sezen aksu

entry1979 galeri84
    275.
  1. filiz aygündüz'ün deyimiyle, "şeytan arabalarına üfleyen ozan" o.
    2 ...
  2. 276.
  3. insan gibi insa... kadın gibi kadın... sanatçı gibi sanatçı.
    2 ...
  4. 277.
  5. 278.
  6. kraliçem o benim.

    sonsuz teşekkürler sezen diyor zeynep oral bir yazısında...

    ben de aynı şeyi söylüyorum;
    sonsuz teşekkürler.
    hiç şarkısız bırakmadın bizi, bırakmamaya da devam ediyorsun.

    bodrum'da sana "şarkıların hiç bitmesin" diye haykıran kişiye verdiğin cevap, "hep paylaşacağım, şarkı yapabildikçe."

    her duygumda, her anımda tutunacak bir dal sundun bana, hep sun...
    Hep devam et...
    Sonsuz teşekkürler sezen.
    3 ...
  7. 279.
  8. çok özletiyor kendini bu aralar.Sezencim ayakkabı da yap ama televizyona da çık biraz,özledik güzel yüzünü.
    2 ...
  9. 280.
  10. çok büyük ihtimal uzun süre daha kendisini özletecek kraliçe, maalesef.
    ocak ayı albüm dedikodusu olsa bile doğruluk payı çok zayıf.
    mayıs'a kadar da sezen yok.
    almanya hollanda konserleri var, şimdi de amerika'ya gidecek.
    dolayısıyla, sezen değil tv'ye sahneye bile çıkmayacak bu aralar büyük ihtimalle.
    2 ...
  11. 281.
  12. vakti zamaninda Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra adli müzikalinde sener sen, ilyas salman ile karsilikli döktüren kişi.
    2 ...
  13. 282.
  14. 283.
  15. kendimi sorgularım ara sıra acaba ben mi bu kadar abartıyorum bu kadını acaba diye.yoksa o da normal mi bizim gibi.ama yok sonraları bunun nafile bi çaba olduğunu anlıyorum.bir insan bu kadar şeyi aynı anda yapınca pek normal insan statüsünde olamıyor kendi ne kadar ısrar etse de.
    2 ...
  16. 284.
  17. bu arada unutmadan söyliyeyim.mustafa cecelinin söylediği ciğerim yanar adlı şarkının söz ve müziği sezenime aittir.Onno tunç için yazılmıştır.
    2 ...
  18. 285.
  19. eskilere takılı kalmıştır kraliçem bu aralar biraz.Amerikada kendini toplar umarım biraz.
    2 ...
  20. 286.
  21. 2005 yili istanbul acikhava tiyatrosu konseri sonrasi kulise girdigimde, sonradan 14 yasinda oldugunu ögrendigim aglayan özürlü bir cocugun annesi sezen e: nasil bir insansiniz siz, bu yasta bir cocugu bile etkiliyorsunuz dediginde kralice: "duygularin yasi yoktur." demisti. O an itibariyle ona bir kez daha asik oldum.
    2 ...
  22. 287.
  23. zekasından bir tutam istediğim yüce varlık.
    2 ...
  24. 288.
  25. şarkı sözlerinin anlamlarına hayran olunan, türk müziğine kazandırdıkları düşünüldüğünde acaba o olmasa durumu ne olurdu denilen sanatçı.

