çılgınlar gibi taraftarı olduğum klüp. parayı bulsam şerefsizim en kötü ayda bir maçı izlemek için ispanya'ya uçardım. hele ki fenerli biri olarak sittin sene izlemeye gitmem maçını ama real için ispanya'ya giderdim. ahh ahh..
şampiyonlar ligi'ni en çok kazanan takımdır.
bir zamanlar sıkıntılı günler geçirmişti, "uyuyan dev" olarak nitelendiriliyordu yorumcular tarafından, ama özellikle 90'ların ikinci yarısından sonra efsane geri döndü dedirtti milyonlara, eski başarılarını tekrar kazanarak.
tartışmasız dünyanın en büyük spor kulübüdür.
kaka'nın sezon başlamadan önce çok ciddi bir sakatlık geçirdiğini ve sezonun ilk devresini kapattığını bilmeyenlerin, kaka'yı oynatmıyor diye eleştirdiği kulüp. mesut'un alınma nedeni zaten sakatlanan kaka'nın yerini doldurabilmekti.
edit: son edindiğim bilgiye göre 1 ay içinde sahalara dönebilirmiş.
kaka'yı bile yedi ya bu takım artık hiç bir şey demiyorum. robben'e sabrettik, sneijder'e sabrettik ama bu kadarıda fazla. resmen kaka'nın yerine mesut oynuyor ya olacak iş değil.
6-1 ile şov yaparak geçirdi Madrid haftayı. 4 Ronaldo, 1 Mesut ve 1 Higuain. Mükemmel top oynuyorlar. Ama benim kahkaha attığım nokta, 88. dakikada bacağında kasılma olan Di Maria'nın yanına gidip "Gerek yok, gel kenara" modunda takılan Jose idi. Helal.
dün akşam deportivo ya 6 atarak, maçı tecavüz e çevirmiş takımdır. 300.000 euro vererek o patates tarlasını 12 günde jilet haline getirmesiyle de işte büyük takım dedirtmiştir.
mütemadiyen 'franco'nun takımı', 'kapitalist' gibi laflarla eleştirilen takım. heralde dünyada önyargıdan en çok çeken takımdır real madrid. adı çıkmıştır.