öyle bir taneye sahibim ki artık dilim sevgili demeye varmıyor. bir insan hayal edin. gün içerisinde ya da hayatında neler yaptığı hakkında en ufak bir fikriniz yok. ilişkiyle ilgili sorunlarınızı dile getirdiğiniz uzun mesajları okumuyor. terk edeceksiniz ya sanki hissediyor bir anda o en baştaki haline dönüyor; ben seni seviyorum bu bir geçiş süreci diyor ve aklınıza geçmişte geçirdiğiniz mutlu günler gelip bekliyorsunuz. farklı şehirlerdesiniz, ama oraya gitseniz size ayırabileceği iki saati dahi yok, her akşam dışarıya çıkabilecek vakti varken. ailesi ve arkadaşları sevgili olduğunuzu biliyor ama telefonda vs konuştunuz, zaten çoğu ortak arkadaşınız. geçiş sürecinde sizi ters yatırıp düz sikiyor resmen. 2.5 ay mutlu mesut aynı evde yaşadınız ama şehirler ayrılınca ilginin ''i'' sini isteseniz, sen sevgililiği sürekli ilgilenmek biliyorsun bla bla şeklinde bir ton kafa sikiyor. ama kesinlikle ayrılık lafını ne ediyor ne de ettiriyor. ben ne olduğunu ya da ne yapmam gerektiğini çözemedim ve sanırım sonunda kafayı yedim.
Onunla yapılan herşeyin muhteşem olması,deli gibi gülmek, sacmasapan tripler atmak,kucakta taşınmak...sevgili denilen güzellik, insani nerde olursa olsun gerçeğin disinda bir yerde hissettirir. Ömrü uzun olsun.
Tamam hayatım, tamam bitanem, tamam canımın en tatlı köşesi, anladım "sıcak su torbaları patlıyor" diyip üşenmeden bornoza battaniye dikmişsin. Nasıl yapmışsın bilmiyorum. Sen bırak dikişi ipi iğneye geçiremeyen adamsın.
Çok mutlu oldum,buraya kadar her şey mukemmel.
Ama eyyy aklını sevdiğim bu iş için evde olan tek battaniyeyi hiç etmen oldu mu?
"Sakın benden önce ölme, ben sensiz yaşayamam" derdi. Sensiz bu hayat bana cehennem olur, dünyada yaşarım cehennemi derdi. Ama gitti... Meğer beni terk edip gitmesi bile cehennemin bir parçasıymış bu dünyada.
Yapamıyorum, yüzüm sensiz gülmüyor sevgilim. Sen bu kadar acımasız değildin, bana bakarken bile için titrerdi. Ne oldu, ne değişti meleğim? Şu an keşke halimi görsen... Neler çektiğimi bilsen.
hiç gelmeyecek olan... yine de beklenen... unutulamayan... kanser... yitip giden aşk... bedeni kalsa da, ruhu onunla giden bir adam...
seni çok özledim...
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...
okul, is, akraba vb. sosyal cevreden edinilenler degil opusmek, el tutmuyorlar. mubarek internet, uzak sehir vb. edinilenler de yataga ilk 5 dakikada nasil gireriz diye dusunuyorlar. yok bunun bi dengesi di mi, allah islah etsin 'namusum olacak el degmez ya da bi yatakta deneyelim' mantigini. gece gece atti tepeler.