"ey nefsim!
kalbim gibi ağla ve bağır ve deki;
faniyim fani olanı istemem. acizim aciz olanı istemem. ruhumu rahmana teslim eyledim gayri istemem. isterim fakat bir yar-i baki isterim. zerreyim fakat bir şems-i sermed isterim. hiç ender hiçim fakat bu mevcudatı umumen isterim."
diyen büyük üstad'tır. yazdığı risale-i nur eserlerinden çok istifade ettim ediyorum. Allah ebeden daimen razı olsun.
Valla benim tek ölçüm var; bu kadar cemaatçi, tarikatçı, kürtçü takımı bir adamı seviyorsa, o adamın çağdaşlıkla, medeniyetle, modern türkiye'yle işi olmaz.
300 kadar şakirdiyle beraber doğuda ruslara karşı savaşmış, o dalga geçilen şakirtlerinin* tamamını şehit vermiş kendisi de ruslara esir düşmüş, daha sonra esratten kaçmış istanbula gelmiş, oradan doğuya gelip kaldığı yerden savaşmaya devam etmiş, vatanseverliğini haliyle, hayayatıyla, birebir ispat etmiş, klavye tuşlarına basarak onu vatan haini ilan edenlerden çok daha fazla şeyi bu vatan için terketmiş bir kişidir, islama duyduğunuz kini onun nezdinde hayata geçirip ona kin kusmanın, iftira atmanın, iftira atanların karakterine olumlu bir katkısı olduğunu zannetmiyorum, ama yapıyorlar genede,
onunla şeyh saidi işaret etmek, dimağlarda onu çağrıştırmak, isim benzerliğinden yola çıkarak ona karşı nefret oluşturmak için yapıyorlar herhalde, kendilerini vatansever zanneden klavye kahramanlarını o doğu cephesinde görmek isterdim gerçekten, elindeki içki kadehini "mustafa kemalin askeriyiz" diye kaldıranları görmek isterdim o dehşetli cephede, mesela çanakkalede savaşın en kızgın anında bile farz namazını terketmeyen mehmetçiğin bu kendini vatansever zanneden, yaptığı ile vatana millete hizmet ettiğini zanneden, toplumun dibini oyanların oyununa gelenleri görmesini isterdim,
kendisini dindar bir cumhuriyetçi olarak tanımlıyor, onu eleştiren ona hakaret edenlerin boyu kadar kitap yazmış aynı zamanda savaşırken, tabi şizofren diye dalga geçilmesini önlememiş bu, beklemiyorum zaten bunu, kalplerini karartan nefretin gözlerini de kör ettiğini görebiliyorum ama.
rusların elinden kaçıp önce viyanaya, oradan istanbula gelmiş, istanbulda bulunduğu sırada, ingilizlerin hakkında olumlu fetva veren hocalara inanılmamasını, esaret altındaki adamın fetvasının sahih olmayacağına dair hutbe vermiş, ingilizlerin hakkında yazdığı hutuvat-ı sitte adlı makalesi ile, ingilizler tarafından ölü yada diri yakalanması emri çıkarılmış, bu ankara hükümetinin kulağına gitmiş ve kendisini, ankaraya davet etmişler, mustafa kemal ile odasında teke tek yapılan toplantılarda, mebusluk teklifi almış ama o teklifi redetmiş, mecliste vekillere yaptığı konuşmadan sonra, doğuya dönüp, mücadelesine kaldığı yerden devam etmiş, mustafa kemal le ayrıldıkları nokta, hilafeti kaldırmayacağına dair verdiği sözü tutmamasıdır.
kurtuluş savaşı karşıtı , mandacı savaş kazanılınca bir anda vatansevere dönüşen muhterem.
