sevgilinin ölmesi

entry615 galeri5
    320.
  1. Şarkımızı açtım..

    -

    Ölmedi, sadece gitti -
    Sustu -
    Kokusuyla beraber gitti -
    Hiç bilmediğim "keşke" lerimi yüzüme vurup gitti -
    Unutamayacağım bir ders verip gitti, Gözlerini gözlerime yerleştirip gitti -
    Ellerini sıkı tutmamı isterdi, di.. -
    Sarılırdım -
    Her gün ilk günümüzmüş gibi sarılırdım -
    En çok anlatmanı severdim.. Ne olursa olsun hep bir heyecan vardı gözlerinde -
    O heyecanı izlerdim sen konuşurken -
    Susma derdin bana, Hep konuş derdin.. -
    Sustun -
    Yıllar sonra bile utanırdık birbirimizden -
    Her gece birlikte uyuyacağımız günleri hayal ederdik -
    Korkardım kaybetmekten, hala korkuyorum -
    Hep yanımda kalcaksın biliyorum -
    Seni üzmedim demi hiç ?
    Sende çok korkardın beni incitmekten.. tam burda ağlamaya başladım..
    Beraber uyuduğumuz gün aklıma geldi..
    Uyumak değildi o. Masumiyetti..
    Sabah erkenden kalkıp dişlerini fırçalayıp gelmiştin..
    Uyuyo numarasına daha fazla dayanamayıp gülmüştüm.. Sende...
    Hastalandı.. Yenersin dedim.
    -Belki dedi..
    çok severdi Belki demeyi.. Bide "Peki" si vardı...
    Kahverengi saçları vardı, hafif dalgalı -
    Gülüşü vardı, Gözleriyle tamamladığı -
    Hafızamda yavaşlatıyorum seninle olan tüm anıları.. Bitmesin -
    Doyamazdım sana -
    Ailen en kötüsüne hazırlamştı kendini -
    Ben dayanamazdım, kötü şeyleri düşünmek bile çıldırtırdı beni -
    ilaçlar çok zayıflattı seni, Git diyodun bana -
    Herhalde seni öyle görmemi istemiyodun -
    Sen olsan gidebilir miydin ? -

    2 Haziran 2009

    Gittin.
    Başucumda koklamaya doyamadığım, doyamayacağım saçların kaldı geriye..
    18 ...
  2. 321.
  3. 322.
  4. gecenin bir vakti aklınıza gelir.
    özlersin.
    özlersin.
    daha fazla özlersin..
    ayakların balkon korkuluklarına doğru gider, içerden annenin sesi gelir ''yat artık geç oldu''
    bir arkaya, bi gökyüzüne o'na bakarsın.

    daha değil dersin...
    5 ...
  5. 323.
  6. Beynimde bitirdiğim her sevgilimi kalbimde öldürdüm. Gercekte kaybetmedim sevgililerimi ama iç dünyamda hepsini bir bir astım. Duygusuzlastim artık ve sadece kendi saçmalıklarını seviyor halde darmadaginik yasıyorum hayatı.
    0 ...
  7. 324.
  8. tanıdıgım her 10 ergen kızın 8'inin başına geldiğini iddia ettiği hadisedir.
    3 ...
  9. 325.
  10. "sevmiyorum artık"kadar ucuz bi kelime...buna lugatımda yer yok...herşeye kabulumm ama buna değil...
    demişti...

    hani böyle filmlerde olur ya sevdiğini söyleyen insana "acı" çektirmek söylersin o ucube kelimeyi...ve iki gün sonra haberi gelir; alırsın eline telefonu katı bi ses seni senden eder...
    "o öldü"

    işte nasıl karşındaki sana inanmadıysa sen "sevmiyorum" derken sen de buna inanamazsın...

    senin sevdiğin insan ölemez, gidemez sen de ona sevdiğini söylemeden, yaşanacak çok şey varken daha, bırakamaz seni...ama....

    bir hafta sonra bi toprak yığının başında da söylesene hadi "sevmiyorum artık seni" diye...