    hamiş: öğrendiğime göre uzaktan akrabamız olan zat. babamın bilmem kaçıncı göbekten kuzeni, sezen aksu'nun yeğeni.* bendeki bu aşırı müzikal yeteneğin(!) de nerden geldiği belli oldu artık.
    3 ...
  26. 289.
  27. belki biraz muhalefet olmama neden olan hanımefendidir. çünkü kendisini pek sevdiğim söylenemez. yani benim sevdiğim birine nasıl laf edildiğinde nasıl vatan millet sakarya diyerek ayağa kalkıyorsam eminim onu sevenlerde benim yazdıklarımı okuduklarında aynı duruma geleceklerdir. ''hopp kardeş ne diyorsun?'' gibi sözcükleri beklemekteyim kısacası. yapmak istediğim saygıda kusur etmeden bir nebze olsun beğenmeme nedenlerimi açıklamaktır. yahu geçen seneydi galiba sezen aksu beyaz showa çıktı herkes ayakta aman sabahlar olmasın halinde evdekiler de dahil televizyonlar açık ama esneyen ağızlarında kalır yanı yok. nedeni o güzelim parçaları dinlemekmiş doğrusu o parçaların aralarında tabii ki benim de sevdiklerim var ama sezen aksunun hafiften türkiye nin edith piaf ı haline getirilmesi olayını anlayamıyorum. yani iki devrik cümle kendinden şaşmış (bazılarına göre aşmış) sözcükler kullanarak şarkı sözü yazmak tüm türkiyeyi ayağa kaldırmaya her yerde söylenmesine yetiyormuş. anlamadığım bu noktada şudur madem sezen aksu bu kadar mühim bir insandır sevmemek onu suç mudur? hayır efendim. ben onun kelimeleri bir yana yatmış şarkı sözlerini hiç de sevmiyorum. bir de geçenlerde biri televizyonlarda demez mi ''herkesin hayatının bir yerinde sezen aksu şarkısı vardır.'' diye içimden gel de beni gör bi sen dedim. anlamıyorum... aslına bakıcak olursanız hiç de sevmediğim bir iş olan kıyaslamayı yaptığımızda daha daha iyilerini nerelere nasıl yakıştıracağız onu merak ediyorum.
    4 ...
  28. 290.
  29. (bkz: yaşar gaga)ki kendisi sezenin menejeri olur bu kadar mı sezene benzer.
    2 ...
  30. 291.
  31. (bkz: yaşar gaga) ki kendisi artık sezen'in menejeri değildir, ama gerçekten çok benzer.
    2 ...
  32. 292.
  33. 2007'de SEZEN AKSU

    2007'de Sezen yazısı için en uygun başlangıç sanırım, 2007 yılına girişimiz olur.

    Sezen ve Çakkıdı...

    2006'ya damgasına vuran şarkı ve Sezen'in yılbaşı konseri.

    Sezen ile girdiğimiz yılbaşı bol Sezen'li geçecekti elbet, fakat bir albüm eksik kalacaktı.
    Sezen 2006'dan sonra 2007'yi de albümsüz geçirdi. Hala da albüm çıkarmaya çok niyetli durmuyor, en azından yakın geçmişte.

    14 Ocak 2006'da Beyaz Show'a çıkan Sezen Aksu, 14 Ocak 2007'de de boş durmuyor, ya Onno'sunun acısını hafifletmek için, ya da sadece büyük bir tesadüfle, 14 Ocak 2007'de, Sezen ve Radikal gazetesi çıkıyor.

    Sezen Radikal'de yazdığı baş yazıda, "gülümse..." diyor. Orhan Pamuk'un aksine, kişisel ihtiraslarını, egolarını gazeteye yansıtmıyor, Onno'yu manşete taşımıyor, Türkiye'nin beş ayıbı diyor.

    Hatta Sezen'le öyle çok alakası olmayan bir tanıdığım bile o manşetin ardından "Sezen gözümde büyüdü" diyor. Çok doğru bir şey yapıyor yine Sezen.

    Ayrıca yine 14 Ocak 2007'de, Sezen Aksu iki haftalık bir programa konuk oluyor; "Güneri Civaoğlu ile Şeffaf Oda."

    Uzun zamandır duymak istediğim şarkıları söylüyor, Küçüğüm'ü söylüyor, Beni Unutma'yı söylüyor.

    Mest ediyor.

    23 Ocak'a geldiğimizde bu senenin ilk arşiv serisi çıkıyor, Ahşap Kutu ve çok kısa bir süre içerisinde tükeniyor.

    Ayrıca Sezen Ocak ayında öldürülen Hrant Dink için ağıdını da yakıyor; "gitti cancağızım gitti..."

    29 Ocak'ta Amsterdam'da sonrasında da Rotterdam'da sahneye çıktı.

    Powertürk müzik ödüllerinde en iyi kadın sanatçı ödülünü alıyor, almakla kalmıyor ödülü almaya gitmiyor, bir sürü spekülasyona yol açıyor.

    10 Şubat'ta Bostancı Gösteri Merkezi'nde bir konser veriyor, sonrasında benim ilk gittiğim 2007 konserini 14 Şubat'ta izmir'de veriyor.

