msn muhabbetlerimiz olmasına rağmen ancak zirvenin eller havaya kısmında yanyana gelebildiğim yazar. ayrıca peytonpeyton' a benim için dediği şey hala kafamı kurcalamaktadır bilesin insanı. *
geleceğin cem uzan'ı. ama karakter olarak değil tabii, sadece kitleleri gaza getirebilme potansiyeli olarak. ben bu adama bayılıyorum, bu adamın olduğu ortam hep neşeli mübarek. iyi ki geldin ankara'ya sen de. gelmeseydin valla çekeceğin vardı elimden.
hakkında ne yazılsa az olan yazardır. kanatçı ya girer girmez ortalığı karıştırmış, "yürüyün lan bize mekan mı yok." diyerek gecenin rengini değiştiren yazardır. az oynadı ama öz oynadı, trenleri de başlatan yazardır, bir ara dışarı çıkardı dönmeyecez zannettim.* ayrıca şefin evindeki en şık erkekti, aynı pijamadan ben de isterim.*
ankara duvarlar sarhoş zirvesinde mekandan kovulmamıza neden olan, aynı zamanda bu kovulmayla bizi daha güzel bir eğlenceye akmamıza neden olan yazar arkadaşım.
kanatçı ya girdiği gibi kovulmamıza* sebep olan, ama sonra kendisine " sağ ol be salça iyi ki kovdurtmuşsun bizi " şeklinde şükranlarımızı sunduğumuz, müslüman ol papa diyerek papayı imana davet eden*, pijamasıyla aşmış bitirmiş *, pek bi şeker yazar.
5000 entry ve 1000 başlık uyumunu kendi menüsünde görmek ve göstermek için bakalım kaç gün dayanıp da entry ve başlık yazmayacak diye merak ettiğim sözlük yazarı. hiç olmadı screenshot denilen zımbırtıdan alırsın, anı olarak durur.
nick'ini salça yerine zaman zaman salsa diye farklı algıladığım (kelmajeste'yi kemaljeste olarak algılamam gibi)* ve izmir'in dağlarında çiçekler açar zirvesinde tanıştığım bir yazar. nargile içtiğimiz masada unsal'ın hemen yanında oturuyordu, "neden salça?" diye soramadığım yazar. herşeye salça mı oluyor ne?*
Hoyratça taranmış saçlarımda çocuksu bir acelecilik var.. sloganıyla beni mest etmiş yazar. çaylaklığım süresince okuyup okuyup içlendim.. şöyle de devam ederim akabinde, sanki top ağları delmiş de arka açıkta patlamış gibin..*
buraya hangi övgüyü yazsam yine de onun için yetersiz kalacak yazar kişisi. sözlüğün rengi, neşesi ve bilgesi. onunla aynı sözlükte bulunduğum için ne kadar gurur duysam azdır. *
kendisi hakkında bazı kişi, kurum ya da kuruluşların işkembeden attığını görüp sinirlendiğim insan yavrusu. sözlüğün en orijinal yazarlarından biri olup ucuz şeylerle hayatta işi olmaz. tanımayanlara ben itinayla tanıtırım. sinirlendirmeyin lan beni.
bahsi geçen geçen haftanın en beğenilen entryleri istatistiğinde üst sıralarda yer alan (#865453) nolu entry için artık açıklama yapma gereği duymuş yazardır. çünkü aynı konudan dolayı bugün başka bir sözlük yazarımız da bu durumu farkedip, bana düşüncelerini söylemiştir. neyse ki beni sonradan anlamıştır.
söz konusu olay milyonların televizyonları başında oturup izlediği, ülkemizi ilgilendiren, son dünya kupasının şampiyonuyla yaptığımız bir hazırlık maçında yaşanmıştır.. örnek vermek gerekirse bir televizyon programında bir insanın söylediği söz tespit edilemez mi, çok rahat gözlenemez mi? dikkatli bir şekilde izlenen milli maçta bir insan bu kadar basit bir durumu farkedemez mi?
gelelim maça;
kaleci volkan'ın bir degaj sırasında gol pası vererek, kalemize gol olmasını sağladığı bir pozisyonla asist yaptığı apaçık ortadadır. yıllar önce frank de boer'e galatasaray taraftarı, kaptırdığı toplar yüzünden yenilen goller için "asist kralı oldun.." şeklinde söylemleri hala kulaklarımızdadır. yani kaptırılan top yüzünden yenilen gol asist sayılmaktadır. bu golle birlikte Türkiye'nin asist sayısı bir, italya'nın gol sayısı bir olmuştur.
ikinci golü anlatmak gerekirse; ibrahim üzülmez gol pası vermek için sıfıra inmiştir ve topu ortalamıştır. topa yanlışlıkla müdahale ederek kendi ağlarına gönderen materazzi italyan futbolcuların maçta attığı gol sayısını iki, türk futbolcuların yaptığı asist ile ibrahim üzülmez asist sayısını ikiye çıkarmıştır.
ortaya garip bir durum doğmuştur; maçta skor 1-1 dir.. lakin türkler 2 asist yaparken, italyanlar 2 gole imza atmıştır.
bu olayı bu dünyada sadece bir ekşi sözlük yazarı düşünmüştür, ama ben aptal olduğum için ya da bizim sözlükte yazar olan insanların kafası basmadığı için kimse düşünememiştir. benim düşünmem ya da oradan okuyarak buraya yazmam akla gelen ilk şeydir.
sizde bu güvensizlik oldukça, kendi sözlüğünüzün yazarlarına inanmadıkça, gerçekten biz ekşi'ye yetişemeyiz.
ne yapayım yani, ekşi'de ben artık yazar değilim ama, hala ekşi'yi mi takip edeyim? ya da bir entry girmeden önce "aa bu acaba ekşi'de var mıdır?" diye göz mü geçireyim? yahut bir entry girdikten sonra ertesi gün "dur bakalım ekşi'de benim entrynin benzerini girmişler mi" diye orayı kolaçan mı edeyim ?
başka sözlükleri takip etsin insanlar. bu salça adlı yazar kimseye mani olmaz, olmaya hakkı yoktur.. ama insanlara çamur atmak kolay. bırakın da hevesim kırılmasın. insanları güldürmek için burada parmak ağırtıyorsam, 5000 entrye yaklaşmışsam, ekşi'den copy paste yaparak bu rakamlara ulaşmadım.
allah'a şükür, aklım ve fikrim var.. insanların bile çift yaratıldığı bir dünyada, benzer düşünceleri farklı kişiler düşünemez mi?
kendisi kendini savunanlara gore beyefendi diye tarif ettigimiz zumrenin icinde bulunan yazar. sadece beni eksi sozluk'u daha cok sevmekle itham etti. oysa bu bir itham degil, bayagi hos bir iltifattir. netice olarak kendisinin bu kadar gocunmasini da tesaduf olarak degerlendirmekten baska bisey gelmez elimden..