bir avuç boşluk elde kalan,
bir derya karanlık göze çarpan,
bir parça ışık görür gibi
yine karartılara çıkan bir ahir zaman;
yoksunluk duygusunun gizli sesindeki
son matem havası, son bulanık duygular, son hazin hayatlar...
hep istenen sonların gelmeyen son versiyonlarında
tuhaf bir kayboluş öyküsü arta kalan zamana dair;
son hıçkırıklar, son gözyaşı damlaları, son yitirilmişlikler...
Sonbahar, artık
son yapraklarını döküyor dışarıda,
sanki; sarı renkleriyle
güneşi bırakıyor asfaltlara.
Akşamları yürüyorum,
Telaşlı adımların arasında.
Bilirsin, yürümeyi ve düşünmeyi
Bir başka severdim.
Aklımda hayalin oluyor
Ve birkaç sözün;
Beynime, benliğime kazıdığın.
Gözlerimse seni arıyor,
Yokluğunu bile bile,
inkar ederek, seni arıyor
Kalabalıklar ortasında.
Ve sonra
bırakıyor aramayı gözlerim,
etrafta olana bakıyor,
anlamaya çalışıyor.
Yokluğunda,
bu insanların hayatlarında
ne değişti?
"Hiçbir şey diyor"
içimdeki o malum ses.
Peki seni tanımasaydım,
"ne olacaktı" sorusu
yankılanıyor beynimde.
O an anlıyorum ki,
Hiçbir şey.
Hayatıma devam edecektim,
Sadece seni tanımamış,
Eksik olarak.
Ve her zaman,
Bıraktığın boşluğu,
bilmediğim bir senle
doldurmaya çalışara
artık biliyorum,
ruhumda bıraktığın boşluğu.
Ve seni anlıyorum,
Gitmen gerekiyordu.
Ne zaman dönersen dön,
Hep burada olacağım ben.
Sadece açtığım yaraları
kapatmak için değil,
bana geldiğinde
kanayan yaralarını
kapatmak için de...
bugün yine çok hastayım.
sanki frambuazlı pastayım.
ekşimiş miyim? yer yer sararmışım.
senin sevgindendir kızım.
bak yine yastayım!
içinden oyuncak çıkan yumurtayım,
parçalarını birleştiremediğin.
1000 parçalık puzzle gibiyim.
söküp söküp takabildiğin...
yüreğimin içindeki duygularım,
senin için kanıyor bugün.
pasuman yapsana bebeğim.
damar damar olsun günüm.
yana yana kanasın dünüm.
seni sevmediğim hergün.
azap çekiyor sol yanım.
gel kon omzuma kelebek gibi.
bir günlük ilişkimiz olsa da yeter.
gel kon gönlüme maymun gibi
zıplaya zıplaya sevişsek de yeter.
Gökyüzünün ortasında
büyük bulut parçası.
Ay doğmuş üstüne,
ufuktaki dağlar gibi bulut,
bir martı parçalaya parçalaya gidiyor bulutları,
Masmavi bir yol martının arkasında bıraktığı
gözlerimizi gökyüzüne çakılı bırakan
Ay karanlık
Ay ağlıyor
Ay ışığında saklı yüzün, gecemi serhoş ediyor
ah göğsüm ah kalbime dar geliyor
gözlerimi diktim, bıraktığın maviliğe
gittiğin günden beridir
kanatlanıp bu diyardan uçasım geliyor .
dün akşam, cehennem'in bank ın da otururken,
ellerin dokundu yüreğime..
seni seyrettim sonra, boğaz köprüsü'nün ışıklarına bakarak,
sesini duydum, seni bana getirecek olan vapurdan..
bulutlu bir havada, istanbul'un gözleri dolu doluyken,
sana baktım bulutların içine saklanmış yıldızları izlerken..
" ayrılık " ve " yokluk " kelimelerini kazıdım yüreğime ellerinle..
ellerini tuttum hayalimde, son sigaramı yaktım, üşüyen ellerimle..
duman duman seni çektim içime, her bir dumanda,
yanan sigarama adını sayıklattım..
bir kutu kibritin içinde ki kırk çöpün içinde seni aradım,
unuttum sevgilim, son sigaramı seninle yaktım..
