şeyi cinselliğe bağlayan adam" olarak adlandırılır.
Kızların babalarına karşı cinsel istekte bulunduğu, erkeklerin de annelerine karşı cinsel istekte bulunduğunu ortaya koyar.
Nasıl bir düşünce haznesidir, hala anlaşılamamıştır.
öz abisinin, gerçek babası olduğu, bu yüzden ruh sağlığının yerinde olmadığı ve söylediklerinin saçmalık olduğu öne sürülen psikoloji adamı.
bahsederken çok sert esecek olan o beyin fırtınasına dikkat edilmelidir.
insanların zihninde irrasyonel dürtüler olduğunu ve insanı bu irrasyonel düşüncelerin yönettiğini söyler. eğer insan topluma uyumlu bir birey olacaksa , bu bahsedilen irrasyonel düşüncelerin bilinçaltına itilmesiyle olur demektedir.
kullandığı yöntemler hala kullanılsa da birtakım önemli eleştirilere maruz kalmıştır. bunlardan biri her şeyin temeline cinselliği koyamayacağımız gerçeğidir. zira insan salt cinsellik ve saldırganlık dürtüleriyle donatılmış değildir. bir diğer eleştiri de bu yöntemin her şeyin çözümünü barındırdığı inancı üzerinedir. çünkü psikolojide hiçbir yöntem tüm sorunların çözümü olamaz. çözüm bulduğu alanlar sınırlı olmak zorundadır.
bilinçaltını, bilinçüstünü, egoyu, süperegoyu, idi ve daha birçok psikolojik terimi bilim dünyasına kazandırmış bilimadamıdır kendileri... ne yazık ki cinselliğin gölgesinde kalmıştır...
insanın bütün psikolojik temellerini libidoyla açıklamaya çalışmış olan freud'un , kuramını anlayabilmek için kendisininde mutlaka psikoanalize tabi tutulması gerekmektedir kanımca. hayatı kimi zaman bir ilüzyon olarak tarif eden freud'un babasının dayısı olması nedeni ile bilinç altında biriktirdiklerini kuramından bağımsız olgular olarak düşünmek kendi tanımladığı kaideler açısından da mümkün değildir. "tanrı" kavramını çocukluktan gelen baba anlayışı ile eşleştirmesi ise tamami ile güdük bir saptamadır. zira freud , analizlerini yaşadığı toplumun dini esasları ile yapmış , diğer inançları özellikle islamiyeti incelememiştir.
küçük erkek çocukların büyüdüklerinde makinist* ve şoför olmak istemelerinin sebebini araçlardaki ritmik hareket olduğunu açıklamıştır.
yok çekinmemiştir.
bir kanser hastası olan sigmund freudun son dönemlerinde kendi isteği doğrultusunda doktoru Schur tarafından 0.021 gr morfin verilerek Sigmund hayatına son verir. Bu küçük doz yeterliydi, gönül rahatlığıyla iç geçirdi ve huzur dolu bir uykuya daldı.
yaşamın sadece bilinçle ibadet olmadığı bilinçdışında da bir yaşantının olduğunu öyleyerek psikolojide yeni bir çığır açmıştır.herşeyin bir nedeni vardır ve hayatımız sürekli nedenler ilişkisidir.mesela aklımıza gelen bir melodinin bilinçdışına ittiğimiz bir olay olduğu.
facebookta arkadaş, sürekli ellerini iki yana açıp, çoşkulu bir şekilde mutluluk hormonu salgılarken ki fotoğraflarını eklemiş profiline. bu şekilde o kadar çok fotoğrafı var ki okur, aklınıza ister istemez freud gelir.
işin garip tarafı arkadaş bu durumun farkında olmadığını söylüyor.
sizinde bu duruma benzer farkında olmadan ritüele binmiş davranışlarınız varsa okur, cevap sigmund freud'dadır.
psikanaliz'in babası
Breuer'nın öğrencisi
lou salome'nin arkadaşı
yahudi kökenli
nietzsche ağladığında'nın baş kahramanlarından biri
psikanalizde iki nokataya yoğunlaşmıştır.
birincisi: çocukluk
hayatımız çocuklukta yaşananlar üzerine inşa edilmiştir. yıllar geçse bile unutulmaz ve izlerini taşır. bu nedenle piskanaliz yapılırken çocukluğa inmek gerekir.
ikincisi: cinsellik
cinsellik toplumda ayıp olarak kabul edilen bir kavram olduğu için insanlar bu duygularını bastırırlar. bu da nevrozlara sebep olur.
bu ve benzeri arkadaşlar için bi ekip oluşturuluyomuş. tespit ettiklerinde, cümle sahibinin, çapını, tabiyatını, kalp ritmini, tiyniyetini, dübürünü, geleceğini ve zihniyetini itinayla skiyorlarmış, bu çok net!