meczuptur: II. Abdülhamit kendisini tımarhaneye kapatmıştır. bakmayın yandaşlarının "efendim iftira atıldı" filan diye kıvırmasına...
sahte peygamberdir: sayıklamalarının kendi eseri olmadığını, kendisine "yazdırıldığını", "levh-i mahfuz"dan alınma, yani ilahi kökenli olduğunu defalarca tekrarlamıştır. kendisini islam dairesinde göstermesi gerçeği değiştirmez. peygamber de kendinden önceki dinlerin aslını "islam" olarak tanımlamış ve sahip çıkmıştır.
islam inancına göre son peygamber hz. muhammed'dir. ondan sonra kim ki, velev ki adını "ilahi ilham" ister başka bir şey koysun, söylediklerinin, yazdıklarının allah katından geldiğini iddia eder, kendisine vahiy geldiğini vaz etmiş, peygamberlik davası gütmüş, yani küfretmiş olur. ona uyanlar, iddiasını kabul edenler de küfrüne ortak olurlar.
şeytan gibi kibirli bir yalancıdır: müritleri, kendisine alçakgönüllü insan süsü vermek için ettiği bir kaç lafı ön plana çıkarır, ciltler dolusu övünmelerini gözden saklarlar. yazdıklarını okuyan sağduyu sahibi insanların bir mütekebbir meczupla karşı karşıya olduklarını anlaması çok uzun sürmez. o var ya o... üç aydan öte doğru düzgün tahsil bile etmemiştir. zira ilim ona "verilmiştir". ömrünü dine, ilme adamış hocalarını beğenmez, kendisine sözde "verilmiş" olan ilimle(!) onlara laf yetiştirmeye çalışır. daha neler neler...
sözde kendisine ilim "verilmiştir" ama ilimden anlamaz: radyo dalgaları ile iletişim olayına kafası basmamış, batılıların radyo dalgalarıyla iletişimi cinlerin yardımıyla sağlayabildiklerini iddia etmiştir.
sadrazam abdülhamit paşa tarafından zindana atılan, delirdiği yönünde güçlü deliller bulunan şahıstır. inanmayanlar bazı fotoğraflarında bile bunu görebilirler. ayrıca kürt isyanına destek vermiştir.
hakkında hayatını bilmeyen boş beleş yazarlar tarafından asılsız kötü yorumlar yapılan islam alimlerinden biridir, özellikle "küçük sözler" kitabını severek okumuşumdur.
Her zaman yeltendigim bir turlu firsatini bulamadigim risalesini okuyacagim kisidir. Tabi kendisini cemaatlerin neredeyse peygamber seviyesine getirdiginden okumaya biraz soguk bakiyordum. Umarim okunulacak olandır.
Telefonumun şarjı bitti onun için saati yazamıyorum, bunun için kusura bakmayın. Ama şu an sınıftayım ve bu yazıyı "hoca görür mü" endişesi altında yazıyorum.
Evet ,bu kısa zamanda ölümden bahsediceğim biraz .Nerden aklıma geldi bilmiyorum ama ölüm konusu felsefeyle ilgilendiğim zamanlardan kalma , çözülmesi zor bir konuydu. Bana göre çok büyük bir sırrı içinde barındırıyordu.
Ölümün manası yaratılışta saklı olabilirdi galiba o zamanlarda her şeyin varoluştan kaynaklandığını düşünüyordum. insanların bilinçsiz birer varlık olduğunu da iddia etmiyor değildim.
Bu benim en önemli iddialarımdan birisiydi. Çok gece uyumadım bu konu üzerine düşünmekten ,herkes aşkını düşündüğü sırada (memurlar hariç ) ben ,beni septisizme kadar götürecek olan bu konuyu düşünüyordum. Yani araştırırken primata kadar indim diyebilirim.
Ölümden bahsediyorduk değil mi ? Amaç denenin bir yokluktan ibaret olduğundan , bir gün amacın insanları boş bir araziye bırakacağından....
Güçsüz olduğunu hissetmek acı olsa gerek .Aslında bu ölüm denen şey bir az çaresizliği anlamak biraz da acizliğini kabullenmek açısından iyidir bence.
Anladığıma göre güçsüzlüğümüzü anlamak yaratılış sebeplerimizden biri.
Said- i Nursinin söylediğine göre ölüm bir tebdil-i mekanmış. Nur talebelerinin anlattıkları kerametler " peygamber varisi" tanımına uygun. Eeee bu öğrenci Kaan ne desin başka ? söz üzerine söz söylenmezmiş.( tarikat sözü olduğu ne kadar belli değil mi ?)
Eğer yeniden dirilmeye inanıyorsanız, ağlamakta saçma gelmeli insanlara. Bir dünyaya bağlanma mıdır bilmem veya sevginin gözlerde yaş olarak kendini belli etmesi midir ? onu da bilemem.
Ama aranızdaki sevgi denilen bağın koparıldığını hissediyorsunuz, o acıya insan dayanamıyor. Düşünsene senin bağın o insanla kopuyor. Gözlerin artık gözleriyle buluşamıyor gözlerinin onu her arayışında bulamayacağını bilmen seni yıpratıyor.
Haydi ,hoca break-time dedi ve benim de söyleyecek başka bir şeyim kalmadı zaten ....Görüşmek üzere...
Sikke-i Tastik ve Tarihçe-i Hayatında aşağıdaki metni kaleme alan büyük islam alimi.
Artık bütün insanları kardeş yaparak yem yeşil Cennetlerin nurlu ufuklarından esen refah ve saadet, huzur ve âsâyiş rüzgârıyla dalgalanan âlemşümûl bir bayrak altında toplayacak olan yegâne kuvvet, islâmdır. Zîrâ beşeriyetin bugünkü hali, tıpkı islâmdan evvelki insan cemiyetlerinin acıklı halidir. Bunun için, insanlığı o günkü ebedî felâketten kurtaran islâm, bugün de kurtarabilir. Evet, milyonların, milyarların kalbinde asırlardan beri kanamakta olan o derin yarayı saracak yegâne müşfik el, islâmdır. Her ne kadar ufuklarda zaman zaman bâzı uydurma ışıklar görülüyorsa da, müstakbel, bütün nur ve feyzini güneşlerden değil, bizzat Rabbü'l- Âlemînden alan ezelî ve ebedî "Yıldız"ındır. O yıldız, dünyalar durdukça duracak ve onu söndürmek isteyenleri yerden yere vuracaktır. http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4711
Özellikle ZAMAN ZAMAN UFUKARDA BAZI UYDURMA IŞIKLAR OLABiLiR cümlesi çok manidardır.
bazılarına göre alim, bazılarına göre şarlatandır. nur cemaatinin kurucusudur. batılı yaşam tarzını reddeder, şeriatçıdır. Atatürk ile düşünceleri ters düşmüştür. Hep ayaklanmalarda yer almıştır. hayatı sürgünlerde geçmiştir. sürgün zamanlarında boş boş oturmamış, kitaplar yazmıştır. Kitaplarını okumak zaman kaybı olsa da faydalı olduğunu söyleyenler vardır mutlaka.
Şeyh said ayaklanmasını yaptığı zannedilen büyük islam alimi. Millet ne kadar cahil. Araştırmak gibi bir derdi de yok. Üstad bediüzzaman said nursi hazretlerinin şeyh said ile bir alakası yoktur.