ilham yolu ile yazılmasından mütevellit sadeleştirilmesine sıcak bakılmaz.
üstadın dava arkadaşı olan abilerden birinin fihristinden bir kelimeyi anlaşılır olması için sadeleştirmesi üzerine buna üstad tarafından tepki gösterildiği anlatılmıştı zamanında dinlediğim bir risale-i nur sohbetinde. Nur cemaati sadeleştirilmemesi gerektiği taraftarıdır. Ancak hizmet hareketi bu duruma aynı şekilde bakmamış ve sadeleştirilmiş olan sarı risale-i nurlar basılmıştır.
hiçbirini baştan sona okumadığım için fazla atıp tutmak istemiyorum lakin okuduğum kadarıyla, alelade bir insanın yanında bir tercüman abi olmadan hiçbir şey anlamayacağını söyleyebilirim.
bizde vardı o badem bıyıklı tercümanlardan, biz anlayabildik.
kısaca anlatmak gerekirse; din ile örtüştürülmüş hikaye kitabı serisidir.
Risale i nur bir tefsir çeşididir.
Tefsir nedir peki?
Tefsir iki kısımdır.
Birisi kuran'ın kelime ve cümle manalarının beyanıdır.
ikinci kısım tefsir ise kuran'ın imani olan hakikatlerini kuvvetli delillerle beyan ispat etmektir.
Risale i nur doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuştur. Yani manevi bir tefsirdir.
Tefsir okuma sebebimiz kuran'ı anlamamız içindir. Bazıları birinci kısmı seçer bazıları ikinci kısmı. Kimileri de bütün kaynaklardan okur.
abdülhamid han efendimizin akıl hastası olduğu için tımarhaneye attırdığı sahte peygamber, kibir abidesi kürt said'in kimisinin sadeleştirilmediğinden şikayet etmesine vesile olan sayıklamalarıdır.
söz konusu sayıklamaları sadeleştirmeye çalışanlar arada çıkar ama pek yüz bulamazlar. iki sebebi vardır:
1- münafık nurculara göre söz konusu akıl hastasının sayıklamalarının kaynağı levh-i mahfuz'dur. risaleleri kendisi yazmamış, onlar kendisine "yazdırılmıştır". böyle inanırlar, zira malum soytarı böyle demiştir. her kutsal kitap gibi malum sayıklamaların dilinin de sadeleştirilmesi filan olmaz tabi..
2- said-i kürdi soytarısı bol bol osmanlıca kelime kullanır ama osmanlıca düzgün cümle terkip etmeyi bilmez; bunun böyle olduğunu kendisi de itiraf eder. türkçe ve osmanlıca konusundaki yetersizliğine hayli karışık kafası da eklenince görülüyor ki bir çok cümlesi hatalı veya ne manaya geldiği belli değil. tabi müritleri manasız sayıklamalarının gizli hikmetleri olduğuna inanırlar o ayrı... durum böyle olunca said-i kürdi'nin yazdıklarını sadeleştirmek epey bir güç oluyor tabi.
bu kitapları okuyanlarla akp arasında uçurum vardır. özellikle cemaati duruşu zaten belli, yeni asya grubu da açıkça nefret besliyor, akp li yok değil ama kafası çalışan nur camiasının ekseriyeti en hafif tabirle hazzetmiyor akpden. özellikle basım yetkisinin yayın evlerinden alınıp devlet tekeline verilmesi rüzgarın yönünü değiştirmişti. tipik akp tutumu işte.
insanların imanını ve ahiretini kurtarmayı amaçlamış ve kısmen başarılı olmuş kitaplar toplamı ve müellifi said nursi olan kırmızı ciltli ve cemaatler kontrolünde olan külliyattır.
okuyup okutan cemaatler ayrık ve birbirleri ile ihtilaflıdır.