" bu son konuşmamız " diyerek,
ellerini çekip ellerimden yürüdün karanlığa doğru..
gülmeyi unutma sevgili, yollar çakıllarla, taşlarla dolu,
aydınlat yolunu, ve istanbul'umuzu..
karanlıkta kalmasın çiçeklerimiz,
karanlıkta kalmasın vapurlar,
karanlık kalmasın be galata,
gidiyorsun işte,
parmak uçlarıma neşteri saplayarak..
elimi götürüyorum sonra sol yanıma, elimde neşter..
tüm gücümle göğüs kafesimi kesiyorum,
baygın bakan gözlerim ile kalbimi çıkartıyorum yerinden,
sana veriyorum..
bak, işte bir hayat kayıyor ellerinin arasından,
annemin iğne ipliği ile dikiyorum tüm vücudumu,
senden kalan bir iz var..
parmak uçlarımda artık bir neşter,
dokunduğum yeri kanatıyorum,
dokunduğum yer boğuluyor gözyaşlarıma..
yine kalemimden kanlar süzülüyor yokluğuna..
Olur da bir gün
Özlersen beni,
Dön gel bana
Güneşin buralarda.
Bırak sarsın seni
Sıcaklığıyla
ve bıraktığın
deli sevdanla.
izin ver
Yaralarını kapatsın,
Sarıp sarmalasın,
Seni kucaklasın.
Kalbinde sen ol,
Aklında sen
Ve yüreğinde yine sen.
Ruhunu kendinle doldur,
Işığın sarsın güneşini
ve bırakmasın birbirini.
domestik dedi bana bir gece
yaptı ibneleliğini orada
dilber dedim ona
kaçtı gitti o anda
siktir git dedim ona
gel lan dediler bana
bir bakış çaktım hemen orada
sağ elim daşşamda, kafam sol çaprazda
uludag sözlük' e geldi sonra guerilla
tanıştı bir kaç dilber ile burada
sağ eli daşşanda kafası sol çaprazda
bitirdi guerilla sonra
şiiirini sağ eli daşşanda kafası sol çaprazda
peşini bıraktı sandım
yol boyu devam eden sokak lambaları,
sen göremiyorum artık, her yer karanlık,
ve sen
yürürken yolunda emin adım,
ben bekleyecektim ya da mum sönecekti,
mum bekleyecekti
ya da
ben sönecektim...
Yasaklandım.
Ellerime demir parmaklık ilişti, öfkem miras suskunluğuma.
Başım öne eğik, kulaklarım rüzgâr fısıltısında.
Tüm pencerelerim açıldı,
Döküldü kucağıma 29 harf,
Döküldü suskunluğumdan kalan tılsımlı miras.
Yasaklandım.
ilahi bir mabede.
Mabet ki bir yüzü cennete dönük, bir yüzü secde de.
Çığlıklar karıştı akşamın karanlığına.
Çığlıklar iki meleğin kanatlarında.
Gök yarıldı, lanet yağdı.
Aynalarda yansıyan suretler ateş aldı,
Dedim ki,
Mizan kurulsun, hazırım.
Kapadım gözlerimi sonsuzluğa,
Topraktan gelip, toprağa dönmenin paradoksuna.
Devri alem.
Dönsün dünya, hayasız benlikler çukurunda.
Sur üflendiği an,
Kulaklar duymak istemeyecek,
Açılmayacak kutsal kitabın kapakları,
Ve kahramanlar,
Kılıçlarını toprağa gömecek.
Bebekler avuçlarında,
Çocuklar göz bebeklerinde saklayacak müjdelenmiş isimleri.
Gölgelerle savaşacak kimi,
Kimi Güneşi dost edinecek.
Toplanacak Suretler, yasaklandığım bu noktada,
Aşk başkadır diyeceğim,
Aşk için, kapıdan eğri odun girmez diyen yunus'a.
Kafalar eğilecek.
Kibir yol olacak cehennemin narına.
Yasaklandım.
Ve asılı kaldım bu şeytan tezgahında.