ulu insan. bunu bir hocam lisede sapık diye anlatmıştı. ders boyunca sapıklıklarını anlatmıştı. işte türk eğitim sistemi bu olsa gerek. bir bilim insanına sapık değip, derste onun sapıklıkları anlatarak psikoloji de akademik başarı bile elde edebilir insan bu ülkede. bizde bilim adamlarını anlatırken. şu ahlaksız, şu dinsiz, ah şu pagan tanrılarına inanıyormuş diye ders mi anlatılır? size diploma veren yök' ün kulağına kaplumbağa işesin hemi.
otu boku cinselliğe bağlayan, aşk denen şeyin cinsel dürtülerden ibaret olduğunu savunan, "hiçbir erkek, cinsel ilişki kurmak istemeyeceği bir kadınla yakın arkadaş olmaz" diyen, "tuttuğumuzu sikelim" kafasındaki godoş. ne güzel demiş ah muhsin ünlü; freud diye bir şey yoktur!
Bazıları vay be bazıları adam haklı bazıları da hadi len ordan dedirten aforizmaları vardır.
___________________________________
Annesinin gözdesi olan erkek hayatı boyunca kendisini bir kahraman gibi hisseder...
***
Aşk yoktur, libido vardır...
***
Bilinç, hayatın zalim gerçeklerine karşı iki temel savunma geliştirir: "kaygılı gerçek" ve "inkar"...
***
Bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır...
Bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır...
***
Bir insana vazgeçilmez olduğunu hissettirdiğinizde ilk vazgeçeceği kişi siz
olursunuz...
***
Cinsel dürtünün çocuklukta bulunmadığı ve ancak ergenlik döneminde uyandığı genel olarak kabul edilmiştir. Bu, sonuçları bakımından ağır bir yanılgıdır. Çünkü cinsel yaşamın temel koşulları karşısında içine düştüğümüz bilgisizlik bundan ileri gelmektedir. Çocuğun cinsel gösterilerinin derinliğine inersek, cinsel dürtünün ana çizgilerini açığa çıkarırız; bu dürtünün evrimini anlarız ve nasıl çeşitli kaynaklardan çıktığını görürüz.*
(bkz: Çocukluk mastürbasyonu)
***
Gittiğim her yerde, benden önce oraya gitmiş bir şair buldum...
***
Güç ve güveni hep dışımda aradım... Ama bunlar insanın içinden gelir... Ve her zaman oradadırlar...
***
Henüz yanıtlanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de yanıtlamayı başaramadığım çok önemli bir soru var:
'Kadın ne ister..?'
sorusudur bu...
***
Hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.*
(bkz: Nefes alsın yeter)
***
insan saldırılara karşı kendini savunabilir, ama iltifatlara karşı savunmasızdır...
***
ismini unuttuğunuz kişi hakkında muhakkak olumsuz bir düşünceniz vardır...*
***
Kendini öldürme arzusu, daha derinde; başkalarını
öldürme arzusunun
projeksiyonudur...
***
Medeniyetin ilk şartı adalettir.
***
Özür dilemek, senin haksız olduğun, karşı tarafın haklı olduğu anlamına gelmez... Verdiğin değerin egondan yüksek olduğunu ifade eder...
-Sigmund Freud
__________________________________
Faşizmin Freudun ailesini yıktığı günler başlamıştı... Freud babasını ve en sevdiği torununu kaybetti arka arkaya...
Torunu öldüğünde hayatında ilk kez ağladı... Çene kanseri olmuştu...
Arka arkaya ameliyatlar oluyor ancak fayda etmiyordu... Aile Londraya gitmeye karar verdi... Minna önceden gitti...
Arkasından Freud ve Martha geldiler...
82 yaşındaydı ve Londra onları
hayatlarındaki bütün felaketlere karşın güzel karşıladı...
***
Biliyordu ki Londrada ölecekti Freud...
Faşizm Avusturyayı ve tüm Avrupayı kasıp kavuruyordu...
Zor bela vize alarak ailesiyle birlikte Londraya kaçabilmişti...
Torununu kaybetmiş ve bu olay onu çok etkilemişti... Kendisi kanserdi ve
ağrıları dayanılmazdı...
Bir tür ötenazi istedi doktorundan...
Fazla miktarda morfin vermesini istedi doktorundan... Doktor Marthanın onayını alarak, Freuda morfin yükledi... Freud ertesi sabah uyanmadı... Ölmüştü...
çoğu zaman kendime ait özel günlerin tarihlerini bile unuturum ama onun ölüm yıl dönümünü unutmadım.
ölümünün 75. yıl dönümünde saygı ile anılan büyük insan, psikanalizin babası.
Gerçek tespitlerini korkusuzca, kendini ve insanları kabullenerek açıkladığı için korkak bilgisizler tarafından ıyy cok terbysz.s.s denen psikanalisttir.
cinselliği hastalık gören zihniyetin sapık gördüğü kişi.
kendisi psikanalizi kurmuştur.
bu gün piskolojiye girişte bile ilk karşılaşabileceğiniz insandır.
"histerik saplantı" olarak beynime kaydettiğim yöntemi olan,
psikanalizmi bir yerlere taşımak adına kayda cidden değer çalışmaları olan,
lakin bence bu alana kalın çerçeveli gözlükler takan isimdir.
Nazilerin viyana'ya girmesi ile avusturya'yı terk edip londra'ya yerleşmek zorunda kalan psikoanalizin babası. Sigmund londraya istediği kadar kişiyi götürebilecek yetkiye sahip idi. Doktorunu doktorunun ailesini, baldızını ve hatta köpeğini bile londra'ya götürmüş iken kız kardeşlerini avusturya'da bırakmıştır. O zamanlarda seyahat yasağı konduğu için freud'un kız kardeşleri nazilerin esir kamplarına düşmüş ve belki de sabun olarak hayatlarını yitirmişlerdir.
insan psikolojisini bu kadar iyi yorumlayan bir adamın kendi özel hayatında problemler yaşaması insanı hiç şaşırtmıyor çünkü insanoğlu yaşadığı problemler üzerinden çözüm arar. Gene de alanında çok başarılı bir bilim adamıdır.
psikoloji denilince akla gelen ilk isim.kendisi çene kanserinden ölmüş bir dehadır. adleri hiç sevmezmiş. libido ve bilinç dışı kavramları üzerinde çok fazla durdu. karısına sadık bir adammış. bununla birlikte tüm insanları en doğru biçimde çözümlemiştir. id, ego, süper ego kavramları ile kişiliği ve kişilik gelişim dönemlerini açıklamıştır.
şu açıklamaya bakarak "sertleşme sorunu var" teşhisi koyar mıydı acaba?
"rte: "Tayyip Erdoğan çok sert diyorlar evet sertim eğer bunlar böyle devam ederse bende sert olmaya devam edeceğim" http://www.milliyet.com.t...detay/1922296/default.htm
Her insanda aşağılık duygusunun var olduğunu düşünür. Egonun aslında normal olmasına rağmen çevre tarafından ayıp görülmesi aşağılık duygusuna sebebiyet verir. Bu duygu beyindeki kimyasal olayların bir sonucudur. Doğal olarak ta bu tutum irade dışı bir eylemdir. Ego ideali aşağılık duygusunu iki şekilde dışa vurur. Ben sadece melankoli kısmıyla ilgileniyorum. Eğer bu melankolyadan kurtulan birey kendini üstün gören aşırı kibirli bir bireye dönüşür.
Aslında aşırı öz güven sahipleri bu öz güveni aşağılık komplekslerinden alır.