konservatuarda klasik şan eğitimi görmüş bir sesin terbiyesini aşık geleneğine getirmiş müthiş yorumcu, sanat adamı ve halk adamı. geçmişin bilinmeyen türkü ve şiirlerini 68 döneminde ortaya çıkarmak için canla başla çalışmıştır.
sansaryan han'da maphus iken yazdığı bu nasıl istanbul zindan içinde parçası türkülerimizin acılarımızdan ve sevinçlerimizden doğduğunun en iyi örneğidir. siyasi görüşü yüzünden gördüğü işkence, sansaryan han da kaldığı tabutluğa rağmen hiç yılmadı. kanser olmasına rağmen son nefesini verene kadar türkü söylemye devam etti.
insanların arasına onları ayıran çizgiler koymayanlardan.
insanı kendisine kabe edinip her yöreye ait sayısız türküyü belleklerimize kazıyan müziğimizin yaşar kemali.
"Sanatçı da, tıpkı bir çiftçi gibi, demirci gibi işini anlatabilmelidir. Hem diliyle, hem de hüneriyle. Bir başka deyişle, kendi toplumu içinde sanatıyla ekmek yiyebilmelidir. 'Beni bu halk anlamaz' demek, en azından, boş bir kendini beğenmişliktir. insan kendini beğenmede bile yalnız kalmamalı. Halkın sanattta anlamadığı bir yer olabilir, sanatçı bunu umursamazlık edemez. Çünkü tüketicisi olmayan bir üretim yaşamaz. Hani hükümet zoruyla da yaşamaz demek istiyorum. Elli yıllık değil, yüz elli yıllık deney var önümüzde. Bazı sanat kurumlarının gittikçe yozlaşması, kuruyup gitmesi bundandır. Halktan kopuk hiçbir işten, hiçbir insandan hayır gelmez."
18 ekim çar$amba günü e$i sıdıka sunun da yanına gittigi büyük insan..
(halk $arkılarımızı, bir saz şairinin yayık ve disiplinsiz sesiyle değil, fakat $ehirli bir muganninin ağzıyla da değil, halk $arkılarımızı, garp (batı) tekniği içinde, halk gibi, fakat halktan ayrı olarak söylemeliyiz. ruhi su (varlık, 1940)