Bıçağı bilemek için iki tane bıçağı birbirine sürtersin ya hani. Onlardan biri sanki kırılıp, yerinden çıkıp bir yerime saplanacak diye 1 metreden yakın duramam.
ölümden bile korkmam bu durumdan korktuğum kadar. hayır bende kaybetme korkusu yok ancak çok duygusal bir insanım bütün kalbimi açıyorum karsidakine iki kere de başıma geldi ikincisi çok ağırdı. benim zoruma giden kullanılmış gibi hissetmek. benim bedenime degilde kalbime ve ruhuma tecavüz edildi sanki. bu yüzden aldatilmaktan korkarım en çok. aynı duyguları yaşamaktan çekinirim. insan toparlanıyor belki ama yarası kalıyor be arkadaş. keşke bana sana karşı artik aynı duyguları beslemiyorum bir başkasına aşık oldum deseydi bu kadar koymazdi yemin ederim.
Uzayla ilgili her türlü fotoğraf.
Efendim yıllar önce başlayan uzay merakımı gidermek için o belgesel senin bu vikipedi benim yardırırken günün birinde farkına vardım ki ben uzaydan tırsıyorum. Gök cisimleriyle ilgili bir foto görmeye dayanamıyorum. Başım dönüyor, kendimden geçiyorum... Hele de yıldız fotoları yok mu adeta götüm atıyor.
şu an bile unutkanlığım biraz var ancak öyle bir korku ki biletleri, broşürleri, sevdiklerimin vesikalıklarını, yazılan notları ilgili kişinin ismi ve tarihle birlikte saklama gibi bir huyum var. okuduğum kitapları tekrar okuma kararı aldım bu yüzden üstelik.
Düğmeler. Korku demeyelim ama bazı düğmelere karşı bir tiksintim var ve hatta yanlışlıkla dokunduğumda titriyorum. mesela şu yorgan kılıfı düğmeleri, şeffaf ve büyük oluyorlar. Veya şu kalp şeklindeki düğmeler falan. Nefret ediyorum sözlük, anlatılır gibi değil.
kuşlardan korkuyorum. ve korkmam için öyle ihtişamlı bir kuş olmasına gerek yok. serçeden, muhabbet kuşundan bile korkuyorum. kanat çırpmalarından nefret ediyorum.
edit: tavuk, horoz ve civciv de dahil.
kadınlardan korkuyorum ben, tek tek değil, grup halinde oldukları zaman.
geçenlerde bir kurultaydım, çalıştaylardan birisi kadın ağırlıklıydı, birde sağda solda duran birkaç tıfıl ve birkaç kadayıf böyle gözümden yok oldu ve sanki sadece kadınlar kaldı geriye, etrafım önüm arkam her tarafım kadındı. sanki kendi aralarında fısır fısır benden bahsediyorlardı, birisi gülümsediğinde üstüme alınıp beni mi gülünç buldu acaba diye düşünmeye başladım.sonra gerçek ile halisünasyon birbirine karıştı (işte bunlar hep absinth içmekten) sanki hepsi birden kalktı ve üstüme yürümeye başladılar ve gelirken de çantalarından makyaj malzemelerini, o leş parfümlerini falan çıkartıyorlardı, kendilerini bana beğendirmek istercesine kokular sürünerek,abartı abartı ve taşırarak rujlar sürerek üstüme geliyorlardı, korktum açıkçası kalbimin hızlandığını ve şakaklarımdan süzülen teri hissettim, bazıları dilleri ile dudaklarını yalıyor bazıları ise alt dudaklarını ısırıyorlardı, beni aralarına aldılar o onlarca karışık egzotik meyve özlü parfümler, fondöten kokuları falan birbirine karıştı, ellerini hissediyordum olur olmadık yerlerimde, resmen kafamı çalkaladım ve gerçek dünyaya döndüm, hemen de terk ettim konferans salonunu ve odama çekilip küveti doldurdum, antalya nın turunçgil bitki örtüsünden esinlenen köpükler ile sıcak suya bıraktım kendimi ve içkimi yudumlayarak anca rahatlayıp sakinleşebildim.
Küçükken geniz etim vardı. Burnumdan nefes alamazdım. Annem ise eve erken gelmem için kaçırırlar seni diyerek beni korkuturdu.
Benim de kafamda o muazzam korku oluşurdu. Ben burnumdan nefes alamıyorum Ya beni kaçırdıklarında ağzımı bantlarlarsa???