bugün ölümünün bilmem kaçıncı yıldönümüymüş, bayram kabul edimelidir. zira bu herif o zamanlar psikolojik tedavi görse günümüzdeki cemaatçilerden , nurculardan eser kalmayacaktı . açlık ve sefalet ile yaşadığı,hayatını müminlere feda ettiği anlatılır şakirtler tarafından , 82 yaşına kadar nasıl başarmış merak ettim yahu anlatsında abimiz dinleyelim. kitaplarınında günümüz türkçesine çevrilmesi pek istenmez , anlamı bilinmeyen kelimeler olunca daha kolay kandırabiliyor insanları nurcu abilerimiz.
birde atatürk'ü putlaştırıyorsunuz diyip şu adama peygamber muhamelesi yaparlar. hani al ıslak odunu , geçir kafasına .hea birde atatürk'e deccal diyebilecek kadar büyük bir vatanseverdir yani haddinizi bilin hakkında konuşurken efendimizin !
kimine üstat dır kimine yobaz. ama uğruna savaştığı bir davası vardır. önemli olan da budur. ve kimseye zulmetmemiştir. aksine zulme uğramıştır. zulmedenler de bellidir nihayetinde. kimse öyle yok yobazdır yok bilmem nedir demesin. 1 sayfa saçmalayamacak gerizekalılara binlerce sayfalık külliyatı verilebilecek tek cevaptır.
olayın tüm dini, örfi, manevi, bilimsel vesaire yönlerini geçtim de, bu şahsın meşhur bir resmi vardır ve o resimde attığı bir bakış vardır ki ne zaman görsem tırsarım. o kadar din alimleri, tarikat şeyhleri resmi gördüm ama bu denli korkuncuna tanık olmadım. sanki kafalardaki ak sakallı naif inançlı dede değil de nifak tohumu saçan bir ajan bakışıydı bu. hemen kafasının üstündeki bir baloncuk, ve içerisinde "hi bro, how are you?" yazıyor gibi. neden ingilizce'yi seçmişti bilmem, bilsem de bahsetmek istemem.
kendisinin asla kürtlük veya kavmiyetçilik davası yoktur. tek davası islam ve müslümanlık davasıdır. atatürk'e muhalefeti "hilafeti kaldırmayın, bu milletin çimentosu olan islam kardeşliğini bozmayın" sözleriyle başlar.
hakkında atılıp tutulan, türlü türlü iddialar ithamlar olan alim kişi.
ben bu iddiaların peşinden çok gittim. dedim ki; "abim bana kaynak gösterin şurada abes bir iş yapmış bu adam deyiverin". bir allahın kulu da bu isteğimi yerine getirmedi.
işiniz gücünüz laf cambazlığı.
bu dünyada ve bu rejimde kimse size dokunmaz. ama bu götünüzden uydurduğunuz iftiraların bedelini elbet ödeyeceksiniz.
Halen daha bu adamla said-i kurdi yi ayni sananlar var amk. Olum mal misiniz? Az okuyun lan. birde gelmis sozlukte yaziyosunuz. Maksat tarafim belli olsun da ne olursa olsun.
Ayrica Meftanin arkasindan kotu konusmak bize yasaklanmistir. Ne olursa olsun basta insandir. Allah rahmet eylesin. ayni yaziyi 10 kasimda da yazarim merak etmeyin kodugumun fasist irkcilari.
isnanların anlayamadığı ve hale dinle uğraşan insanların gerici oldugu görüşünü kabul ettiği ve iyankarlardanmış denilen ama aslında sutan abdulhamid han zamanında doguya üniversite açılması için yaptırımlarda bulunan ve doğunun eğitminin şart olmasını savunan bir zattır.
eğer o üniversite kurulabilseydi doğu bugunki gib olmicaktı büyük ihtimalle.
tek bir yönden hak verdiğim insan. o da zamanın halifesi tarafından akıl hastası olarak anılmasına rağmen o kadar hapis yatmış adam. belgesi varmış işte adamın yazık olmuş bir nevi.
radyo ile muhabbeti gerçekten ilginç. ha bir de kuranda kendisinden falan bahsediyormuş. uzun uzun anlatılır bu saçmalıklar ama bu adama alim diyenler asla değişmez. fakat haksız bir şekilde öldürülmesi, mezarının değiştirilmesi devletin hatasıdır.