türkiye sırbistan maçını az da olsa yorumlamıştır ve kendisi uzun süre futbola dönmekte zorlanmıştır. rıdvan'ın o son saniyelerdeki heyecanlı halleri ayrı bi renk kattı programa.
eskiden tamamen objektif yorum yapan, şimdiyse türk oyunculara ve teknik direktörlere daha bir objektif yorum yapan teknik direktör. aykut kocaman için "aman kötü bir laf etmeyim" stresinde, artık alex'i bile eleştirmeye başlamış ne dediği belli olmayan yorumcu. sen değilmiydin iki ay önce bu takımda ilk 11'i kurarken ilk alex'in adını yazarım diyen?
aynı zamanda "beşiktaş bugün gol yiyip maçı kaybedebilirdi de, ancak uzun vadede kazanan beşiktaş olacaktır. çünkü beşiktaş top oynuyor, fenerbahçe ise kendi sahasında mahkum oynuyor" demiş kişidir.
Bir galatasaraylı olarak sevip saygı duyduğum bir futbolcu ve yorumcu ama ''liverpool'da zor oynuyor!'' dediği emiliano insua'nın sırf geçen sezon eski takımında 44 maç oynamış olduğu gerçeği beni rahatsız ediyor. Umarım kendisi de rahatsız olur ve daha araştırıp, yorumlarını öyle yapar.
volkan demirel'le arasında özel bir iletişim aracı olduğundan şüpheleniyorum. veya bir üstteki entryde olduğu gibi futbolcuların kendini duyduğunu sanıyor.
evde maç izliyormuş gibi maç yorumlayan eski futbolcu.bir ara televizyonun sesini kapatıp,maçı sessiz izlemeyi bile düşündüm yemin ederim.o değilde "devam et özer devam et" diyerek milyon dolarlar kazanıyorlar ya,insanın canı sıkılıyor be kardeşim.
ekiden bu adamı gözümü kırpmadan dınlerdım ama kendını cok bozdu.sureklı skora gore konusan birine dönüştü malesef.maçtan önce soyledıklerı maçtan sonrakılerle tamamen farklı olduğu için güvenılırlığı yavaş yavaş kaybolmakta.
en başta aslında almanya o kadar saldırgan o kadar hızlı oynamıyor ya bizde iyi başladık böyle gidersek güzel şeyler olabilir tarzı şeyler söylerken maç sonu gördüğüm en kötü milli takım maçıydı.
tamam haklısın herkes böyle düşünüyor ama sen niye bu kadar dediğinin arkasında değilsin be adam !!
ntv nin iki pazarlama harikasından biri kendisi, diğeri de ihsan bayülken.
yaptığı birkaç yıllık teknik direktörlükle ömür boyu hocam diye hitap edilme garantisini de almıştı, şimdi de maçlarda iç sesini dış sesi olarak kullanmaya başladı.
kahvede sağa at, sola at, aferim, yapma diyen amcalardan bir farkını bulan varsa bize de söylesin.
karşıyaka spor kulübünün teknik direktörüyken harikalar yaratmış adamdır ki teknik direktörlüğüne laf atan odunlar var.
onur recep kıvrak'ı ilk olarak o keşfetmiştir ve karşıyaka yöneticilerine bu adamı satmayın 3-4 yıl sonra çok büyük paralara satarsınız demiştir fakat akabinde dilmen gidince yöneticiler o sezon onuru trabzona vermişlerdir.
Ayrıca milli takımın başında görmek istediğim tek adamdır.
yakın arkadaşı aykut kocaman'ı savunmak adına şekilden şekile giren, kendiyle çelişen ve her geçen gün inandırıcılığını kaybeden yorumcu.
sırf başında aykut var diye, kockoca fenerbahçe'nin önce şampiyonlar liginden, sonra uefa'dan elenmesine sesini çıkarmamış, "aykut hoca başka bir sistem getiriyor, zaman vermek lazım" şeklinde yorumlar yapmıştır. lakin biz biliyoruz ki, o takımın başında aykut değil de daum olsaydı yorumları çok faklı olacaktı.
aykut'u koruyarak inandırıcılığını kaybetmesinin yanı sıra her geçen gün objektifliğini de kaybetmektedir. eski fenerbahçe futbolcusu olması asabiyetiyle fenerbahçe'li olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. fakat bugüne kadar yorumlarında bunu hiç hissettirmemiş ve her takıma eşit mesafede bir görüntü sergilemiştir.
ancak, geçen sezonun sonları ve bu sezonun başından itibaren yaptığı yorumlara bakıldığında, sanki bir yorumcu değilde fanatik bir taraftarmış izlenimi vermektedir.
her türlü olumsuzluğa rağmen fenerbahçe'yi ve fenerbahçe ile ilgili herşeyi körü körüne savunması, diğer takımları acımasızca eleştirmesi, fenerbahçe'nin aldığı mağlubiyetleri ya hakeme ya zemine ya da herhangi başka bir dış faktöre bağlaması, fenerbahçe'de kötü giden şeyler kendine hatırlatıldığında, "ama şimdi aynı şeyler gassaray'da da var..." diye cümleye başlaması hep bunun göstergesi.
benimle benzer düşüncelere sahip bir yazıyıda Kürşad Oğuz yazmış. buyrun;
--spoiler--
RIDVAN'IN SONU
Bu maç, sezon başından bu yana yavaş yavaş kafamda şekillenmeye başlayan bir durumun da somut bir tespite dönüşmesini sağladı: Rıdvan'ı arkadaşları bitirecek!
Altı - yedi hafta, Fenerbahçe'yi eleştirmeyeceğini söylemişti Rıdvan, takıma zaman tanımak için. Aslında derdi, arkadaşı Aykut'u korumaktı. Bu süre zarfında ondan en beklenen eleştirileri bile getirmedi Fenerbahçe'ye, sustu...
Bu arkadaş hatırı onu geriye iterken üstüne bir de başka arkadaşı çıktı; Oğuz Çetin hatırına, A Milli Takımı da sineye çekti Rıdvan.
Şeytan bir meleğe dönüştü; ama şunun farkında değil ki Fenerbahçenin de Milli Takımın da meleklerden daha çok şeytanlara ihtiyacı var.
Rıdvan, bu özelliğini bir kez kaybederse; akşamları kadınları bile ekran başına bağlayan inandırıcılığını bir kez yitirirse, artık ağzıyla kuş tutsa kendine gelemez. Çünkü kadınları inandıramayan kimseyi inandıramaz.