    sevmiyorum ne kelime! öylece sadece onun yanında kalmak istersin yatarsın yanına, senin hayattaki suyun yemeğin güneşin yağmurun "o"dur çünkü...
    günlerce orada kalsan bile şikayet etmezsin...kalbinin sahibinin yanında kıvırılırsın bi köşeye...
    çekersin onun kokusu yerine toprağın kokusunu tutarsın elini tutacağına toprağı...ağlarsın bağırırsın duy ben de seni seviyorum yalan söyledim diye ama...uçan giden kargalar o yumuşak sesin yerine delice öter...aklın nerdeydi? dercesine...
    sonra bi şarkı tutturusun içinden -ikinizin şarkısını- o da eşlik edicek diye beklersin ama nafile...bir yağmur başlar oracıkta... bu aşk uğruna dökülen gözyaşlarını karşılamaz belki ama....
    bir daha onun o güzel yüzünü göremeyecek olmayı kabullenemezsin...günler önce o nasıl boynunu büktüyse dediğini duyunca, sen de öyle kalakalırsın orada...
    sen ona "gitme" diyebilecekken...öyle bi şansın varken...o zaman....
    senin tüm şansın tükenmiştir o an....
    1 ...
  11. 326.
  12. Bir acımetre olsa ve çekilen acıyı ölçse, herhangi bir aile ferdinin kaybında duyulan acıdan eksiği olmayan, hatta belki de fazlasını hissettiren, ancak yaşayanın bilebileceği, kimseye allah yaşatmasın dediğim bir durum.

    öyle bir acı ki, tarifi, tasviri çok zor. sevdiği birini kaybettiğinde elbette üzülür, acı çeker insan, doğaldır. ama bu bambaşka. adı üstünde sevgili , aşık olduğun insan. hayaller kurduğun, planlar yaptığın, hayatının geri kalan kısmını birlikte geçirmek istediğin, bütün gelecek planlarını onunla yaptığın, hayatını ona endekslediğin insan...

    ve daha dün, önceki gün, geçen hafta, geçen ay sarıldığın, öpüştüğün, seviştiğin, uyurken seyrettiğin, yüzüne düşmüş saçlarını elinle düzelttiğin insan...

    bir damla gözyaşına kıyamadığın, tırnağı incinse aynı acıyı kendi içinde hissettiğin insan... birkaç saat sesini duymadığında deli gibi özlediğin, yanına gitmek için günleri, saatleri, dakikaları saydığın insan...

    bir de bakmışsın ki bugün yok, gitmiş, hem de öyle belli bir zamanlığına değil, sonsuza dek, bir daha geri dönmemecesine gitmiş. ölmüş.

    inanamazsın önce, reddedersin, kabullenemezsin, olamaz öyle bir şey, mümkün değildir, daha çok gençtir o, ölemez, hem niye ölsün ki? daha yapacak çok şeyiniz vardır birlikte, çocuklarınız olacaktır 2,3,4 tane, isimleri bile bellidir, oğlanlı kızlı, hatta ikizli.

    kahramanısınızdır siz onun, hem sizinleyken hiç bir şey olmaz ona, korursunuz onu her türlü kötülükten. şimdi gider kurtarırsınız onu, alırsınız kollarınıza, öper koklarsınız ve kalkar ayağa, masallardaki gibi.

    ama masal dünyasında olmadığını, onun cansız ve soğuk bedenini kollarınıza aldığınızda, onu her öpüşünüzde kıpkırmızı olan yüzünün bembeyaz, size sımsıcak gülen gözlerinin kapalı olduğunu görünce anlarsınız. ölmüştür işte sevgili.

