"Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında memleket mahkemelerinde memleket hapishanelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni men etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti." Said Nursî
Yaşamı bu şekilde geçmiş bir insan hakkında yorum yapmak siz gibi basit klavye erkeklerine düşmez. Bilin istedim.
nihal atsız'ın deyişiyle "sayıklamalarını", ebleh taraftarlarına, sanki pek de matah bir şeylermiş gibi gagalayan, abdülhamit han'ın zamanında tımarhaneye tıktığı raporlu akıl hastasıdır. sahte peygamberdir...
öyle bir meczuptur ki sayıklamalarını kendisinin yazmadığını, kendisine "yazdırıldığını" iddia eder. ona göre sayıklamalarının membaı "levh-i mahfuz"dur. sayıklamalarının kendisine vahiy yoluyla "indirildiğini" iddia etmeye cesaret edemediği için, "ilham" yoluyla indirildiğini iddia eder; sanki kelime oyunu yapması neyin peşinde olduğunun anlaşılmasına engel olabilecekmiş gibi!..
taraftarları söz konusu şahsın sahte peygamberlik iddiasını, "açıkça söylemediği, kuran'ı ve peygamberi reddetmediği" gibi gerekçelerle yalanlarlar. taraftarları da aynen kendisi gibi büyük yalancılardır. bu şahıs peygamberliğini açıkça ilan etmedi zira ortam müsait değildi. kuran'ı ve peygamberi reddetmedi zira peygamber de önceki peygamberleri ve kitapları reddetmemişti.
yandaşlarının kendisi hakkında gerçekten ne düşündüğünü merak edenler, yazdırdığı sayıklamaların günümüz türkçesi ile bastırılması konusunda yandaşları arasında çıkan tartışmayı incelemelidirler. çoğu yandaşı sayıklamaların günümüz türkçesiyle basılmasına karşı çıkmıştır!.. zira o sayıklamaların kaynağının aynen kuran gibi, levh-i mahfuz olduğuna inanıyorlardı.
hıristiyanların müslüman olmadan cennete gidebileceğini bile söylemiştir. öyle fetret devri hıristiyanlarının değil; günümüz hıristiyanlarının!..
abdülhamit han'dan o kadar nefret ederdi ki onu deviren ittihatçılarla işbirliği yaptı. ittihatçılar bunu gezilerinde yanlarında taşıyarak vaazlar verdirdiler. o zamanlar yaptıklarını "onları eski sait yaptı" diye reddetmiştir!..
öyle cahildi ki batılıların radyo, telgraf ve telsiz gibi aletleri meleklerin yardımıyla işlettiğini sanırdı.
hayatı 1999 yılında Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği matrix filmiyle beyaz perdeye taşınmıştır. kendisini bu filmde neo karakteri ile Keanu Reeves canlandırmıştır. *
Sait nursiyi uzaktan tanirim.lakin 1. Entry cok zalimce ve hakkaniyetten uzak olmus.ben boyle birsey soyleyecegine asls inanmiyorum.kaynak istiyorum..tamamen aydin ve caginin otesinde bir dusunur ve islam alimiydi..
Yıl 1894: italyan mucit Guglelmo Marcini radyoyu icat etti.
Yıl 1946: islam alimi Said Nursi, radyodan gelen ses için "içinde melekler var o ses onlardan geliyor" dedi.
Ermiş olduğu iddia edilen ve putlaştırılan zat.
Ermişliğinin nedeni; hayatını sürgünlerde ve hapiste geçirmesi, bunun yanında çok da güzel yazılar yazmasıymış.
'E o zaman Nazım Hikmet de ermiş' deyince 'öyle deme Allah tokat çarpar' diyorlar.
Peki.
Iman edenlere Muminligi alimligi lazim irki değil. .. irki kafstasi irkciligina aittir.. Ki onlar unlu olmasında n ötürü severler... Bunuda hem din alimi seriatci saidi nursiyi hemde din dusmani komünist apo yu severek gosterirler... Bu hezeyan ise sadece asagilik kompleks inden doğar. .. Cunki böyle bir kisiligin ilkeleri olmaz dogrulari bir anda yanlis yanlış lari ise doğru olur... Bu irkcilik hastaligina tutunanlarin halidirki terakki perverciler turkculukten koca bir ümmet i dağıttı lar... Şeytan da bu yüzden Rabbinin huzurundan kovuldu. ...