sarı

entry128 galeri1143
    53.
  1. çok güzel bir jehan barbur şiiri.

    Bir ara sokakta öldüm...dün
    Öylece yani.
    Birdenbire
    Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde
    Granit duvarlı binanın anlamsızlığına,
    Şehrin boşu boşunalığına içerlerken
    Bırakmışım son nefesimi kaldırıma
    Bitmiş,
    Öylesine yani.
    Birdenbire
    Yan binadaki otel odasından izliyordu oğlan
    Yüz ifadesini göremesem de
    Anlamış mıydı acaba öylece oturmadığımı?

    O sokakta bitti her şey
    Öğleden sonralarını bir bardak sütle geçiştiren
    Apartman sakinlerini düşlerken
    Sıkıntıdan
    Ölmüşüm...dün

    Arka odada ütü yapıp
    Buharını burnuna çeken kadını,
    Mutfağında her öğün için soğan doğrayıp
    Gözyaşını kabuklara saklayan Madam Mari yi
    Kocasıyla artık sevişemediği için
    Kapı komşusu gar sabunu satan adamı düşleyen Servi yi
    Düşündükçe
    Ölüvermişim...dün

    Böylece bitmiş yani,
    Birdenbire

    Sıkılmışım derinden zahir.
    Tutunca da nefesimi
    Portakal kabuklarıyla çay demini döktükleri çöpe
    iki kedi de bulanınca
    Kaldıramamış nefsim demlenmiş portakal kedilerini
    Balkabağı mevsimi bile değilken
    Dönüşüvermiş her şey baldan kabağa
    Ve saat henüz 12yi vuramamışken
    Kalkmış otobüsler durmamaya
    Mecal mi bulamamışım, yere döktükleri bala mı basmışım
    Hatırlamam ama
    Öylece kalakalmışım-kalkamamışım.

    Şehrin insanı haberdar değil mi bu öldüresiye sıkıntıdan?
    Vagonlar boş, birkaçı kiremit taşıyor topraktan
    Kayıklar da serseri misinalar
    Otobüsler kimseyi almadan durup durup geçiyorlar duraktan
    Arabalar yürüme mesafelerini öldürüyor her gün, her öğle
    Her gece
    Bisikletleri balkonlarında unutanlar
    Her an yağmur yağsın diye dua ediyor
    Üç öğün yemek yiyip, dört öğün uyuyorlar
    Buna rağmen erken uyanıp, geç yatıyorlar
    Aynı kuru kahveciden gün aşırı -iş olsun diye-
    Yüzer gram kahve alıp evde -iş olsun diye- öğütüyorlar
    Ve bir gün bile sormuyorlar öğütülmüşünü
    Kimse sormuyor iş olsun diye yapılan iş, iş midir diye?

    Bunlar olurken ölmüşüm o ara sokakta
    Balkondaki beyaz brandalar rüzgarla sökülürken
    Sökülüvermişim
    Şişip patlayan bir eteğin dikişi gibi
    Sıkıntı işte

    Ya da ölmek yerine
    iki adım yol yürüyeydim de
    Konuşuverse miydim şu gelin çiçeğiyle.
    Gitmek yerine
    Jehan Barbur

    buradan da dinlenilebilir:http://www.youtube.com/watch?v=mtA2bP5MsiY
    9 ...
  2. 52.
  3. deyince yanına direkt kırmızı diyesim geliyor, galatasaraylı olduğumdan olabilir. Günlük yaşantımda pek tercih etmediğim bana sürekli çişi anımsatan renk.
    2 ...
  4. 51.
  5. sarı renk çok dikkat çekici olduğu için taksi ve dolmuşların rengidir. bunun ötesinde sarı renginin kişilerdeki anlamı: entellektüel güç, yöneticilik, hırs ve iddia, zekadır. c, ç, u, ü ve l harflerinin ilgili rengi sarıdır. yani kişinin isminde ve soyisminde bu harflerin yoğunlukta olması kişinin entellektüel benliğini, zaman zaman farklı buluş ve proje üreterek düşünce gücünü öne çıkartır.
    1 ...
  6. 50.
  7. hasretin rengi. siyahla birbirlerine çok yakışırlar.
    2 ...
  8. 49.
  9. türkiye fantaya sarı denilmesi.
    nasıl kola diyebiliyorsun siyah demiyorsun buna da fanta de be kardeşim. sarı ne demek yani suya da şeffaf diyelim artık.
    4 ...
  10. 48.
  11. canlılığı, mutluluğu ifade ettiğini düşündüğüm renktir ve dolayısıyla hiç tercih etmediğim renktir.
    gerçekçiyim arkadaş!
    1 ...
  12. 47.
  13. küçükken, kovboy filmlerinde clint easwood'a taktığımız lakaptı.
    1 ...
  14. 46.
  15. fenerbahçeden dolayı pek fazla sevmediğim bir renk. siyah ve beyazdaki asillik bu renkte yoktur.tabikide beşiktaşlıyım.
    1 ...
  16. 45.
  17. lacivertin yanına yakışan en asil renk.
    (bkz: sari cicek tozusun sen ve korno)
    1 ...
  18. 44.
  19. ülkemizdeki yaygın soyadlarındandır.
    1 ...
  20. 43.
  21. yaprağın değil tanrının rengidir.
    5 ...
  22. 42.
  23. 7. nesle uygun şekilde davranmaktadır. kendisi duble amatördür.
    2 ...
  24. 41.
  25. 40.
  26. hızı ya da akıcılığı simgeler.

