"Seni çok seviyorum bebeğim.
Sana hep inandım, değer verdim.
Seni hep kalbimin en üst köşesine koydum çünkü sen oralara layıksın ve de öyle olacaksin.
Tatlı yanaklarını öpmeyi sıkmayı ısırmayı evden çıkıp asansöre bindiğimde bile özlemeye başlıyorm.
Her gün her sabah seninle uyanıyorum seni düşünüyorum çünkü sen benim hayatımın anlamı kadını her şeyisin.
Sevmenin iyi gecelegini;
Sefkatli bir ilgiyle karsimdakinim tum acilarini dindirecegimi;
Birlikte daha iyi insanlara donusebilecegimizi;
Yalnizca sevgiyi paylasarak bile kendimizi su dunyadan milyonlarca kilometre uzakta hissedebilecegimizi;
Bir gule bakar gibi bakmanin, fisildamanin dogru yerlere merhem olabilecegini;
Sanmistim. Ama yanildim.
Hem de oyle bir yanildim ki.. Ve biraktim.
Tukenerek git tim.
çünki bu duygu, dünyada hissedilebilecek en güzel duygudur.
seversin çünki ihtiyacın vardır. seversin çünki sevilmek istersin. düşünülmek, özel olmak, bir kişinin gözünde ne bileyim bulunduğun bir ortamda yada bir mekandaki onlarca, yüzlerce hatta binlerce kişiden daha önemli olmak istersin. seversin çünki ruhunun buna ihtiyacı vardır. seversin çünki bunu yaşamak çok güzeldir. zira çevrendekiler bunu bütün coşkusuyla ve güzellikleriyle yaşarken sen sadece izlemek ve imrenmek istemezsin. severiz çünki sevilmeyi çok isteriz.
bir ibrahim tatlıses filmidir. hülya avşar ile birlikçe rol aldığı film ibretlik bir hikayeye sahiptir, ayrıca ibrahim tatlıses sevmek isimli bir şarkısı de mevcuttur.
"Bir şey var aramızda
Senin bakışlarından belli ,
Benim yanan yüzümden.
Dalıveriyoruz ara da bir ,
ikimizde ayni şeyi düşünüyoruz belkide.
Gülüşerek başlıyoruz söze ,
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasakta nafile ,
Bir şey var aramızda.
Senin gözlerinde ışıldıyor ,
benimse dilimin ucunda."
sevmek tanımına ve içimdekilere , dizeleriyle bir nebze de olsa derman olmuş ulvi akgün.
Seversin işte her şeyi. Bazen bir dostu, bazen bir çiçeği, bazen bir köpeği. Ama hepsinden öte bir şey, biri vardır. Ve onun ne olduğunu asla dillendiremezsin. işte o mahveder.
karşılıksız sevmek,sevmenin en yalın hali.
size gömleğini düzeltemediğim, yanına uzanamadığım, resmini görmediğim, kim olduğunu bilmediğim, elini bile tutamadığım adama nasıl aşık olunur hikayesini anlatmak isterim. 5 yılım nasıl çürür hikayesidir bu.
bilgisayar programına aşık olmak gibi bir şeydi sözlük. imkansızlık büyüyor gözünde, çaresizliğin cam kırığıymışçasına batıyor kalbine. çünkü olmaz,anlıyor musun. yine de dünyayı kucaklamak istermişçesine seviyorsun, kedini sever gibi seviyorsun, seviyorsun işte. yarın sabah mutlu olacağını biliyormuşsun gibi bekliyorsun, yarınlar uzadıkça uzuyor, yıllar oluyor sonra, hiçbir şey eksilmiyor içinde ama. hayatında en çok kimi sevdin sorusuna hiç görmediğin bir adamın ismini veriyorsun, hayalindeki tüm fotoğraf karelerine onu yerleştiriyorsun. üstelik onu bile kendin çiziyorsun, çünkü çerçeveye koyup salonda tutabileceğin bir resmi bile yok sende. sadece sana döktüğü kelimeler var, bilgisayar ekranı gibi. ve sen ona 5 yıl boyunca aşık oluyorsun. salaklık işte. ben de biliyorum, arkadaşlarım bunu kafama kakarken de biliyorum. ama nasılı yok işte, sevda bu. eksilsin diye beklerken bile sürekli onu düşündüğünü fark ederken. nasıl bu kadar saçma olur diye düşünürken bile seviyorsun. sana döktüğü sözcükleri seviyorsun. sözcüklerini alıp vazoya koyuyorsun, her gün suyunu değiştiriyorsun yeşersin diye. daha çok konuşsun diye. ben dinleyeyim diye. sözcükleri ağlayıp yatağa uzandığında saçlarını okşayan bir şey oluyor senin için. sevmek işte.
bir canlıdan bir eşyaya kadar geniş bir yelpazeye yani hayattaki her şeyi kapsayabilen geniş duygu. tek tek uğraşmayın sevgili yazarlar. toptan hayatı sevin!
sevmek insanı derin bir denizin ortasına koymak gibidir. Boğulur içinden çıkamaz bir sürü derdi olur. içer şarkılara vurur kendini ama ne olursa olsun o denizden çıkamaz bir mesaj gelsin diye telefonun başında saatlerce vakit harcar bir mesaj için yapmadığı şeyler kalmaz. Açar fotoğraflarına bakar profillerine bakar herşeyin eskisi gibi olmasını diler olmaz ama seven taraf o denizde boğulur. içilir içilir bazen 6-7 ayda unutulur bazen 2-3 yıl olsada o hala sol yanınızda bulunur.