    Repertuar ısrarla değişmiyor, aynı şarkılar dillenip geziyor desek de 10 Şubat'ta bir kıpırdanma oluyor.

    23 Şubat geldiğinde, Sezen destekli Ferhat Göçer albümü Yolun Açık Olsun çıkıyor, Sezen'in dizeleri var o albümde, "gurubun rengi boyarken bi de sahili turuncuya hiç tadım yok..."

    29 Mart'a kadar sessizliğini korudu Sezen, ve sonrasında önce Mydonese'da sonra da Bostancı'da konser verdi.

    Akın Ok'un "Kraliçe'nin Büyüsü" isimli, sözde Sezen'i anlatan kitabı yoğun tepki çekiyor, baştan aşağı ticaret kokuyor.

    2 Nisan'da Fashion Tv konserinde, sahneye çıkıyor. Müthiş bir kıyafet giyiyor, Fashion Tv konserin yalnızca 2 şarkısını o da banttan veriyor.

    Yine aynı aralar, Sezen, Sıla'nın setini ziyaret ediyor.

    23 Nisan 2007'de, canlı yayınla Halit Kıvanç'ın konuğu oluyor ve orada yepyeni bir şarkısını seslendiriyor, konserlerinden sonra, "beşik gibi sallar hayat bizi..."

    Ve o büyük tartışmaların başlayacağı 14 Mayıs geliyor, başlı başına bir olay.

    Ferda Anıl Yarkın başlatıyor özüne inersek bu olayı, "Şinanay Fuat Güner'in" diyor bir danışıklı dövüş içerisinde Fuat Güner onaylıyor ve Oray Eğin "Sezen hep yapar böyle şeyler" diyor. Onno'suna laf geliyor, kendisi için olsa susar oturur, ama Sezen bağlanıyor, Şarkı Söylemek Lazım'a...
    Kendi şarkısından yararlanıp kendi yedikleri çöplüğe pisleyen kedi misali Sezen'i çamurlayan o pis yarışmaya...

    "Hayır..." diyor "bu şarkı Onno'nun."

    Oray sataşıyor, "o çok istediğiniz kavga ortamına girmeyeceğim, lütfen yazınız beni." diyor.
    Dosyalar açılıyor, Sezen adı kullanılarak prim yapılmaya uğraşılıyor.
    Ne mi oluyor?
    O haftaya kadar 1. sırada olan yarışma, birkaç hafta geçiyor, bu konu dallanıp budaklanıyor ki "20." sıraya geriliyor.
    Birkaç magazinci ve Oray Eğin, Sezen'in üstüne gitmeye devam ediyor. Ve Sezen o olayların ardından ilk kez, Yeditepe Üniversitesi'nde konsere çıkıyor, durum bildik değil, her zamankinden daha fazla, daha yoğun Sezen çığlıkları...
    Ters tepiyor o yaptıkları, Sezen seviliyor, çok seviliyor.
    Oray Eğin'in imajı iyice kötüleşiyor, Fuat Güner'in programı rating yapmıyor.
    Sezen'e sataşma modası içerisinde Niran Ünsal da bir şey yumurtluyor, albümü elinde patlıyor. Satışları çok düşük kalıyor.
    Yapılan kamuoyu araştırması gösteriyor ki Sezen'e destek en yüksek seviyelerinden birine ulaşıyor.
    ilk Harbiye konserinde Sezen önce bu olaylara ithafta bulunuyor, Onno'suna sesleniyor, "yol arkadaşım gördün mü, duydun mu olup bitenleri?"
    Sonra da Fuat Güner'e, "hiç beklentimiz kalmamış dosttan bile..."
    En sonunda da verdiği konserler gazetelerin sürmanşetine çıkıyor.
    Sezen çok seviliyor, kolay değil onu yıkmak, şimdi Ferda Anıl Yarkın da yok oldu, Oray da, Fuat da...

    Hangisi hatırlanıyor?

    Yaza doğru, Emel'in albümü çıkıyor, Evlenilecek Kızlar patlıyor, ama asıl Sezen hayranları tarafından sevilen şarkı başkası oluyor; "Yaralıyım elbet, bir arıza bir iz, bırakabilir o kadar olsun..."