    dikkat çekicidir. taksilerde kullanılmasının mutlaka bir anlamı vardır.

    grafik yüzeylerinde zemine atılıp üzerine minimal vuruşlar yapıldı mı çok etkileyici sonuçlar verir.
    2 ...
  27. 39.
  28. turuncu saçlı olan insanlara verilen bir lakaptır.
    2 ...
  29. 38.
  30. sarı ışığın rengidir, yaşam enerjisini ifade eder, üçüncü çakranın renklerinden biridir.
    3 ...
  31. 37.
  32. tikilerin bir numaralı rengi. pantolon sarı, çanta sarı, saç sarı...
    3 ...
  33. 36.
  34. yazın tercih edilen renklerdendir. insana enerji verdiğine inanmaktayım. bahsettiğim tok sarıdır. ayrıca kırmızıyla olanına can fedadır.
    3 ...
  35. 35.
  36. lacivertin yanında en asil duran renk.
    2 ...
  37. 34.
  38. sarı , hüzün ; sarı , ayrılık ; sarı ,acı ; sarı , sızı; sarı ,sonbahar ; sarı , yalnızlık; sarı ,ölüm getiren sabahın soğuk ,yakıcı ışığı ; sarı , boğulmak ;
    sarı ,neşe ; sarı ,sıcak ; sarı ,yaz ; sarı , güneş ; sarı ,gün ; sarı ,umut ;sarı , saçların ; sarı ,yaşamak ...
    5 ...
  39. 33.
  40. diğerlerini etkileyebilen anlamına gelmekle birlikte sagopa kajmer'in telaffuz ettigi kelimedir.
    2 ...
  41. 32.
  42. sonbaharın, dökülen yaprakların, onlarla beraber solan ümitlerin rengidir.
    o kadar canlı olmasına rağmen hüznü koklatabilen yegane renklerdendir.
    3 ...
  43. 31.
  44. kırmızının kardeşi galatasaray'ın yarısıdır.
    3 ...
  45. 30.
  46. ineklere fazlaca takılan isim.sarıkız'la birlikte zirveye oynuyorlar.

    (bkz: sarikız)
    2 ...
  47. 29.
  48. işte aradığım yazı alın lan okuyun kesin,

    ben eksiden aldım oraya yazan da lafmacundan almıs,klonlararası paylasım:

    "sanki butun gunduz maclarini ankaragucu oynuyormu$ gibi geliyor du$undukce. ceza alaninin buyuk kismi kumlu, orta ve tac cizgisinin sarimsi cimli oldugu bir ankaragucu-galatasaray maci izliyoruz. izliyoruz dediysem televizyonun yarisindan izliyoruz. ekranin diger yarisina tul ve uclu koltuk yansiyor. koltuk kipirtisiz, arada bir tul oynuyor. di$ardan bir araba sesi geliyor. sokak cok bo$. sapsari bir gune$ ortaligi yakiyor ortaligi. ekranin yarisina arada bir galatasarayli semih giriyor. cim sari, gune$ sari, semih sari. iyice sarariyor ortalik. bogazim kuruyor. iceri kocaman, sert kabuklu, uzun bacakli, ye$ilimsi bi bocek giriyor birden. tavana carpa carpa ilerliyor odanin icinde, bize dogru yakla$iyor, elimizi savuruyoruz, pike yapip televizyona carpiyor. sonra yeniden tavana carpmaya ba$liyor. abimle odanin icinden cikarmaya cali$iyoruz, ben gidip tulu aciyorum, abim de elindeki kirlenti savuruyor ye$il bocege dogru, uzerine dogru gelince uclu koltugun uzerinde ko$arak kacmaya ba$liyor. bocek odanin her yerine dogru hareket ediyor ama bir turlu pencereye yakla$miyor. elimizdeki kirlentleri tavana atarak vurmaya cali$iyoruz. abim en sonunda du$uruyor bocegi. halida yuruyerek elimizden kacmaya cali$iyor. kirlentleri dovuyoruz ama yurumeye devam ediyor. abim ko$uyor icerden tuvalet terligini getirip akitiyor sari kanini bocegin. bocegi terligin uzerine alip tuvalete goturuyorum, klozete atiyorum. yuzuyor ye$il olusu suda, sanki tek bacagi hareket ediyor gibi. ustune tukurup iceri gidiyorum. her $ey normal, maci izlemeye devam ediyoruz abimle. semih yetmiyormu$ gibi bir de galatasarayli cuneyt giriyor ekranin yarisina, iyice sarariyor ortalik. niye izliyoruz galatasaray-ankaragucu macini iki takimi da tutmuyoruz. once sariyer’li, sonra be$ikta$’liyiz. ama hep ankaragucu maci izliyoruz. bogazimiz kuruyor, ye$il viski $i$esinden ilik su iciyoruz. annem hala gelmedi pazardan, babam da yazlari sahildeki beyaz park gazinosunda kasiyerlik yapiyor. televizyonu kapatip di$ari cikalim diyorum abime, cevap vermiyor. plastik topun ustune tukenmez kalemle sariyer yazmaya cali$iyor. y’yi yazarken eli kayiyor y’nin kuyrugu uzuyor.
    icim cok sikiliyor.

