çok büyük bir üstattır kendileri. tabi dünya görüşünden dolayı bazı kesimler pek dinlememiştir bu büyük sanatçıyı.
ama herşeyi geçtim kendine has ve o sakin türkü yorumlamasıyla, o saygın tavırlarıyla türkiye'de gerçek sanatçı
kavramını doldurabilecek sayılı insanlardan birisidir ruhi su.
ayrıca en sevdiğim yorumlamalarından birisi,
(bkz: drama köprüsü)
hastalığından dolayı yurt dışına çıkması için zamanın hükümeti tarafından vize verilmeyen devlet sanatçısı. öldükten sonra verdiler canım vizeyi o kadar abartmayın.
sade gibi görünen saz tekniği aslında onu halk ozanlarına daha fazla yaklaştıran bir özelliği. kendisini büyük saz virtüözleriyle karşılaştırırken bunu da dikkate almak gerek bence.
sazını söyleyeceği türküdeki coşkuya göre ayarlayabilen bi adamdır. en cozurtulu kayıtlarında bile mest olursunuz dinlerken. hayatını okusanız inanamayacağınız derecede yüksek bir eğitim almış bir opera sanatcısı olduğunu duyunca inanamazsınız. eşinin ilk nezarethanede sesini duyarak merak ederek tanıştığı dilden dile anlatılan bir efsanedir. " bu nasıl istanbul? her yanı zindan içinde" diyerek efkarlandırırken komşu hücrelerdeki bugünün büyük şairlerini, sonradan eşi olan sıdıka hanımın da yüreğini burkar bu müthiş ses. hücrelerde işkenceler devam ederken büyüleyici bariton sesiyle aydınlatır ahmet arifin yüreğini. bugün özgünmüzik denilen müziğin icracılarının içinde onun eserlerini söylemeyen yok gibidir. ama ben bugüne kadar hiçbirinin ağzından şöyle hatırı sayılır bi teşekkür dahi duymadım. en büyük teşekkürüm bugüne kadar vitrine cıkmış yirminin üstünde albümünü bizlere sunan değerli ve de rahmetli eşi sıdıka su hanımefendiyedir. iyiki saklayıp kollamış da tüm o cızırtılı plakları bugün öleli yirmi sekiz yıl olmuş bu büyük sesi her fırsatta dinleyebiliyoruz...
Türkiye'de özgün müziğin öncü ismidir belki de Ruhi Su. Aslen Ermeni olmasına rağmen Atatürk'ü, Nazım Hikmet'i, Türkiye'yi hepimizden daha iyi savundu. Bugün Usta'nın ölüm yıldönümü, saygıyla ve şükranla anıyoruz...
"Annem beni yetiştirdi
Halkı uyandır dedi
Halk olmadan bir şey olmaz
Halkı uyandır dedi
Bu kavga halkın kavgası
Halkı uyandır dedi
Yoksul halkı emekçiyi
Kaldır uyandır dedi
Uyandır ki uymasın o
Hainin iğvasına
Sahip olsun hem kendine
Hem kendi davasına
Bu kavga halkın kavgası
Halkı uyandır dedi
Yoksul halkı emekçiyi
Kaldır uyandır dedi"
"evlerinin önü mersin" türküsünü bir o'ndan dinlerken zevk alırsanız, sivastopol marşını en iyi o söylemiş olunca, karacaoğlan, pir sultan, köroğlu olup yüreklerimize konuk oluyorsa bir insan, bu su kıyısında bulunmuş ermeni çocuk, yitip gitmiş mi oluyor bu hayattan. ölümünün bilmem kaçıncı yıldönümü mü oluyor yani?
bazıları ölmez, birileri çok istese bile ölemezler...
bugün ölümünün 26. yıl dönümü olan ozanlarımızdan. çok kez sürgün yemiş, hapis yatmış, o ünlü sansaryan han'ında işkenceler görmüştür. neden? tabiki düşünceleri değişikti. kürttü. sosyalistti. bu kadar sebep yeterliydi.
"türkü söylemek benim için bir aşk halidir. en güzel aşklarımı türkü söylerken yaşadım. ne onlar beni aldattı, ne de ben onları. türkü söyledikçe yeşeriyor, çiçekleniyorum. ben yalnız türkü söylemiyorum ki. bu söylediğim türkülerle aynı zamanda, çağdaş türk toplumunun lied'lerini söylüyorum. ben türkü söylerken sazım ne benimle yarışır, ne türkülerle. bize yalnızca eşlik eder. bizi tamamlar. halkımızın büyük ustalarında da saz böyle saygılı bir uyum içindedir. bu açıdan bakılınca, türküleri bir besteci gibi ele aldığım daha iyi anlaşılır."
tavır dergisinin 'ruhi su'yu anlamak' adlı incelemesinde (2008 - eylül), yukarıdaki cümlelerine yer verilmiş aydın sanatçı.
bir devlet konservatuvarında klasik batı müziği eğitimi alan 19 yaşında bir gencimizin kendisini tanımıyor oluşu, beni düşündürmüştür de aynı zamanda.