zamansız yağmurunu, yağmurun altında denize girmeyi, sultan murat yaylasını, ziraatte içilen bir bardak çayı, her bindiğimde gülmekten yarıldığım dolmuşunu, dalından salatalık koparıp yemeyi, koleti peynirini, çay taşırken amele yanığı olmayı bile özledim sözlük.
bazen oluyor nerden geldim bu amınakodumun şehrine diyorum, bazen de iyi ki gelmişim diyorum. değişik bir şehirdir rize. genelde sosyal hayatın çok düşük olduğu ve havanın kapalı olduğu, pahalı bir şehirdir.
şehir merkezi beş para etmeyen şehir. 1 ay gelip de köyden hiç inmediğimi bilirim. şehir merkezi genellikle hanzolar, krolar ve hipster tipli atarlı gençlerle doludur.
anne tarafından memleketim olan ildir. nefret ederim rize ve rizeli insandan. çoğu dindar değil yobazdır, kız-erkek ayrımı vardır.
kısacası insanıyla şehriyle iğrenç bi memlekettir.
sokaklarında büyük boy recep tayyip Erdoğan posterlerinin asılı olduğu şehir. ayrıca oldukça boğucu bir havası var. varsa rize özel mesaj kutumu bir aydınlatsın bir iki şey soracağım.
bugün Rize'nin köylerini görme şansım oldu. o çay bahçelerini, dar patikaları. ulan orta Anadolu'da iki ağaç görsen yeşil diye göbek atarız biz. böyle bir keyif, böyle bir güzellik yok amk.