    sonrası korkunçtur...
    önce korkunç bir çaresizlik. kendini ilk kez bu kadar aciz hissedersin hayat karşısında.
    sonra korkunç bir boşluğa düşersiniz. bütün hayatınızı ona göre planladığınız insanı kaybedince, biri fişinizi çekivermiş gibi kalırsınız öylece.
    arkasından, korkunç bir vazgeçiş başlar. herkesten, her şeyden vazgeçersiniz. o güne kadar yaptığınız, yapmaktan hoşlandığınız her şey anlamını yitirir gözünüzde. yaşamaya dair hiçbir çaba göstermek gelmez içinizden.
    sonra korkunç bir suçluluk duygusu kaplar bedeninizi. o orada yatarken sizin yemeniz, içmeniz, gezmeniz, dolaşmanız suçmuş gibi hissedersiniz. o süreçte ciddi ciddi "ölenle ölünmez" lafını sorgularsınız zira gerçekten de onunla birlikte ölmeyi istersiniz.

    ve lakin neden sonra, hayat tekrar çeker sizi içine... istemeye istemeye de olsa bir kabulleniş başlar. her ne kadar ruhunuz ölmüş olsa da içinizde, hala taşımanız gereken canlı bir bedeniniz vardır ve hiç olmazsa aileniz için ayağa kalkmak zorunda hissedersiniz kendinizi.
    tutunacak bir şeyler ararsınız... işinize gücünüze, eski ortamlarınıza, eskiden gittiğiniz, sevdiğiniz mekanlara dönersiniz, zevk aldığnz şeyleri yaparsınız.

    fakat ne var ki, hiçbir şeyin eski tadı yoktur, hiçbir şey eskisi gibi değildir. sonra anlarsın ki, aslında her şey aynıdır da, sen eski sen değilsindir... ve asla da olamayacaksındır.

    başka bir insansındır artık... farklı... eskisinden daha durgun, daha mutsuz, daha hissiz, daha boşvermiş. ve en önemlisi, yarım bir insansındır artık. çünkü bedeninin sol yanını onunla beraber gömmüşsündür toprağa.
    0 ...
  13. 327.
  14. Düşünmek bile istemediğim durum. çok zor.
    0 ...
  15. 328.
  16. hayatın anlamını yitirmesi ve yaşamın sadece nefes almaya dönüşmesidir. Tanrıya olan inanç azalır.
    0 ...
  17. 329.
  18. birilerine bağlanmayanların aslında anlayamayacağı duygudur. alt tarafı ölüm be. hani eınsteın demiş ya insan öldükten sonra en çok 4 yıl yaşar diye. alay etmiş etmişler adamla. galiba doğru söylüyor, şimdi ne kadar üzülsende ne kadar kahrolsanda yaşamak zorunda kalıyorsun. gecenin bilmem kaçında onun mezarından topluyor sevdiklerin seni ama bakıyorsun ki böyle gitmeyecek. değişmesi gerekiyor bazı şeylerin.

    hani sevgilisinin ardından kendini çöllere vuran adam var ya, mecnun. o hikaye be kardeşim, insan nisyana müpteladır dememişler boşuna, hele ki bu zamanda kim, kimin için üşütür kafayı.

    bak biliyorum, gerçekten zor, sevdiğin insan ölünce neden demeye başlıyorsun, alenen isyan ediyorsun allah'a ama yıllar geçiyor sen alışıyorsun, alışıyorsun alışmasına ama bu alışmayla birlikte başka biri oluyorsun, robot gibi sanki... sanki sinirlerini alıyorlar, acıyı hissetmiyorsun bir daha.

    mesela babasının tabutunun ardından koşan 10 yaşındaki kız çocuğu bile acıtmıyor canını bir yerden sonra, 9 yaşındaki amcaoğlun... öleceğini bilen bir çocuğun gözlerine baktığında için acımıyor, çünkü acıya antrenmanlısın.

    yahu ölüm ne kadar dramatize edilebilir ki? yaşıyorsun ve ölüyorsun, üzerine şu kadar yıl buradasın diye senette imazalamıyorlar, hem gelirkene fikrini sormuyorlar, çöp gibi atılıyorsun dünyaya.

