içerisinde olacağım durumdur. kaliteli bir üniversitede inşaat mühendisliği bölümündeyim ama hobilerim sevdiğim şeyler tamamen farklı. sinema tutkunuyum; bir çok sertifikam, bir çok kısa filmim televizyonda dönen kliplerim var ayrıca elektro-gitar hastasıyım.
fakat babamın bir devlet memuru olmasıdır ki benden çok şey beklemesi, varını yoğunu benim eğitimim için harcaması elimi kolumu bağlar vaziyette. bazen keşke babam biraz daha varlıklı olsaymış diyorum ki daha rahat riske atabileyim hayatımı ama çok şükür tabi.
yakında mezun olucam ve bir işe giricem bilindiği üzere mühendis adam 30una kadar kafasını işten kaldıramaz. yani bunca hobi hemen hemen çöpe gidicek ben ise ona hesap ver şu işi hallet şurda hata var uğraş dur. tabi parası iyi ama işte severek yapacak mıyım soru işareti.
(bkz: sevdiğin kadının seni sevmemesi) gibi o da hayatın gerçeğidir. çevrene dön bir bak tanıdığın kaç kişi gerçekte hayalini kurduğu işi yapıyor, gerçekte istediği kişi ile birlikte, vs vs vs ortaya çıkacak sonuç %10-15 ten fazla olmayacaktır. işin özeti hayat dediğin şey bu %10-15 lerde gezen gerçekleşmiş hayallerin geri kalan %85-90 lık hayalkırıklıklarını amorti etmesidir zaten.
aslında doğrusu insanın sevdiği işi yapmama ya da yapamamasıdır. çünkü meslak yapılmaz icra edilir ya da sahip olunur. iş ise meslekle ilgili ya da meslekle alakasız bir kolda çalışmaktır.
Aile baskısından kaynaklanıyor olabilir. Ama yaş kaç olursa olsun sevdiğin mesleği yapmak için geç kalmış sayılmazsın. Tabi sabretmek gerekir. Hemen istediğin noktaya gelemesende en azından olmak istediğin yerde olursun. Olmak istediğin şey uğruna savasırsın.
ben şu bölümü okuyorum ve ömrüm boyunca bu mesleği yapmak zorundayım ühühühü düşüncesi bir tarafa atılırsa sorunsal olmaktan çıkacak olan mevzudur. kaç kişi hayallerindeki mesleğin peşinden koşuyor bu da ayrı bir tarafı işin.