bir keresinde annemin parmağını akrep soktuydu. kimi şöle kimi böle yap demiş kimi de parmağını tavuğa sok demiş. annem de...
neyse ben sonra o tavuğu gözledim iki gün yalpalayarak dolandı durdu. sarhoş gibiydi yem aysan yemiyor su koysan içmiyordu. ne yaptığını bilmiyor tavukların arasına karışmıyordu.
işte insan o dakikada bu tavuğa benzer.
bu arada ilğinç ama annemin parmağı iyileşti tavuk da iki günden sonra kendine geldi.
* * *...*...
******
Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek ve
Yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öyleyce
Dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete çıkarttım günde
Olsun gözüm olsun, ne olacaksa olsun...
şarkısını hatırladığın andır.
- 10 derece soğuk sokakta içindeki ateşi söndürmek için yüzündeki acı ve buruk gülümsemeyle paltonun hatta gömleğinin düğmelerini aralayıp soğuğu içine çekerek nereye yol aldığını algılayamadan hızlı adımlarla saatlerce yürüdüğünü düşünürken zamanın hiç akmadığını farketmektir...
duruma gore degisik duygular yasatan dakikadir. eger ciddi bir olaydiysa buruk bir kalple, onune bakarak hicbir seye dikkat edileyemeyen bir dakikadir. sayet artik biktirdiysa sevgili oldugunuz yerde bir oley cekilir. eller yumruk seklinde havaya savrulur. insanin 100 metreyi 5 saniyede kosasi gelir. yeah diye bagirilir.. bi dakikka bitmistir. iste bole bisidir. *
sıgara paketten çıkarılır, titreyen ellerle yakılır ve sevgilinin gittiği yöne doğru derin nefesler çekilerek içilir. El titrer, dudaklar titrer ve o derin nefeslerle dumanın hapsedildiği ciğer titrer.