ilk aşkınızsa ayrıldığınız, hala hep geri dönülmek istenesi bir dakikadır. yıllar geri alınsa, o bir dakikaya geri dönebilsem ve ne kadar eşek kafalı olduğumu söyleyebilsem. keşke şimdi yanımda olsa, keşke saçlarına tekrar dokunabilsem...
keşke zaman bizden yana olsa, keşke o kadar şanslı olabilsem ve yine yeniden yanında olsam, kucağında uyusam, huzuru bulsam...
herşey slow motion yaşanır. oynayanlar bilir. tıpkı max paynegibi. sonra yalnızsınızdır. uyuyup,bi daha uyanmak istemezsiniz.ta ki "o" gelip sizi öperek uyandırana kadar...
eger iliski kötünün kötüsü olarak bittiyse özgürlügün tadını cıkarmak kimseye karsı sorumlu olmadan bir an bile telefona bakmadan mesaj beklemeden sevgilinin bıdı bıdısını dinlemeden gececek olan bir dakikadır.
ama sevgili siz onu seviyorken bi anda bırakıp gittiyse acaba bi umut arar mı ne hata yaptım ki gitti diye kendinizi yediginiz, belki de eski sevgilinizin bir an aklınızdan cıkmayacagı bir dakika sizi bekliyor demektir.
bir dakika biir yıl fark etmez. eğer gerçekten seviyorsanız hayatınızı zindana çevirmeniz anlamına gelir. onsuzluğa alışmak söylendiği kadar kolay değildir.
anılar canlanır gözünüzde. söylediği sözler ve attığı sevgi dolu mesajlar zihninizden hiç çıkmaz. eski günlerin özlemiyle ve umuduyla yaşıyormuş gibi yapmaya çalışırsınız.
tek kelimeyle adamın a.ına koyan dakikadır. o süre içinde kim olduğunuzu ve o anda nerede durduğunuzu bile unutursunuz. kendinize tam olarak gelmeniz ise bu bir dakikadan çok daha fazla alır.
hiç bir şeyin hareket etmediği, etse de farkedilemediği, düşüncenin durduğu, bakışların donuklaştığı, duygular ile girdiği keşmekeşin ardından aniden durdurulan bünyenin acı bir ivme ile sarsıldığı andır.
biten ilişkiye bir dakikalık saygı duruşu gibidir. sizin olan her şey artık sizin değildir. elinizden uçup gitmiştir. terkeden taraf olsak bile zordur bitirmek. o bir dakika pişmanlıklar düğüm düğüm olur boğazınızda. adı bir türlü konulamayn bir organ vardır midenin oralarda. acı acı sızlar işte o. ama bitmiştir ve dönüşü yoktur.
bir yıla yaklaştı ama işte hala uyutmadı mı uyutmuyor acısı bir dakikada değil zaten böyle olmadığı gecelerde farkediliyor. 1 dk sonra da uyutmuyordu bir yıl sonra da uyutmuyor. insana bu saatte böyle entryler girdirtiyor.
ayrilmak icin mazeretler bulan sevgiliniz en sonunda ayrilalim der. iste o an derin bir oh cekersiniz. ardindan adet yerini bulsun, onun egosu tavan yapsin diye, ayrilmayalim diyerek terkedilenleri oynarsiniz.
bir hafta sonra da onun sizi acimasizca elestirdigini, asilsiz ithamlarda bulundugunu gordugunuzde, ne kadar asagilik olabilecegini gordukce, o gozunuzde iyice dustukce daha derin bir "oh" cekersiniz.
hem yakanizi kurtarmissinizdir, hem de ayrilmayi dile getiren siz olmadiginizdan iciniz rahattir artik.
önce bir sigara yakarsiniz. olan bitenleri hizli sardirilmiş film makinesiymisinizcesine gözlerinizin önüne gecirirsiniz. hatalari günahlari sevaplari söyle bir tartarsiniz. sonra omuz silker bir kadeh viski içmek için barin yolunu tutarsiniz. elinizde izmariti kalmiş olan sigarayi orhan gencebayvari atarsiniz.
ters yönlere yürüyor iken* sık sık arkana dönüp bakmakla geçen süredir. karşınızdaki insan sizi sevmiyor ise zaten 1 dakika içinde gözden kaybolur.
ayrıca birbirini seven gençlerin bu süre içinde tekrar sarılarak, ilişkilerine bir şans daha verdikleri olağan durumlardandır.
'oh be artık özgürüm!!wohey wohey!!' de diyebilirsiniz.
'eeee... şimdi napıcam ben?!' de diyebilirsiniz.
ya da 'gitmeseydin olmaz mıydı?' da diyebilirsiniz.
ilki dışında diğer bütün ihtimallerde bu süreç gidene sövmek suretiyle devam eder.
aslında acı çekilmeyen tek dakikadır. ben onsuz da yaşarım işte yaşıyorum denilen 60 saniyedir. ama o bir dakikanın sonunda kalbine ok batmış gibi olur. (bzk: ahmet dur geri dön ) (bkz: aptullah yerine sevemem)