cezalı olmasına sevinilen adam. bu sezon, oynadığı diğer sezonların toplamından daha iyi oyun çıkarmaya başlamıştır ama yine de kimseye yaranamamıştır. neyse aldırma sabri, insanlar böyledir.
cezalı olması galatasaray'ı ciddi şekilde etkileyecek sahadaki biz. galatasaray futbol takımının avrupa'ya transfer yapabilecek tek türk futbolcusudur.
tam taraftar, rijkaard ile kendini biraz olsun toparladı mı acaba diye düşünürken 27 kasım 2009 bursaspor galatasaray maçı'ndaki rezil oyunuyla, o alışılmış siktiri boktan ortalarıyla kazma günlerinden bir kesit sunan galatasaraylı futbolcu.
bu sezonun keita ile beraber en fark yaratan futbolcusu, çağdaş bir bek. keşke aynısından bir tane de solda olsa. biz de hakan baltasını izlemek zorunda kalmasak.
sol bekin 10 maçta bir yaptığı gidip gelme işini bir maçta yapan, hem de fazlasıyla yapan adamdır sabri. sağ kanat işliyorsa onun sayesindedir. 120 metreyi her maç 90 dakika boyunca gidip gelmek kolay iş değildir. kaldı ki kötü de oynamıyor bu sezon.
bursaspor maçında sağ kanatda, havadan kendisine doğru gelen topu bomboş olmasına rağmen kontrol etmeyip, ayağının içiyle gelişine tribünlere yollamasıyla herkesi güldürmeyi başarmıştır.
yazılanlara bakıyorum da..bu futbol cahillerine fazladır. sen hiçbir leylaya bakma aslanım. yürümeye devam diyeceğim ama sen yürümekten pek hoşlanmaz, son nefesine kadar koşarsın.
o yüzden koşmaya devam sabri. futbolu bilen taraftar seninle gurur duyuyor.
pek yakın bir zamanda sözlüklerde kendisine karşı başlatılan bu hain saldırılara karşı, mahkeme koridorlarında boy göstereceğini beklediğim adamdır. tamam eskiden gıcık bi tipi vardı, oyuncağı elinden alınmış huysuz bir çocuk gibi huysuzdu maçlarda. ama şimdi öyle değil lan. işine bakıyor sadece. affet bizi sabri, çok mu kırdık seni. *
daha önce aleyhinde girdiğim tüm entryleri yutmama neden olacak kadar kendini geliştiren sağ bek.
sadece top oynamak ister gibi bir havası var artık. adamın her yaptığı orta yerine gidiyor; olur olmaz yerlerden kaleye vurmuyor ve rakip topçulara ve hakemlere de sövmüyor.
bu işte kesin büyücünün parmağı vardır. iddaa ediyorum; her idmandan sonra kulağından çekip, 'gel lan buraya eşşek sıpası! topa öyle vurulmaz, böyle vurulur.' deyip, top oynamayı öğretiyordur.*
kendisine duyduğum güveni son dönemdeki performansıyla boşa çıkartmayan topçumuz. bu adamın potansiyeli var. keşke yetenekli ellerde işlenebilseydi diyorum sadece. bu ülkede nasılsanız öyle kalıyorsunuz malesef. kendini geliştiren de hemen piyasaya çıkıyor zaten. sabri gerçekten kaliteli bir sağ bektir. hele ki hakan balta'yı izleyince daha bir hak veriyorum kendime. bek dediğin bindirme yapar, orta açar, ver-kaç yapar falan ama bu sadece sağ kanadımız için geçerli.
mental anlamda düzeldiğini hissettiren oyuncu , tamam yetenek olarak ibrahim üzülmez seviyesinde ama zamanında bu adam uçan kuşa bile itiraz ederdi , arkadaşlarıyla , taraftarla tartışırdı sonra noldu bikaç kez kadro dışı bırakıldı , satış listesine kondu , taraftarlardan ana bacı küfür yedi , sakatlandı ama adam yılmadı sadece işini yaptı çalışkanlığıyla galatasaraylılığını birleştirdi ve bugünlere gelebildi belki hala çektiği şutlar kaleye uzak gidiyor belki hala açtığı ortaların hiçbirisi ceza sahasına düşmüyor belki saçlarını hala aynı kestiriyor ama bu adam kafa olarak çok değişti sözlük haksızlık etmeyelim artık , bursaspor maçında bekir ozan ın sakatlamaya yönelik çift daldığı pozisyondan sonra bile tepki göstermeyip işine baktıysa ben bu adama saygı duyarım arkadaş zaten bugün azeri spiker de sabrinin koşuları sonrası spedy gonzales benzetmesini yaptı bi mutlu oldum.
galatasaray yönetiminin kendisini adam etmesi için frank rijkaard'ı getirttiği yetenek. rijkaard'ın şimdilik tek faydasının sabri'deki değişim gibi gözükmesi, başka bir şeyle açıklanamaz.
rijkaard'la ilgili şaka bir yana, böyle oynamaya, oynamayı geçtim böyle davranmaya devam etsin, canımızı yesin.