aklımdan geçen sözler
kalbimden gelen sesler
hepsi bir orman oldu
bir kibritle yok oldu
ben sigara
dumanının altında
yana yana
en sonunda kül oldum
sen kibritin hiç yanmayan ucunda
birinin hayatından geçmiş oldun
...
müslüm gürses'in son albümünde yorumladığı bu şebnem ferah şarkısı, sözleriyle tutunamayanlar'dan şu cümleyi de destekler hâlde ve benimki de dahil pek çok hayata tanım içermektedir:
"hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundan ibaretti." sf.31, tutunamayanlar, oğuz atay.
fazla söze hacet yok. aslında var ama..bazen görüyor ki insan, böyle özetlenebiliyormuş her şey. hevesi de kaçıyor. 'ben yıllarca anlatmak isterdim' sözü dökülüyor içimize, şanslıysa dilimizden taşıyor. tabii ki şanslı olurdu..o burukluk hissi içinde sıkışmayı kimse hak etmiyor, bir düşünce dahi.
sigara kadar kullanıcısının karakteristik özelliklerine bürünen başka bir nesne daha yoktur. sigara içen bir insanın onunla kurduğu ilişkiden kişiliği hakkında hiç de yabana atılmayacak ipuçları elde etmek mümküdür. dalı parmaklarının arasında konumlandırma biçimi, içine çekerken ki jestleri, söndürme şekli, seçtiği marka ve daha pek çok detay kullanıcısının karakterinden minik izler taşır.
zararları hakkında yeniden bir şey söylemenin anlamı yok, fakat bağımlılığı kimi zaman insanın kendisinden utanmasına neden oluyor. geçen akşam nasılsa evde yedeğim var diyerek, bakkala uğramadan eve çıktım. sabaha karşı mevcut paket tükenince çekmeyece yöneldim ve hesabımın yanlış çıktığını görüp ne yapacağımı bilmez bir halde evin içinde dolanmaya başladım. insan gibi yatağa girip uyumak yahut birkaç saat sigarasız kalmak gibi seçenekler varken, ben anlamsız bir telaşa kapıldım. bir umutla her tarafı didik didik aradıktan sonra aylar önce armağan edilmiş bir havana purosunu bulunca mal bulmuş mağribi gibi saldırdım. puroyu öyle bir içime çekişim vardi ki, utanç verici...
içilendir. candır. ancak bir arkadaşımın başımdan geçen şöyle bir ankdotla beni iyice pıstıran şeydir:
bir tanıdığımızı ziyarete hastaneye gitmiştik. hastanenin önünde bir yandan doktorun izin vermesini beklerken bir yandan da sigara tellendirmekteydik. o sırada önümüzden geçmekte olan tekerlekli sandelyede saçsız sakalsız bir amca vardı. amcayı iten kişi (tahminen kızı veya gelini) karşıdaki bakkala girdi falan; biz de "amcayla bir iki muhabbet çevirelim." dedik.
arkadaiım gayrı iytiyari sordu:
"amca n'oldu?"
amca da gayet sinirli cevap verdi:
"ananın .mı oldu nolucak! o elindeki oldu."
bazen bırakmayı denesemde,bulunmayacak kadar güzel bi dosttur. konuşmaz,söylenmez sıkılınca yakarsın sevinince yakarsın itirazı yoktur sen yakarsın o susar ortak olur sana, zaten dostta böyle olmamalımı.seviyorum seni maaşıma ortak olsanda seviyorum canım sigaram.
bir tek seni seviyorum şu hayatta sen de pis bir şeysin ya, üzülüyorum, acıyorum kendime.
bakıyorum yine sen yanımdasın... bi git lan...iki dakika yalnız bırak beni.