    Hande Yener de Sezen desteğiyle çıkıyor, "kibir bir canavar gibi bekliyor pusuda..."

    Sezen aşıyor bazı şeyleri, "kendimden caymam lazım, zor..." diyor.

    Burak Kut'u da yeniden ihya ediyor, "çarpa çarpa kendisi öğrensin..." diyerek.

    Ebru Gündeş geliyor, "bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?" diye soruyor Sezen.

    Özcan Deniz'de bir Hediye "hediye" ediyor.

    Mayıs ayında Onno Tunç şarkıları çıkıyor, Sezen orada haykırıyor, "yine bana gel, yana yana yine beni sev..."

    Sibel Can'a da iki şarkı veriyor Sezen, "kim bilebilir kimin halini.."

    THY'nin gecesinde de sahneye çıkıyor Sezen ve sonrasında Harbiye konserleri başlıyor.

    27-28 Temmuz'da özel bir konseptle Harbiye sahnesine çıkan Sezen, 6 konser vermiş oluyor, sadece Harbiye'de.

    Cem Yılmaz'ın burası ne zaman dolar sorusuna bile Harbiye görevlileri, "Sezen Aksu çıktığı zaman" diyorlar.

    Geleneksel yaz konserleri sürüyor. Bu sene 9 il'e birden gidiyor ve bu illerin arasında bir de VAN var.

    Kendisine star diyen, diva diyen, megastar diyen bir sürü isim ayaklarını istanbul'dan dışarı zor çıkartıp ancak Bodrum'da konser verirken, Sezen Türkiye'yi dolaşıyor, Levent Yüksel'in "o star değil ki o bizden biri işte" sözünü haklı çıkartırcasına...
    Bir yandan Hasankeyf sular altında kalmasın diye çığlık atıyor...
    Bir yandan çocuklar için yazılar yazıyor...
    Bir yandan ebru yazıları...

    Sezen durmuyor.
    Çeşme'de Emma Shaplin'le aynı sahneyi paylaşıyor, ertesi günlerde bir yazı düşüyor basına, "Sezen'den ders almalı Emma Shaplin, nasıl sanatçı olunur dersi..."
    Özel konseptli konserlerde birçok şarkıyı söylüyor, seçim hakkında da yorum yapıyor bir konserinde, "ya def, ya ır... göreceksiniz gidecekler."
    gitmiyorlar o ayrı... ama en azından deniyoruz, "ya def, ya ır..."
    Her yerde zirvede, izmir'de bağırıyorlar, "Cumhurbaşkanı Sezen..." diye, Sezen'in cevabı manidar, "ben oraya çıkarsam her gün cinayet işlerim."

    Sezen çeyrek albümünde 1980'i söylüyor, "gitme gitme, gittiğin yollardan dönülmez geri..."

    Hayvanları koruma derneği konserinde sahneye çıkacakken, aniden düşüp kalçasını incitiyor, bu yüzden sahneye çıkamıyor.

    Fakat aynı aralar hemen toparlanıp, diğer konserlerini yapmaya devam ediyor, Ankara konserinde de siyasi mesajlar veriyor, bacağını örtüp, "aslında bu örtü başımda mı olmalıydı" diyip kahkahayı patlatıyor.

    Turneyi yine çok özel bir konserle kapatıyor, bir sürü kişiyle beraber şarkılar söylüyor, en son da Sezen bizi meyhaneye götür yapıyor.

    Sertab Erener'in 15. yıl konserinde onunla beraber haykırıyor, "hadi yüreğim ha gayret..."

    Sonra bir açıklama düşüyor ortalığa, "Aralık'ta albüm çıkacak, bekleyin."

    Herkes sabırsız, bir de "dvd" diyor aynı duyuruda.

    O sıralar Kaybolmayan Yıllar arşiv serisi çıkıyor, ahşap kutuda değil bu kez, dvd tarzı kutularda.

    7 Ekim'de herkes için bir gurur kaynağı olabilecek bir şey gerçekleşiyor, kolay kolay ingiliz sanatçıların bile sahneye çıkamadığı Royal Albert Hall'e bir Minik Serçe konup, şakıyor.

    Konser yankılanıyor ülkede, her yerde boy boy fotoğrafları çıkıyor konserin, Sezen de belli ki çok neşeli o gün.