    kafami islatip, cok bol $ortumla di$ari cikiyorum. kimse yok sokakta. bakkalin oraya gidiyorum, kar$isindaki duvarda biraz oturuyorum. gune$ tam tepemde. hava oyle sicak ki bakkala bile kimse gelmiyor. etrafa bakiyorum biraz. bakayim terligi du$urmeden ayagimin en ucuna ne kadar yakla$tiricam diye bir deneme yapiyorum, ayagimi egerek kaydiriyorum. yetmiyor biraz daha kaydirayim diyorum. terlik du$uyor ayagimdan. mecburen duvardan iniyorum. terligi giyiyorum. biraz yuruyup ayagimi savuruyorum. terlik firliyor ayagimdan done done ilerde duruyor. sicak asfaltta seke seke gidiyorum, giyiyorum. bi daha, daha havaya savurarak ucuruyorum terligi, yukselip $ap diye du$uyor yere. devami uzayliyorum terligi, mahalleyi $ap $ap diye inletiyorum. ya$li bi kadin camdan kafasini cikariyor "cocuk git kapinin onunde oyna. gurultu yapma hasta var, hasta" diye kovuyor beni. dokuz ya$indayim, canim cok sikiliyor, hava cok sicak, kimse yok, butun bunlar yetmezmi$ gibi bir de hasta var. icim muthi$ sikiliyor. neyse ki hemen geciyor. eve dogru giderken abimi elinde karpuz dilimiyle goruyorum. "ver lan bir di$" diyorum. vermiyor, git al annemden diyor. eve girmeden kapidan karpuzu alip yanina gidiyorum. bo$ bo$ konu$madan yuruyoruz, "sahile gidelim, denize gireriz" diye tutturuyorum. "ne denizi lan babamin yanina gidiyoruz para alicaz, berbere gidicez" diyor. gazino evimize 20 dakika uzaklikta. 20 dakikadir karpuzlar elimizde, kabugun beyaz kismini bile bitiriyoruz. kagit gibi olan kabuklari atip gazinoya giriyoruz. icerisi balik ve raki kokuyor. geceye hazirlik yapiliyor, icerde hic mu$teri yok. babam kasada hesaplar yapiyor. bizi gorunce dev, uc katli orgun oraya goturuyor. arkalardaki bir masaya oturtuyor. ye$il fasulye, pilav ve kola getiriyor garsonlar. personel yemegini yiyoruz. yedikten sonra babamin yanina gidiyoruz. para veriyor, "berberden ciki$ta dogruca eve gidin, yuzerken filan gormiyeyim sizi" diyor. berbere gidiyoruz. abim "onunki uc numara, benimki amerikan olacak" diyor berbere. ikimizinkini de uce vurup yolluyor bizi eve. kil dolu kafalarimiza $aplata $aplata eve gidiyoruz. yolda arkada$imiz boklu’yu goruyoruz. kirpikleri birbirine yapi$mi$ boklu’nun. "niye gelmediniz lan denize, celik gibiydi su" diyor. "mac vardi" diyor abim. eve dogru yuruyoruz boklu’dan ayrilip. gunler ne kadar uzun 9 ya$indayken, gune$ bir turlu batmiyor. kel kafalarimiz yandikca yaniyor bayiri cikarken, icim cok sikiliyor.

    buyudum, babamin yazin kasiyerlik yaptigi ya$a geldim. abim evlendi cocugu oldu, semih, cuneyt futbolu birakali yillar oldu. artik pek fazla gunduz maci yapilmiyor yine de oglen evde oturuyorum. arada bir pencereden kafami uzatiyorum, kavrulan asfaltta sokakta tek ba$ina oynayan cocuk goruyorum. "sktir git lan buradan. git kapinda oyna." diye onu kovuyorum."

    "umut sarıkaya, benim de söyleyeceklerim var"
    7 ...
© 2026 uludağ sözlük