    ölüm... kaçınılmaz son...

    sonra iki karış kemiği sana çok gören orospu çocukları da çıkıyor elbet. kızsan ne olacak ki, hele çekip vursan ne olacak. yeterince kirli ellerim, dedim ya ne olur temiz bırakın ellerimi.

    ah be! yıllar sonra biri çıkıyor karşına ama ne çare. o da aynı dertten muzdarip ve o kadar imkansız ki, biliyorum şimdi umrunda bile değilim onun. varsın olmasın, yeter ki yaşasın, yaşaması için iki minik * nedeni var onun. *
    yaşamalı bence. ben dünyaya sevdiklerime kabre yolcu etmek için gönderilmedim bundan eminim. bir kez daha başa dönmek istemiyorum.

    varlığın daim olsun sevgilim selametle...
    3 ...
  19. 330.
  20. daha ilk giriyle ağladığım çok korktuğum bir olaydır. Allah korusun. gece gece bu girileri okuyup kendime işkence yapmamın nedeni ne acaba. ben, arkasından giderken, hiç şüphe etmem. biin kere ölmektense bi kere ölürüm. evet çok bencilce.
    1 ...
  21. 331.
  22. allah korusun. Allah onun canını alacağına benimkini alsın Kıyamam ben ona..
    1 ...
  23. 332.
  24. 333.
  25. normaldir. ölmemesi gariptir.
    1 ...
  26. 334.
  27. aşklarının ölümsüzlüğe ilk adımıdır kendisininde gitmesiyle tamamlanacaktır süreç. sadık kalabiliyorlar mı peki ona başka birisi olmadan yaşayabiliyorlar mı zor çok zor. zamanla alışıyorlar yokluğuna bazende bir süre sonra unutuyorlar. gözlerimden birkaç damla yaş süzülüverdi şimdi korktuğumdandır belki bu o anı yaşamak istemememdendir. dediğim gibi bunu yaşayanların çoğu belli bir süre sonra yeni hayat kurmuşlardır kendilerine herkesin düşüncesi farklı tabi benimkiyse mecnun gibi olmaktır sadece aşkla ona duyduğum aşkla biçare yaşamak bu aklı kaybetmek değil içe dönüş, öze dönüştür. mecnun gibi onu çöllerde aramak belkide aşkla yanmak sonu bu hikayenin.
    0 ...
  28. 335.
  29. Dusuncesi beni hickira hickira aglatiyor.
    0 ...
  30. 336.
  31. gerçekten seviyorsan, düşüncesi bile ağlatır.
    2 ...
  32. 337.
  33. 338.
  34. çok içten anlatılmıştır.

    1 ...
  35. 339.
  36. 340.
  37. bunu düşünmesi bile beni öldürüyor, allah kimsenin başına böyle birşey vermesin.
    0 ...
  38. 341.
  39. ilk aşkım yanı cocukluk askım olmustu orta okuldaydım o zaman cok buyuk tramvadır ınsan omru ıcın hala gozlerı gıtmez gozlerımden her gözden onu ararsın mesala ben ondan sonra hıc bır mavi göze bakamadım birdaha kimse bilmez ama aklıma geldikçe hala ağlarım çevremde hıc bır sekılde mavı gozlu kımse olmaz sevgili de olsa arkadasta olsa ondan sonra hıc bır mavı goze bakamadım bu yazıyı yazarken de gözlerim doldu.safdı masumdu en güzeliydi sanırım cocukluk askı olması da cok etkıledı benı
    2 ...
  40. 342.
  41. hayatın nankörlüğüdür. sen sırf ilerde onu rahat ettirmek için senelerce durmadan usanmadan çalış, çabala. hayatına bir anlam getirmesini, mutluluğu getirmesini bekle ondan sonra sebepsiz bir nedenle o göçüp gitsin. nerde adalet?
    0 ...
  42. 343.
  43. yaşanabilecek en kötü acılardandır, belkide en kötüsü.
    hiçbir dayanağın kalmamıştır dünyada sende gitmek istersin onun yanına,
    sadece gitmek.
    1 ...
  44. 344.
  45. Hayatta her şeye alışıldığı gibi, zamanla ve çok acı çekerek alışılabilecek şey.
    Başınıza gelebilecek en kötü şey olduğunu düşünürsünüz. Ama geçer zamanla.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük