yanağına bi öpücük kondurmuştum, hatrı kalır diye diğer yanağından da öpmüştüm usulca.
bu otobüs götürecekti seni benden uzağa, koca yaz boyunca.
benim öperek yolladığım gibi annen de öperek teslim alıyor muydu seni?
ben niye bunu hiç sormadım ki sana, o zaman daha çok öperdim alıcıya çabuk ulaşsın diye daha dikkat ederdim ela gözlerinin gülüşüne...
annen öpemediğinde ne hissetti ki seni?
anne bu ağlar tabi, ama bir daha kimseyi sevmeyeceğine yemin etti mi ki?
keşke sadece koca yaz boyu gelmeseydin ama bilseydim ki yaz bitince geleceksin, o zaman hiç ağlamazdım, uzak da olsa orda bi yerde olurdun bilirdim, o zaman hiç ağlamazdım...
sen ölmeden önce de kaza yapıyor muydu arabalar, otobüsle çarpışan kamyonlar var mıydı?
sen ölmeden önce de ölüyor muydu insanlar?
zaman duruyor muydu böyle, ben ağlayabiliyor muydum?
ya da yazabilir miydim böyle efelik laflar?
seni anlatabilir miydim hiç tanımadığım insanlara?
ölümü hissedebilir miydim ense kökümde? azrail'e meydan okuyabilir miydim böyle pervasızca?
yapamazdım, bilemezdim hiçbirini.
sen yine gel ben yine bilemeyim emi?..
metafor olarak algıladığınızda; aşkın nefretle geri beslemeli hale geçtiği periodda ona duyduğunuz aşkı yok etmeye yönelik aşık olunan kişiyi hayalde ya da rüyada öldürüp durma eylemidir. duyulan aşkı güçlendirmekten öteye geçebileceğini sanmıyorum.
yine bir metafor olarak tabi; kendini öldürmek tek çözüm gibi görünüyor, eğer beceremezseniz bekleyin zaten birileri ya da birşeyler gelip sizi öldürür.
en büyük imtihanlardan biridir hayatta. sevgilisi olmayan bir insan bile düşünmeye kalksa, beyin direk kendini kapatır. düşünemessin, hissedemessin o acıyı. ne yapacağını bilemezsin. o yoktur artık ve onsuz hayat nasıldı hatırlamassın bile. bilmek istemessin bundan sonra neler yapamayacağını. bilmek istemessin sana neler olacağını. biran önce sonunu diler, sonsuzluğa kavuşmak istersin o'na sarılarak. bir ölü gibi yaşadığın her günün gecesinde bir ölünün mezara girişi gibi yatağına girer, üşürsün.titrersin o soğukta. ve üzerine toprağı ve hasreti çeker, yatarsın o'nun koynuna...
keşke hikayeyi uzun uzun yazacak gücüm olsaydı...
ya da keşke 3 5 başlığa girilen geyiklerle kalsaydı bu gece...
fotoğraflar olmasaydı keşke elimde geriye kalan...
keşke sen değil de ben ölseydim sevgili...
kalmak çok zordu biliyor musun, geriye dönüp baktığımda kalabildiğimi gördükçe sana ihanet ettiğimi düşündüm her seferinde... sen gittin, hikaye nefeslerimizin en soluksuz kaldığı anda anlatılmayı bıraktı... sen gittin ben kaldım...
kalbin kocaman bir mengenede her güne uyanıştan uykuya dalana kadar ki geçen zamanda sıkışmaya devam etmesidir.
hiçbir şekilde alışılmıyor.
aldatmasın kimse kendini.
acı 22 Mart 2010'daki kadar sıcak, taze.
bir daha asla sevemem inancının başlangıcıdır. herşeyde ve herkeste onu ararsınız. anlamsız bir şekilde 'aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor....' cümlesini defalarca dinleyeceğinizi bilseniz bile büyük bir ısrarla ararsınız usanmadan. zor bir süreçtir yine de yaşarsınız
şu film şeridi denilen şeyi tüm gerçekliğiyle öğrenirsiniz.kime kızacağınızı bilemez kötü anlar için kendinizi suçlarsınız. genede geçer genede unutulmaz
tanım: hayatta en çok sevilenin, hayatın adanıldıgi insanın ölmesidir.
Insanı her gece alır başka bir güne götürür herhalde.. Onunla yaşanılan ayrı bir güne.. Her gece gittiğin günler bitmek bilmez herhalde.. Rabbim kimseye yasatmasın..
Bir gün beni bırakıp gitme olur mu? Gözlerimi yaşlı, beni sensiz bırakma.. Hiçbir zaman doya doya bakamadıgim gözlerin benden hiç gitmesin.. Kapatma gözlerini bir daha açmayacaksan.. Hep yanımda ol ve sabah geç kalktığımda bana kız.. Her gece seni düşünerek ağladığımda bana küs.. Hani bir daha ağlamayacaktın de ve gözyaşlarımı elinle silerken saçmalama de bana.. Her trip attığımda konuşmazdınya benle öyle yap ama benden gitme.. Rabbim alacaksa birinin canını benimkini alsın.
birinin bana durumu söylediğinde yaklaşık 20 saniye cansız gibi donup kalacağım 21inci saniyede de intihar edeceğim durumdur. kimsenin başına gelmesin. herkes sevdiğinden erken ölmek ister.
o haberi alırsınız; o öldü. etrafınızda birileri bunu söylüyordur size ama o an durmuştur hayat sizin için
ne demek öldü, nasıl öldü ? zamanda kaybolmak diye bir şey varsa eğer gerçekten işte o haberi aldığınız an zamanda kaybolursunuz. beyniniz büyük bir baskı uygular başınıza, tüm görüntüler bulanıklaşır, sesler uğultu halini almaya başlar. ne demek öldü, ölüm nedir ? kabul etmezsiniz, edemezsiniz. o sizi bırakıp gitmez ki, gidemez ki. bu insanlar saçmalıyor olmalı, o ölemez ki, ölüm ona yakışmaz ki. binlerce şey geçer o an aklınızdan ama o kadar hızlı geçip gitmektedir ki siz bile yakalayamazsınız düşüncelerinizi. bir tek siz kabul etmezsiniz öldüğünü, geri kalan herkes kabullenir bu durumu. o ölmedi bu aptal insanlar yanılıyor aricak beni biliyorum aricak diye beklersiniz günlerce, haftalarca hatta aylarca. o aramayınca siz ararsınız ve hep aynı ses 'sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.' aramaz, arayamaz ki.. yavaş yavaş kabullenmeye başlarsınız ama her kabullenişinde kendinizden, benliğinizden biraz daha bir şey kaybedersiniz. artık siz siz olmaktan çıkarsınız ve kim olduğunuzu ne olduğunuzu bilemez hale gelirsiniz. acınız öyle büyük olur ki içinizde başka hiçbir şey acıtamaz olur artık canınızı. etrafınızda size destek olmaya çalışan insanlar vardır. hepsi aynı şeyi tekrarlar durur; hayat devam ediyor. bilmezler ki bitti hayat sizin için. onlar nefes alıp vermeyi hayat sanıyorlar ama siz öyle olmadığını çok iyi biliyorsunuz. giden sevgiliyle beraber siz de yok olmuşsunuzdur aslında. hep yarı uyuşuk bir haldesinizdir artık. duyarsız, etrafınızda olanlara karşı ilgisizsinizdir. sonra onun hep içinizde bir yerlerde sizinle olduğunu hissedersiniz. zaten hep ordadır ama bazı şeyler olur ki onun ölmediğini sizinle birlikte olduğunu iyiden iyiye hissettirir. içinizde yaşatmayı öğrenirsiniz kısacası. eskiden onunla birlikte yaptığınız şeyleri şimdi görünürde tek yapıyor olsanız da aslında hala onunla birlikte yapmaktasınızdır. görüntünüz tektir sadece aslında iki kişisinizdir hala. sizi çok mutlu eden * şeyleri yine ilk onunla paylaşırsınız. bazen gerçeği unutup telefona sarılırsınız hemen ama akabinde çarpar yüzünüze gerçek ve yutkunursunuz. ve sonra ona ulaşabilmenin tek yolunun telefon olmadığını anlayıp başlarsınız anlatmaya. her hecenizde, her vurgunuzda sizi dinlerken ki o yüz ifadesi gözünüzün önündedir yine. siz anlatırken o yine tatlı tatlı gülümseyerek dinlemektedir sizi. kısacası büyük bir tezatlıktır artık hayatınızda bu durum. hem o yok diye tarifi imkansız bir acı içinde kıvranırken hem de o varmışcasına yine her şeyi onunla yapıyor gibi hissedersiniz. ama bildiğiniz bir şey vardır ve bundan eminsinizdir. beden denen şey maddi bir olgudur, ama siz onun ruhuna sahip olmuşsunuzdur ve ruhlarınız hep birliktedir, o sizin içinizdedir ve içinizde öldürmediğiniz sürece gerçek anlamda hiçbir zaman ölmeyecektir.
iğrençtir insan kendisinin de ölmesini ister. ayrılsanız bile orda biyer de olduğunu bilirsiniz ama bu çok daha berbattır artık nefes almıyordur, artık yoktur, hayatta değildir o biricik sevdiğiniz ve en kötüsü de birdaha göremeyecek olmanızdır ki asıl bu koyar insana.