"adamın birinde bir malafat varmış at'la eşşek'le yarışır.ne güzel dediğinizi duyar gibiyim ama durum öyle değil işte.adam 30 yaşına gelmiş siftah yok.kimi ayarlasa iş o noktaya gelince; 'çüş!! nasıl alayım bunu' diyip kaçıyormuş.kız arkadaşı olmuş böyle,en babayiğit kadını tavlamış böyle,en tecrübeli fahişeye gitmiş 'git ulan o ne'demiş.
bir gün abazalıktan deli divane gezerken yol kenarında bir travesti görmüş.hiç umudu yok ama bir deneyeyim demiş.pazarlık falan filan.anlaşmışlar travestinin evine gitmişler.odaya girmişler.travesti 'soyun aşkım' demiş.bizimki 'aha demiş şimdi malafatı görünce buda beni kovacak.umutsuz umutsuz pantalonu indirmiş travesti gayet sakin 'gel bakalım' demiş.çat çat çat... işi bitirmişler.
bizimki mutlu bir şekilde parayı verirken travestiye sormuş:
- kusura bakma bir şeyi merak ettim ben bu aletle bugüne kadar kime gitsem beni kovdu kimse benimle yatmaya cesaret etmedi sen nasıl bu aleti bir çırpıda alabildin?
travesti gülmüş:
- ee koçum demiş biz delikanlıyız.
Askerlikten muaftır... Ehe. Çünkü o vatanını Çok sefiyo onun dışarda olması mehmetçik olmasından daha iyi. O bir reis o mazlumların ve sifaslı pembe reislerin dava arkadaşı.
2.500.000 milyon türk lirası olan ve çakarlarıyla etrafa ihtişam salan cadillac cipiyle kan banyosu yaptıracak adam arıyor.
internet çocuklarına, yeni nesle "internette millete sövmenin bir karşılığı olabileceği" gerçeğini öğretmiş kişi.
sedat peker fanı değilim. kendisi gibi kimselerden de hiç hoşlanmam. âdil bir devlet düzeninde ne kendisi ne de kendisine benzeyenler varlığını sürdürebilir. mesele bu değil.
mesele, hukukun, aile terbiyesinin, mahalle kültürünün her geçen gün azalmasıyla bilhassa internette her şeyi yapabileceğini, her şeyi söyleyebileceğini düşünen bir insan türünün her yaş ve her cinsiyetten türemiş olması.
dayaksız, tehditsiz yetişen gençler internet üzerinden ya da gerçek hayatta yaptıkları sebebiyle başlarına neler gelebileceğinin farkında değil. hep dalga geçeriz kendisiyle ama sinan engin beyaz futbol'da çok doğru bir şey söylüyor:
"buralarda hakaret ediyorsunuz, sonra ana babanız gelip bize ağlıyor"
aslında ana baba ağlarken çocuk altına sıçıyor. el bebek gül bebek yetiştirilen, yaptığı yanlış hiçbir şeyin bedelini ödemeyen çocuk bir anda kendisini karakolda, adliye salonlarında buluyor. bu yine belki de iyi ihtimal.
yanlış birine denk gelip asrın dayağını yemesi de mümkün.
çünkü "steril" bir ortamda yetişiyor. yan mahallenin çocuklarıyla kavga etmemiş. yaşıtını dövüp, büyüğünden dayak yememiş. el yumruğu ne bilmiyor. sadece gençler için geçerli değil bu. memlekette hukuk namına hiçbir şey olmadığı için eşşşşek kadar adamlar, kadınlar başlarına ne gelebileceğinin farkında olmadan işte, sokakta, trafikte olmadık şeyler yapıyorlar.
insan hayatını hiçe sayarak kuralları çiğniyorlar, tanımadıkları insanlara hakaret ediyorlar, yaşları(yaşlılar), cinsiyetleri (kadınlar) sebebiyle karşındaki insanın kendisine zarar vermeyeceğini düşünüp hadlerini aşıyorlar. yapmayın, o işler öyle değil.