    "Bir kedim bile yok..." dese de...

    Bu arada Sezen CowParade'de, sosyal mesaj içeren bir inekle boy gösteriyor, manşetlere çıkıyor yeniden, "hiç kavga bilmez gülle yaprak..."

    Zeynep Oral'ın, "O Güzel insanlar" isimli kitabında Sezen yer alıyor. "Sonsuz Teşekkürler Sezen..."

    Bizi hiç şarkısız bırakmayan kadın...
    3 ...
  34. 293.
  35. hata kodu (bkz: oha) * :)
    YAZININ DEVAMI
    Altın Portakal Film Festivali açılış konserini veriyor Sezen, yine bir gaf yapıyor, ama şarkılarıyla toparlıyor ortalığı, "usul yaklaş, çocuk kalbim kırılır..."

    Ajda Pekkan ve Nilüfer'le sahne alacak Sezen, eğitim için, ama ne acıdır ki, ülkemiz büyük bir yasa bürünüyor. Doğal olarak eğlenmek yok, konser erteleniyor.

    Unicef için bir mektup yazıyor, çocuklar için uğraşıyor gene Sezen.
    Sonra o eğitim konseri gerçekleşiyor, üç büyük isim aynı sahnede, Sezen en ortada haykırmakta, "el ele, beraberce, belki de olur..."

    Ve gene kötü bir haber, albüm de yok DVD de...
    Sadece Kök var.

    Hayranlarını üzüyor bu kez Sezen.

    Tarkan'a şarkı verdiği konuşuluyor, "Biraz Nezaket" isimli. Sonra binbir bahaneyle albümden çıkıyor şarkı, Metamorfoz isimli Tarkan albümünde, metamorfoza uğramamış bir Tarkan, vasat altı sözler, vasat besteler, güzel düzenlemeler oluyor, ama Biraz Nezaket, Tarkan'ın nezaketsizliğinin kurbanı olup yok oluyor.

    Bir gün Sezen söyler belki demek kalıyor Sezen hayranlarına da.

    Taraf gazetesinin ilk sayısında Sezen röportaj veriyor, 20 soru yanıtlıyor daha doğrusu, "uyuyayım, uyanmayayım..." diyor istediği ölüm şekline.

    Sonra bir albüm çıkıyor, adı Enbe Orkestrası, içinde muhteşem bir şarkı hemen dikkatleri çekiyor, Mustafa Ceceli'nin söylediği, "ten oyalanır, can kanar..."

    Sezen'in Teoman'la düet yapıp, Paramparça şarkısını söyleyeceği konuşuluyor.
    Ardından Takvim isimli bir şarkı geliyor, Yaprak Dökümü albümünde, Sezen imzalı. Belki tepeden tırnağa samimi, belki de sadece bir dizi için, ama Sezen'in konserlerinde sıkça söylediği bir söz şarkıya dökülmüş, "pişman, çok pişmanım esasen..."

    Bir gün Sezen hastaneye kaldırılıyor, 2 gün yatıyor, teşhis grip, spekülasyonu da yapılıyor, öğrenemiyorlar, "sesi bitti" demekle Sezen'i bitiremeyeceklerini.

    Ve Sezen'in son sürprizi, "Kır Çiçeği" oluyor, "kurudum abla..." diyen Suzan Kardeş, bir albümle geliyor. Türk Sanat Müziği albümü Bekriya'da, Sezen'in şarkısı, "Kır Çiçeği", ilk bestelerinden, "ben yaşıyorum içim öldü.."

    Ve Sezen 2007'yi son anda büyük bir sürpriz yapmazsa bu şarkıyla kapatıyor.
    Önemli gelişmeler ve küçük anektodlarla 2007 Sezen böyle geçiyor.

    Bol Sezen'li ve mümkünse Kök veya değil bir adet albümlü 2008 dileklerimle.
    Sağlık, mutluluk, barış ve birbirimizi anlamak... iyi yıllar
    3 ...
  36. 294.
  37. izmirdeki türk sanat müziği konserinde arka sıralardan bir kadın sezene:sezen hiç bişey yapma sen orda öylece dur yeter,sadece bak bize demişti.Aynen benim düşencelerimi yansıtmıştı.kraliçem sen öyle şeyler yaşattın ki şu millete,söylenecek iltifat kelimesi kalmadı senle ilgili.
    3 ...
  38. 295.
  39. onun yaşadığı dönemlerde dünyaya gelmiş olmaktan dolayı insanın kendini şanslı hissetmesini sağlayan "sanatçı".
    3 ...
  40. 296.
  41. kök çalışmasını iptal eden kraliçe.Nedeni meçhul.
    2 ...
  42. 297.
  43. yeni yıl yazısındaki dilekte belirttiğimi yeniden belirteceğim sanatçı.

    kök veya değil, sadece ama sadece "albüm" istiyoruz.

    özledik sezen, çok özledik.

    albümünü çıkar, sonra hadi başla konserlerine...

    görmek, duymak, hissetmek istiyorum seni.
    3 ...
  44. 298.
  45. öncelikle affedin, çok uzun. ekşi'den alıntıladığım bu entry, fikri çok kolay değişmeyen ben'i biraz etkiledi açıkçası.

    paylaşmak istedim arkadaşlar.

    yazan yazar arkadaşımdır uzun zamandır, tümü değil ama çoğu enty'si harika. kendisinden izin almadan alıntıladım, bu nedenle ekşi nick'ini belirtmedim.


    --spoiler--
    kendisi sakıp ağa'nın omuzunda ağlayan bir cumartesi annesidir! hayır anne değil, kraliçedir. cumartesi kraliçesi.
    ingiliz değiliz ama bizim de bir kraliçemiz var. mecazen değil, hakiki manasıyla. çünkü eleştirilemezliğini, onu eleştirenin bu piyasada barınamadığını, iktidarını, dokunulmazlığını ve türkiye'nin en sağlam tabularından biri oldugunu düşünürsek gerçekten kraliçedir diyebiliriz.
    ben kendisini hiç sevmem. leo busgalia tarzı sevgi kelebekliği yapan ve öğüt veren sevgi aşıcılarından hiç hazetmediğim için. sevdiğim şarkıları da ya murathan mungan ya aysel gürel imazlıdır. herkesin sevgilisi olan bir sevgi kelebeği yerine ağzıma demirden leblebi tıkıp beni dumura uğratan bir hayat arsızını bin sezen aksu'ya tercih ederim. sezen aksu'da "ekmek çaldım fırından, gittim yattım biriylen" diyecek cesaret de, "ben sokak kızıyım, başöğretmenin olmadı hiç" diyecek yürek de yok. o sadece "mış gibi" yapıp tribünlere oynar.
    sezen aksu herkesin sevgilisi ve herkes tarafından seviliyor. işte benim onu sevmememin en büyük nedeni de bu! bir insan nasıl 25 yıl boyunca hıncal uluç'la can dostu olup, kendi aleyhinde birşey söyleyene kadar canciğer kuzu sarması olur ve ancak aleyhinde birşey söylediği zaman -ancak o zaman- ona "zalim"liği yakıştırır ve 25 yıl boyunca bu zalimliğe ortak olur? 25 yıl boyunca hıncal uluç sezen aksu'nun şakşakçılığını yapıp ne kadar mükemmel bir kadın oldugundan dem vurdu. hıncal o zamanlar alimdi. ne zaman sezen'in egosuna iğnesinin ucuyla dokundu o zaman "zalim" oldu. 25 yıl kendi şakşakçılığını yapan bir zalimle dostluk edip, zalimi ancak işine gelmeyince ifşa etmek de pek onurlu ve alimliğe yakışan bir hareket değil herhalde? üstelik bir insan nasıl ertuğrul özkök'ün ve sakıp sabancı'nın en sevdiği kişilerden biri olur biraz düşünmek lazım!

