ölüm, insanların en çok korktuğu şey değildir. aslında en korkulan hayatın sonuna gelindiğinde gerçekten yaşamadığını fark etmektir. bir hastanede yapılan araştırmada ölüm döşeğindeki 100 yaşlı insana *hayatlarının en büyük pişmanlığı* soruldu. hemen hemen hepsi yaptıklarından değil yapamadıklarından pişmanlık duyduğunu söyledi. almadıkları riskleri, peşine düşmedikleri hayalleri. Size soruyorum sevgili yazarlar; son sözleriniz *keşke* mi olmalı? uyanın artık. neden varsınız? hayat çalışmak, kira ödemek, haftasonunu beklemek değil. hayır, hayır. herşeyi bilmesemde bunu biliyorum. bu dünyada herkesin bahşedilmiş yetenekleri var. ben martin luther king gibi davranamam. onun hayali olmamış, hayal onu ele geçirmişti. insanlar hayallerini seçmezler. hayaller insanları seçer. sorum şu: cesaretin var mı? seni seçen hayali gerçekleştirmeye? yoksa onun elinden kaçıp gitmesine izin mi vericeksin?
geçenlerde uçaklarla ilgili bir şey öğrendim. yolcular uçmanın çok tehlikeli olduğunu düşünür. ama aslında uçağın yerde olması daha tehlikeliymiş. uçak yerdeyken paslanır, arıza yapar ve aşınır. havada olduğundan daha hızlı şekilde. sonra düşündüm. evet, çok mantıklıydı. çünkü uçaklar gök yüzünde uçmak için yapılmıştı ve herkes içindeki hayali yaşamak için yaratılmıştı. belkide en üzücü şey tüm hayatı yerde yaşamaktır hemde hiç havalanmadan.
çoğumuz hırsımızdan korkarız. gece gelir ve herşeyimizi çalar. aslında zihnimizde de bir hırsız var hayallerimizi çalan. adı *şüphe*. onun bir çok yüzü var. bir virüs gibi seni kör eder ve parçalar. ve sen *gibi yaparsın*. *gibi yapmak* yetmez. çok fazla *gibi yapan* insan var. kariyer değişikliği yapmak ister *gibi*. sınavdan 100 almak ister *gibi*. formda olmak ister *gibi*. basit matematik bu zor hesaplar yok. eğer *gibi* yapmak istiyorsan sonuçlarınıda alırmış *gibi* yaparsın. hayalin ne? içindeki kıvılcımı ister *gibi* yapamazsın. onu tüm kalbinle istemelisin. çabalaman gerekecek. evet, çabalayacaksın. başka yolu yok. çok tökezleyeceksin ama olsun. şunu unutma; pürüssüz bir dağ diye bir şey yoktur. eğer zirveye çıkmak istiyorsan keskin sırtları aşmak zorundasın. bazı zamanlar stres yapacaksın, depresif olacaksın. bir şey söyleyeyim. steveb spielberg film okullarından tam 3 kez red aldı. 3 kez ama o devam etti. televizyon yöneticeleri oprahı tv ye uygun değilsin diye kovdu ama odevam etti. eleştirmenler beyonceye sen şarkı söyleyemiyorsun dedi ve o da depresyona girdi ama o devam etti. mücadele ve eleştiri gelişmek için olmazsa olmaz. evrenin kuralı böyle ve bu herkes için geçerli. çünkü hayat acı çekmektir ama nasıl acı olacağını seçebilirsin. ister başarıya giden yolda çekersin acını ister pişman olarak.
bana sorarsanız iki kere düşünmeyin. bize bir mucize verildi adı *hayat* olan. sakın boşa harcamayın. siz geçmişinizle tanımlanamazsınız. siz aslında her an yeniden doğmaktasın. sahip çık. şimdi. bazen boşluğa sıçramak ve kanatlarını açıp boşluğa süzülmek zorundasınız. iyisimi kurtulun artık şu halinizden. zaman geçiyor. hayatta tekrar yoktur. size nutuk çekiyormuşum gibi gelebilir. ama eğer size bahşedileni kullanmazsanız sadece siz değil tüm dünya bundan eksik kalır. hangi icat var aklınızda? hangi fikir? hangi çare? hangi yetenek? bu dünyaya getirmeniz gereken. bu dünya şarkısında sende yerini almalısın. şimdi alın şu mikrafonu ve biraz cesur olun.
geçmişe dönüp yeni bir başlangıç yapamazsınız ama şimdi başlayıp yepyeni bir son yapabilirsiniz.
bir insanin sizinle sevişip sevişmeyeceğinden emin olamayabilirsiniz ama sevişeceğinden emin olun olursunuz.
kimse sevişmeyene ictenlik katmaz,
kimse sevişmeyene suslemez,
kimse sevişmeyene en ufak ilgi göstermez, hatta "nasilsin?" bile demez.
kimse sevişmeyene sözler vermez..