güzel mi çirkin mi hala karar veremediğim kadındır.
bazı fotolarda diyorum ki, bu kadın bildiğin mongol belirtileri gösteriyor. sonra açıyorum "he's Just Not That Into You" filmini. pause tuşuna basıp 10 dakika izliyorum bu kadını. yok böyle bir kadın.
Scarlett Johansson adını hepimiz sinemadan biliyoruz. hatta ve hatta sinema vasıtasıyla yalnızca adını değil, adı geçen bayanın malum yerlerini de biliyoruz. dolayısıyla bazılarımız kendisine sadece bu sebeple bile derin bir sevgi besleyebiliyor. öyle ki yazın sıcağında kendisini düşünüp türlü türlü hayallere dalıyor ve lahmacun ustası gibi terlemek pahasına eline, çüküne abanıyor. bunlar bilinen gerçekler. lakin, ben size pek çoğunuzun bilmediği güzide bir bilgiyle geliyorum. açın kollarınızı canlarım: Sinemada üzerine yapışan basmakalıp rollerin dışına çıkamayan, ileride de çıkacakmış gibi durmayan Johansson, farklı bir alanda şansını denemek istemiş ve 2008'de Tom Waits şarkılarından derlenen bir cover albüm çıkarmış. fakat, onun evvelinde Pete Yorn'dan, Serge Gainsbourg - Brigitte Bardot düetlerinin ruhunu taşıyan bir albüm yapma teklifi gelmiş ve Johansson, sevimli demeçlerle projeyi kabul etmiş. böylece 2006'da Break Up albümü için çalışmalara başlanmış. lakin, Johansson'un debut albümü Anywhere I Lay My Head'e öncelik tanınması sonucu Break Up'ın çıkışı az biraz gecikmiş. ki bu çok doğru bir strateji olmuş kanımca. zira, Break Up'ın Anywhere I Lay My Head'in eline su dökemeyeceğini düşünüyorum.
albümde 8 Pete Yorn bestesi yanında bir de Chris Bell şarkısı I Am The Cosmos coverı yer alıyor. ki, madem cover koyulacak fikrin çıkış noktası olan Gainsbourg-Bardot'dan bir parça seçilse daha samimi olurdu kanımca. bugüne kadar ne uzayıp ne kısalan Pete Yorn'dan beklenmeyecek kadar kötü, Scarlett Johansson'dan beklenmeyecek kadar iyi bir albüm olduğunu düşünmekle birlikte eleştirmediğim noktalar da yok değil. ne mi o noktalar. şunlar; adından anlaşılacağı üzere albümün teması "ayrılık". Bir kere ayrılık konusundan hareketlenen bir albüm bu kadar ruhsuz olmamalıydı. ya nötr ya da mutlu bir hava seziliyor albüm genelinde. Hani ayrılığı yeni bir başlangıç olarak görüyorlarsa veya birbirlerinden kurtulduklarına seviniyorlarsa bilemem. Bu ne biçim bir aşkmış ki, ayrılık size böyle şarkılar yazdırmış/söyletmiş. Ne kadar kurtluymuşsunuz ki, ayrılır ayrılmaz bangır bangır indie pop yapıyorsunuz. insan hiç mi hüzünlenmez, kızmaz, ağlamaz? Kaldı ki o bana kısmen mutlu görünen havanın bile hakkını tam olarak verememişsiniz canlarım. Siz şimdi "ayrılık üzerine bir albüm yapacağız" diye ortaya atılıyorsanız, ben de Nick Cave & PJ Harvey koyuluğu ararım notaların arasında, seslerin kucağında. Çünkü Pete Yorn saygı duyduğum bir bağımsız olabilir ama çok da donanımlı bir müzisyen kafasına sahip değil bana göre. Belki de hayatında hiç ciddi bir ayrılık yaşamamış. Ya da yaşamış da, fazla kurcalamamış.
+karışık duygular besliyorum Break Up'a karşı beğeni mi değil mi içimdeki tutarsızlığın dik alası. ama uzun lafın kısası; misal, ömür gedik'in albüm çıkarması kadar vahim değil. yahut ajdar'ın şarkıcı olması kadar korkunç değil. dinlenesi, öneririm.
kaşar ve tiksindiriciliği olan bir kadın. buram buram seks kokmak deyimini ben bu kadında anladım.
vücudu garip bir biçimde midemi kaldırıyor. iğrenç bir kadın. ne ilginçtir ki sasha grey ya da diğer bir porno yıldızı bile midemi bu kadar bulandırmıyor.
'ne yaptın yahu?' diye sormak istediğim, 'e, yakıştı mı şimdi? Ne farkın kaldı bizim Hilal'den?' diyerek de çemkirmek istediğim bayandır kendisi. o nasıl ergence hareketler. hadi tamam, yaptın bir şey diyelim bari kendine yakışır şekilde yap. o nasıl bir telefon? hiç mi paran yok senin? vga mı kullanıyorsun? Hilalciğim bile iphone kullanıyor. onun dahi kendince bir kalitesi var. fotoğraflar arkadan bakılası görünmekle beraber fikrimce elbiselerden daha güzel görünmektedir göğüsleri.
yine de hoş bir açılış yaptı. (bkz: to be continued)