    yıllar önce bir dergi "şeytan mı melek mi" diye bir dosya hazırlamıştı. sezen aksu'yla ana oğul/kız gibi olanların nasıl olup da birden bire ondan kaçarcasına uzaklaştığını ya da küstüğünü merak etmişti. bir zamanlar sezen aksu'ya toz kondurmayan çocukları "polemiğe girmek istemiyorum bu konuyu bana sormayın" diye kapatmışlardı konuyu. sonra harun kolçak, sezen aksu'dan kaçan 2 genç müzisyenin ona sığındığını anlatmıştı. ana kraliçe sezen,bu iki yetenekli genci onlara kaset yapmak vaadi ile cemaatine katmış sonra çocukları yıllarca beleş beleş sömürmüş. çocuklar dayanamayıp ayrılmak istediklerini söyleyince de "benden ayrılırsanız sizi bu piyasada barındırmam" karşılığını almışlar. zavallılar korkudan soluğu, bir zamanlar sezen'in cemaatinden olan harun kolçak'ın yanında almışlar ve ona sığınmışlar.
    eğer sezen aksu'nun gülben ergen'den, adını bilmediğimiz yeni şarkıcılara kadar herkese beste vermesinin nedenini üretkenliği ve paylaşımcılığı olarak açıklarsanız ancak çok iyi niyetli oldugunuzu söyleyebilirim. bu kadının tek yaptığı piyasayı domine etmek ve alien gibi yayılmak. gülben ergen gibi birine bile beste veriyor ki gülben gidip ahmet'ten mehmet'ten beste almasın. alırsa ahmet ve mehmet in de ne kadar iyi beste yapabildikleri ortaya çıkar ve herkes sezen aksu şarkısı söylemez de ondan! ve sezen piyasayı domine edemez ! kendisine sorulduğunda bu yeteneğin kendisinin değil allah'ın oldugunu ve ona verilen bir şeyi insanlardan esirgemenin ne kadar tasavvufa ve zen'e aykırı hareketler oldugunu duyarsınız. peki bu allah vergilerinin teki kaç bin dolar? niçin bedava ya da biraz daha uygun bir fiyata değil de binlerce dolara satıyor bu vergileri? ben bilmiyorum ama tasavvufta, ya da sezen aksu ahlakında bir sebebi vardır herhalde. bir tarikat şeyhi gibi kendine biat etmeyenleri piyasada barındırmamasının da insan ı kamil katında bir karşılığı olmalı.
    birkaç yıl önce diyarbakır'a newroz'da konser vermeye geldi. yıldırım türker kendisi için "cesur bir kız çocuğu" diye bir yazı kaleme aldı. ama o cesur kız çocuğu 20 yıl boyunca ankara'dan doğuya serçe parmağını bile uzatmamıştı.ne ordaki savaş hakkında tek söz edip dikkatleri oraya çekmiş ne de "kürt" diye bir yaratıktan bahsetmişti. ancak ohal kaldırıldığı zaman, başbakanın bile newrozu kutlamaya başladığı bir dönem, ortalık süt liman olunca ve kürt demenin bir yaratık gibi algılanmamaya başladığı bir dönemde gitmişti. bu kadar cesurduysa ohal zamanında gelseydi mesela. hadi gelmesinden geçtim, serçe parmağını gösterseydi mesela. ama o bunun için öyle bir dönem seçti ki, gelince "taraf" olmayacaktı. ne "resmi" tarafın sevgisinden mahrum kalacaktı ne de "sivil" tarafın. "tarafsız"lığını ispatlamak için hemen ardından ulus'taki villasını mehmetçik vakfı'na bağışladı ve sonra dedi ki "analar oğullarını veriyorlar, ben villamı vermişim çok mu". çok değil az bile. ne şiş yansın ne kebap.. iki tarafın da gönlü olsun !!
    sonra cumartesi anneleri için aktüel dergisine bir kaset yaptı. ali kırca'nın ana haberlerinde "ben de bir cumartesi annesiyim" dedi utanmadan. nerdeyse her hafta galatasaray meydanında olan ben, sezen aksu'nun saç telini dahi bir kere bile orda görmediğimi söyleyebilirim. serap aksoy, müjde ar ve lale mansur'u kesin bir eminlikle hatırlıyorum ama sezen'in serçe parmağını dahi görmedim. peki nasıl oluyor da cumartesi anası olabilmeyi utanmadan kendine biçiyordu? ben söyleyeyim : "herkesin sevgilisi" olabilmek için. cumartesi analarının ideolojik kısmını ve bu ideolojinin nufus payını düşünürseniz bulabilirsiniz belki.
    tam emin değilim ama bundan bir zaman sonra (ya da önce) ibo show'da sakıp sabancı'yla birlikte arz-ı endam ediyordu. sakıp ağayla kol kola omuz omuzalardı. sakıp ağanın omuzuna başını yasladığını bile hatırlıyorum. herhalde cumartesi günleri biriktirdiği acıyı sakıp ağayla deşarj ediyordu. sakıp ağanın omuzundaki cumartesi annesi.. çok dokunaklı değil mi!!
    kendisine sorarsanız o çoktan egosunu yenmiştir bile. bir kaç sene önce neşe düzel'e verdiği roportajda kendisini tasavvufa verdiğini, egosuyla savaştığını ve artık "ben"i kullanıp kendisinden bahsetmekten vazgeçtiğini anlatıyordu. ama bunu söylemek için 6 yazı dizilik bir roportaj vermesi de çok ironikti! artık kendimden bahsetmeyeceğim diyen ve 6 yazı dizisi bundan bahseden bir insan ı kamil. ben buna kıçımla gülmüştüm ama bu sefer hangi nufusa oynadığı ve kimlerin sevgilisi olma yolunda adımlar attığını bulamamıştım.
    sezen aksu kraliçedir. kraliçelerin sevenleri kadar düşmanları da olur. bizim kraliçenin sorunu ise herkes tarafından sevilmesidir. bir insan aynı anda nasıl hem ertuğrul özkök'ün en sevdiği kadın hem de yıldırım türker'in dostu olabilir bilemiyorum.
    insan, insan kalacaksa taraf olmak zorundadır. olmayanlar sezen aksu olur ve herkesin sevgilisi olarak ölür. bence insanın tarihine yazılan en büyük kara leke de budur.
    --spoiler--
    5 ...
  46. 299.
  47. ekşi sözlükte hakkında yazılmış bir de şöyle bir yazı bulunan kişi, bunu yazan da benim tanıdığım bir kişidir, ben de sorma fırsatı bulmadan alıntılıyorum.

