zamanın ne kadar hızlı aktığını ve bazen de ne kadar ölesiye yavaş aktığını göstermiyorlar çünkü. sevdiğin birinin yanındayken, işe yetişmeye çalışırken, uyurken ya da tatildeyken ne kadar hızlı geçtiğini göstermiyorlar. bir şeyleri kaybettiğinde, sevdiğinde ayrıldığında ya da değer verdiğin bir insan öldüğünde ölümüne yavaş geçen zamanı göstermiyorlar.
saatin tik takları ardı ardına devam edip gidiyor. biz günlük hayatımızı gerzek gerzek üçe on kalalara, yediyi beş geçelere göre ayarlıyoruz. hayat geçiyor, biz dandirik mekanik bir zımbırtıya göre monoton monoton yaşarken kaybettiklerimizi göremiyoruz.
ben işte sırf bu yüzden saatlerden nefret ediyorum.
salonun duvarında (olandır.)
süslü de bir şey
ben bitirilecek işlerim için bakıyorum
gülümsüyor
her zaman bana ölümü haber veriyor
tam ne kadar çok sevdiğimi söyleyecekken,
terk ediliyormuşum gibi.
kırlarım vardı ulan benim
gelinciklerle dolu,
at koşturacağım kırlarım.
saçlarıma düşmeye başlayanlar,
değildi asıl muradım.
olgunlukla karşılayabilirim yine,
kötü kalplilerin de ,
müstehzi gülümseyen,
kocaman saatleri var kollarında.
salondaki yarim geceleri hırpalar beni.
ben ona bitirilecek işlerden,
o bana ölümden haber verir.
aslında güzel bir bir saat
ama biraz süslü.
bizim evin tl cinsinden ettiği parayı dolar cinsinden geçen örnekleri var.
250.000 dolar'lık kol saati mi olur lan? kadın saâti desek pırlanta mırlanta falan da erkek saâti oğlum bu. taş yok, bir şey yok. simyayla mı ürettiniz lan kullandığınız materyâlleri?
Bakma saatine ikide birde!
Halin neyse saat onun saati.
Saat tutamaz ki, ölü kabirde;
Zamana eşyada gör itaati!
Bir kıvrım, bir helezon,
Her noktası baş ve son...
Dün hâtıra, yarın hayal, bugün ne?
iki renk arası bir çizgicik pay.
Ne devlet zamanı bütünleyene!
Ebed bestecisi bir çark ve bir yay.
Hesap soran yaratık;
O dimdik her şey yatık.
Zaman bir işvebaz, kaçak hayalet;
Eskiyenin kement atar boynuna.
Ne pişmanlık tanır, ne af, ne mühlet;
Ancak fatihinin girer koynuna.
Niyeti gizli fettan
Köle biçimli sultan...