iyisi, kötüsü vardır. kimisi öyle gerçektir ki, uyanınca sanki uykuya dalmış gibi olunur...
tatları, dokuları, kokuları çok iyi hissedersin bazı rüyalarda.
bazılarından uyanınca ''iyi ki rüyaymış'' dersin.
bazılarından uyanınca tekrar uyumak istersin.
en derinlerdeki gizlinin saklının açık bir şekilde yüzünüze vuruluşudur. kimi zaman gerçekleşir, kimi zaman yeniden uyutur...
çocukluk döneminden kalma içgüsel dürtüler günün kalıntıları tarafından maskelenmiş bir biçimde rüyanın içeriğini oluştururlar. rüya görenin algıladığı imgeler sınırı aşmış olan bilinçdışı duygu ve düşüncelerin maskelenmiş halidir.her rüya bir isteğin doyurulmasıdır freud'a göre.ayrıca sansür mekanizmasının egonun savunması olduğu düşünülmektedir.rüyaların yorumu adlı 2ciltlik eserinde rüyalar hakkında ayrıntılı bilgi yer alır.
bir musevi mezarlığına gidiyorum. elimde bir sahan etli patates yemeği ile. adettenmiş. birinin mezarını bulmaya çalışıyorum ama kim olduğunu bilmiyorum.yeşil hertaraf. ama ağaçlar yok müslümanlarınkiler gibi. dar ve kanarları çimli basamaklarla ordan oraya geçiyorum. bir de kocaman köpek vardı. bi an ürktüm sonra etrafta çok insan var dedim yürüdüm. önceki gece gördüm, hayırdır inşallah dedim ve kıçım açık mı kaldı acaba diye de güldüm.
bengü'nün ilk albümünde seslendirdiği, güzel bir yıldız tilbe şarkısı. sözleri:
bu bahçede kuşlar yaralı,
o çöllere kervan gitmez.
dağ başında aşk,
yollar kar sevdalım.
niye zamansız sevgilim,
niye zaman affetmez?
bir rüya olsa uyansam,
böylesi aşkın acısıyla.
bir rüya olsa uyansam yanında..
bir rüya olsa uyansam,
böylesi aşkın acısıyla.
bir rüya olsa uyansam,
yanında ölseydim.
Bir kış gecesiydi.
her yer soğuk,
yerler buzdu.
yere koyduk bebeğimizi,
buzların üstüne.
sonra kayboldu gecenin karanlığında
sonra,
sonra bulduk, kucakladık onu.
gözümün tam içine bakıp gülümsedi dünyanın en güzel bebeği.
biz tam onunla birlikte arabaya binecekken
uyanıverdim
ve dünyanın en güzel bebeğini bir daha göremeyeceğim için gözyaşı döktüm.
duyulduğunda ''ulan bu şarkıyı nerden hatırlıyorum'' der bütün insanlar. melodisiyle, sözleriyle tam bir ünlü eseri. canlı performans sırasında da harika söylüyorlardı bu şarkılarını.
Içim nasil rahat
Gözlerinden midir?
Askinin izlerinden midir?
Seni bana anlatan gecelerin sözlerinden midir?
Dizlerinden midir uyudugum?
Dertlerimden midir unuttugum?
Hiç konusulmadan anlatilan rüyalari kim bilir?
Gördügüm en güzel rüya sensin...
turuncu kimi zaman; gecenin kırmızısı ve güneşin sarısından olma, imgenin anasından doğma bir rengin düşsesiyle..:
portakal reçeli; nasıl yapıldığı, nasıl koktuğu, neleri zihne düşürdüğü değil mevzu; kimsenin anısıyla başedecek gücüm yok..
kavanozda duruşunu gözümüzün önüne getirelim. dış tarafları rendelenmiş, ve anlatmadığımız tarifiyle reçel haline getirilmiş portakal kabukları cam kavanozlar içinde rulo haline gelmişler. raflardan kafalarını uzatıp bana bakıyorlar. kavanozun kapağını plop diye açıyorum, çatalımı batırıyorum. turuncu renkli turunçgil suyu damlıyor rafın altında oturan kel adamın kafasına. su da dediysem, kıvamlı bir sıvı aslında. ne çok koyu, ne de çok cıvık.
herkes memnun portakal reçelinden. aromasını çekiyorum içime, deniz maskemi takıyorum, portakal ağacından denize atlıyorum.
derya turuncu olmuş kavanozun içinde. dev karanfil taneleri yolumu kesiyor ki uyanıyorum. bahar sabahı portakal bağında boğum boğum karanfillerin tekrarı. portakal reçelindeki tekrarsızlık gülüm. tekrarın portakalsızlığı..
sözleri çiğdem talu'ya, müziği de melih kibar'a ait olan eski ve güzel bir şarkıdır, bu ikilinin imalatı meşhur eserlerdendir. yanlış bir şekilde "sakın dokunmayın bana" olarak bilinir. bugüne dek sayısız sanatçı tarafından yorumlanmış ve en son yeşim salkım tarafından 2001 yılında melih kibar'ın derleme albümü olan yadigar'da yorumlanmıştır. klibinde de piyano çalan melih kibar'a yeşim salkım siyah gece elbisesi ile elinde mikrofonuyla eşlik ederdi. sözleri de şöyle;
Sakın dokunmayın bana rahat bırakın
Sürüp gitsin bu rüya uyandırmayın
Sessizce yürüdüm geçtim dar bir kapıdan
Yemyeşil bir ovada buldum kendimi
Sanki beni birisi çağırıyordu
Bir ses beni peşinden sürüklüyordu
Karşımda gülümseyen gözlerinle sen
Evet sendin sevgilim bana gel diyen
Sakın dokunmayın bana rahat bırakın
Sürüp gitsin bu rüya uyandırmayın
Pembe kır çiçekleri vardı elinde
En güzel gülüşünle serdin önüme
Bir kemanın sesini duydum derinden
Derken bizim şarkımız başladı birden
Bir çift beyaz güvercin olduk seninle
Dalıverdik bir anda maviliklere
Sakın dokunmayın bana rahat bırakın
Sürüp gitsin bu rüya uyandırmayın
Varsın çalsın bütün sazlar sakın susturmayın
Sürüp gitsin bu rüya uyandırmayın
rüya görmek değişik bir bilinç durumudur. rüyada imgeler geçici olarak dışsal gerçeklikle birleştirilir. freud un kuramına göre rüyalar anlaşılabilir ve yorumlanabilir zihinsel ürünlerdir ve bilinçaltımızdaki düşünce, his ve isteklerin su yüzüne çıkabildiği bir penceredir. öyle ki rüyalar bazen gün içinde çözümü bulunamayan kimi soru ve sorunlara çözümler üretebilecek dönemlerdir. rüyalar zihinsel gelişimle ilişki içerisindedir bu nedenle yetişkin bir insanın rüyaları çocukların * rüyalarına oranla daha karmaşık olur ve yetişkin insan da gördüğü rüyalardan dolayı uykuyu huzura erme yeri olarak görmez. rem uykusunda görülen rüyalar görsel açıdan canlı olma eğilimindedirler, duygusal ve mantık dışı özellikler taşırlar. ortalama olarak insanlar her gece yaklaşık 2 saat rüya görürler ancak rüyaların çoğu çabuk unutulur. bir insanın 'asla rüya görmem' demesi 'rüyalarımı hatırlayamıyorum' demektir aslında. bu kişiler bir uyku laboratuarında rem uykularından uyandırıldıklarında diğer insanlarla aynı oranda rüya hatırlarlar.
sık sık dinlediğim ve sıkılmadığım nedim zeper şarkısı.
söküp atamıyorum aklımdan seni
dönüp bakamıyorum gururum deli
seninle aşkımız gerçek
yeniden yazmamız gerek
yalnız sözler yetmez anlatmaya...
gönül ister benim olmaz
ömür geçer yerin dolmaz
yalnız gözler yetmez ağlamaya...
sensizlik ne kadar uzun
sesimi duyuyor musun?
yoksa sen uyuyor musun?
rüya görüyor musun?
hasreti duyuyor musun?
hiç mektup yazıyor musun?
denize bakıyor musun?
beni seviyor musun?
metafizik olaylardır. iç dünyamızdan doğar. Zaman ötesi nitelikleri ile birlikte bilinç altına yansıyarak bize ulaşır. Bu arada bilincin ve şuur altının şekillerine ve fotoğraflarına bürünür.
Rüyalar çok kısa sürede görülür. Uyandığımız zaman 15 - 20 dakika anlattığımız rüya bilimsel olarak ispatlanmıştır ki, bir kaç saniyede görülmüştür. iç dünyadaki kişiliğimizin madde ötesi olması sebebi ile rüyalarda zaman ötesinde cereyan eder. Birkaç saniyelik süre rüyanın şuur altına, oradan bilince geçmesi süresidir. Yoksa rüyada zaman sıfırdır.
bazen kabusa da dönüşebilir ki gün içinde farkında olmadan bilinçaltınızda oluşturduğunuz korkuların canınıza okuması olarak da adlandırılabilir. allah bir daha yaşatmasındır hatta düşmanımın başına da vermesindir. bütün gün berbat bir psikoloji ile dolaşmanıza neden olur keza.
insanı uyanınca hayal kırıklığı durumuna sürükleyen boktan şey. bir keresinde rüyamda bana nvidia geforce gtx 280 ekran kartı hediye edildiğini görüp, ardından uyanmışlığım olmuştu. tam 1 hafta boyunca üzüntüntüden derslerime konstanre olamamıştım.
"uyurken rüya görme düğmesi" diye bir düğme icat edilse bayağı iyi olur valla.
çok basit bir şey arıyor: senin beni aramanı,
itirazım yok, sürdürecek bana itirazını,
senin aradığın gibi aramıyorum, ben, seni,
aradığım, beni, istediğim şekilde arıyor.
çok basit, ben, bunu bana, sen göstereceksin,
aradığın gibi aradıkça bekleyeceğim, seni,
gelen neyse, götürüp göster, beni,
aradığım yerde, beni, bulup döneceğim.
çok basit, aradığım saf, sende yok, değilsin bende,
sen gel, bul beni, uykudayım ben, sende,
uykumda uyutuyordun, beni, benden,
gel benim uykumda uyu, sen, beni arıyorsun.
çok basit, senin uykunu, uyutacak, bana,
kime olduğunu bilmeden aşık oluyorum sana,
aradığını anlamadı, biri, beni,
uyut onu, gösterme, tekrar herkese.
tekrar başa dönmek istiyorum,
yat, unutmak istiyorsan, yat, öyleyse, unut,
yanında, bilen, bilebilen var mı senin,
uyuyorsun sen, beni, artık unut.
bazen "bunun senaryosunu yazsak zengin oluruz hacı" diyebileceğimiz gerçeklik ve yaratıcılıkta hikayelere sahne olan, çoğu zaman ise saçma sapan, hatırlanmaz şeyler ile geçen uyku süreci.