    --spoiler--
    insanlıktan nasibini almamış, kul hakkına girmekten korkmayan, hırsın ve öfkenin ahlakını değiştirmesine engel olamayan kişilerin kötülemesiyle bir şey kaybetmeyecek insan.

    sevilmek de suç oldu anasını satim.

    aslında yazılan her kötü kelimeyi de çürütürüm, uzun uzun anlatırım da, örnekler de veririm. ama ancak yüz binde bire denk gelen; sezen'i sevmemekle kalmayıp "kul hakkına girip kötüleyenlere" bir şey anlatmaya değmez. anlayabilecek "insan olsalar" zaten ellerindeki yanlış bilgilerle onu yazmazlar.

    bu nasıl bir hırs anlayamıyorum. benim de sevmediğim kişiler vardır, hatta -insanız- hiç hiç sevmediğim, aman benden uzak olsun dediğim kişiler vardır ama çıkıp da onlar hakkında kimseye yalan bir şeyler anlatmamışımdır. allah ıslah etsin ne diyeyim. hırslarını dışa vururken şeytana uyanlar aslında kendilerine zarar verdiklerini, bir yerden kendilerine negatif bir etki olduğunu görürler umarım. ve tabii ki aslında bu dünyanın da çok adaletli olduğunu...

    bu arada karmanın da gözünü sevim.

    edit: bu yazıdan sezen aksu eleştirilemez ana fikrini çıkaranlar bence ya çok kötü niyetli, ya aptal.
    --spoiler--


    ben de uzun uzun çürütmek için uğraşmıyorum yazılan her şeyi, zira değmez.
    Kişilerin dışarıdan bu tarz konularda olaya bakışları değişebilir, kişinin neyi nasıl görmek istediğiyle doğru orantılıdır bu.

    Sezen çok seviliyor, bu ülkede...

    Sezen olmasa müzik dünyası da böyle olmazdı, bundan bin kat daha kötü olurdu...

    Türk Sanat Müziği'nin divası, Müzeyyen Senar bile "Sezen yaptıysa güzel yapmıştır" diyip kendini ona bırakıyor.

    Zülfü Livaneli de "her güzel şeyin altında Sezen vardır, Sevdalı Başım'ı bana o okuttu, ben okumayacaktım yoksa." diyor.

    Sezen, kraliçem.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük