gayri müslimlerin ya da müslim olupta dini inançlarını zayıf insanların gayet rahat bir şekilde yaptıkları eylemdir.
(bkz: her koyun kendi bacağından asılır)
Allah'ı, ramazanı, kandili, kitabı tanımayan, gereksizlikler düşkünü, böyle zamanlarda keçi yönlerinin daha bir ağır bastığı, terbiyesiz, ahlaksız, saygısız kişilerin, utanmadan hem yaptığı hem de savunduğu eylemdir.
kimseyi ilgilendirmeyen hadisedir esasen, herkes zaman kisitlamasi olmaksizin istedigi boku yiyebilir umrum olmaz. fakat is ramazan´in altini cizerek birilerinin deger verdigi seylerle alenen alay etmeye varinca yapilan terbiyesizlik olur. ha terbiyesizlik olur da nolur, herkes istedigi terbiyesizligi de yapabilir tabi.. *
kimseyi ilgilendirmeyen bir durumdur. insanların inançları, ibadet şekilleri, dinleri farklı olabilir. kimseyi bu yüzden yargılamak hiç bir insana evladına düşmez. kimse kimsenin kalbinin içini bilemez. inancın dışında; toplum hayatını barışçıl ve düşünsel, kültürel açıdan zengin bir şekilde yaşamak için içen içmeyene, içmeyen içene saygı göstermek zorundadır. şurası kesindir ki müslümanlar için kesin yargı ve hüküm makamı bellidir ve gerçekten iman edenler, dinini anlayanlar için yadırganmayacak bir eylemdi.
önemli olan kendini bilmektir, kendini herkesten üstün bir yaratılmış olarak görmeyip, yargıyı dine ve inanca göre tek merci olan allah'a bırakmak gerekir. unutulmamalıdır ki kendini tanrı sanmak* çok, çok daha büyük bir günahtır.
11 ay boyunca benimsediği dinin yasakladıklarına, emirlerine uymayan insanların sadece bir ay içinde inandıkları tanrı ya layık olabilme çabasından uzaktır en azından.
Ara sıra bazı entryler görüyorum ana fikri ise müslümanların ne kadar ahlaksız oldukları. o müslümanlar ki namaz kılar ama yalan söyler, oruç tutar ama gıybet eder vesaire.
Doğru bunları yapan müslümanlar var, onlar dinin tabiriyle günahkar oluyorlar... Da hırsızlık gibi, yalancılık gibi, çocuklara tecavüz gibi bütün değerler altında kötü kabul edilen şeyleri neden sadece islama tabi insanlar açısından bakıyorsunuz, diğerleri gayet normal göründüğü için mi yoksa, eğer öyleyse ateist arkadaşlara çok ciddi hakaret ediyorsunuz demektir.
yani "müslüman hırsız" mı daha kötü yoksa "müslüman ateist"[müslüman ateist ne lan manyak mıyım neyim, "ateist hırsız" olacak o anladın sen. aç karnına entri girmeye kalkarsan olacağı bu işte] mi, bana sorarsanız müslüman hırsız daha kötü ama burada size sorulmuş: hangisi daha kötü?
illa ki böyle bir şey yapacaksınız siz yine dört kadınla evlenmekten, dinin mitolojik bağlantılarından, faizden filan bahsedin. saçmalamayı abartmayın.
Günahtır. fakat din alimlerine göre ramazanda içmekle ramazan dışında içmek arasında fark yoktur. Bu hususta arkadaşlarla Caddebostan sahilde başımızdan geçen iki olayı şöyle aktarıyım.
aylardan remezanın ilk günü üstelik de cuma. ben oruç tutuyorum. diğer iki arkadaşımdan da uzun saçlı olanı kafir, soyadı topbaş olanı da kafir ama tam değil. neyse yanlarında benim gibi dini bütün oruçlu biri olmasına rağmen adamlar içkileri alıp caddebostan sahilde demlenelim dediler. aldık içkileri bi de oruçluyum diye hor gördüler beni.gittik sahile ama öyle amele gibi taşlarda oturmuyoruz çimlerin üstü daha bi nezih. neyse arkadaşlar döndürüyolar şarap şişesini ortada bi o içiyo bi öbürü. derken yanımızda üniformalı motorsikletli bi polis abimiz belirdi. gençler yaş kaç kimlikleri görelim naralarıyla yanımıza yaklaştı.üçümüz de +18 olduğumuz için korkmuyoruz kimlik çıkarmaya kalmadan polis inanıyo reşit olduğumuza. salıverin gitsin mantığıyla azad ediyo bizi.
ve aradan iki hafta geçti.bizim yine aklımıza esti caddebostan sahile gidelim dedik.iki iddaa kuponu çaktıktan sora madem kumara girdik içki de içelim de tam olsundan yola çıktık. içkileri aldık yine. bu sefer ben oruçlu değilim. hava da bozuk. sahilde içkici populasyonu ramazanın ve uygunsuz hava koşullarının da etkisiyle yok denecek kadar az. hatta arkada bi amcamız gizli gizli götürüyo birayı ama biz hayvanca, iliklerimize kadar içiyoruz şarabı ve v drinqayı. derken tam da 3 tane sivil polis ki adamlarda hiç polis tipi yok yanımıza yanaşıp önce üçü birden polis kimliklerini gösterip beyler alkol var mı diye soruverdiler.yok desek içkilere bakıp bize yazık edeceklerinden var lan! demeye de yemediğinden var biraz deyip geçiştirdik.polislerden biri uzun saçlı kirli sakallı kısa boylu götlek bi herifti.diğeri sarışın kısa boylu iyi aile çocuğu, öbürü ise tam bi fem hocası kılıklıydı. kimliklerin ve dolayısıyla polislerin sahte olma ihtimali kafamızda dolaşsa da bi ziktirin gidin lan içeriz istediğimiz gibi sesleri içimizde patladı. uzun saçlı arkadaşla beni hemen sorguya tuttular. niye içiyosunuz, burda aileler var diye çıkıştılar. ben biz daha önce de içtik bi polis geldi hem de üniformalıydı onsekizi geçtiğimizi söyleyince bişey demedi gitti dedim.hangi polise inanıcaz ona mı size mi demeye kalmadan susturulduk.senden mi öğrenicez lan yasaları diye çıkıştı.bunu söylerken arkası bize dönüktü.tam kötü polis moduna girmişti.belli ki çok film izliyordu.zaten konuşması da bi acayipti serseri gibi konuşuyodu. sarı saçlı polis, üniformalıyla bizim ne farkımız var dedi. biz oralı olmadık zaten ne desek hişşşt bak buraya hooop gibi cevaplar alıyoduk polisten. uzun saçlı arkadaşımı sen gel bakıyım şöyle senden başlayalım diye öne aldılar. ben vurucaklar kesin diye düşünürken alaycı bi sesle korkma bişey yapmıycaz dedi. nerdeyse donumuza kadar soktu elini bizim şortları sallamalar en arka ceplere cüzdanların en içlerine kadar aramalar neler neler. yanıma dönüp bi baktım ki kanım dondu. topbaş soyadlı arkadaşımla femli polis koyu bi muhabbete başlamış galatasaraydan tut üniversite sınavına kadar sıkı fıkı olmuşlardı. soyadı topbaş olan el üstünde tutulurken biz orda dinlenmiyoduk bile. kirli sakallı polis başladı saydırmaya o polis size esnek davranmış, kabahatler kanununa göre 70 milyon bizi izliyo!? dur lan öyle değildi 70 milyon ödüyceksiniz sizi istesek karakola bile götürebilirdik falan filan. baştan beri tırsmayan biz hassktir 70 lira mı? lan? Ulan? hepimizinden toplasak bi kişinin cezası çıkmaz biz ki şarabı alırken en ucuzundan seçmişiz hatta 6 lira diye aldığımız şarabın kasada 27.50 lira tutarında bi meblağa sahip olduğunu görünce babalara gelmiş, kasiyerin yüzünde oluşan o alaycı tebessüm ve muhtemelen içinden geçirdiği mına kodumun fakirleri sözleri karşısında şarabı sike sike geri uzatmıştık. Şimdi bu kodumun polisleri gelmiş bize suç işlediğimizi bunun da 70 lira gibi bi cezaya sahip olduğunu söylüyordu. Ulan yarrak. Bende 70 lira olsa yağmurlu havada o çimenlerin üstünde götümü niye nemlendiriyim be hiç mi acıman yok? Elde bi şişe şarap 3 kişi döndürüyo o şarap 6 lira lan!* Neyse aslında polis de cüzdanlarımızı ararken içinde para değil de sadece akbil* , iddaa kuponu * olduğunu görünce yürekleri dağlandı ha o üzüntü bize mi yoksa çorba parası çıkmadığından mı orasını bilemiycem. Yürekleri dağlandı dediysek bu seferlik biz de esnek davranalım ebenizi sikmeyelim hadi şanslısınız amın düdükleri tarzında artistliklerini yapıp gerile gerile arkalarında üç tane mına koyulmuş fakiri bırakarak gittiler. Bu da böyle bir anımdır.
türkiyedeki özgürlük anlayışını gözler önüne serecek davranıştır.
bir için de bize de rapor edin biz evimizden başka bir yerde içmeye korkuyoruz. mazallah.*
sen bana söylermisin ayların veya günlerin isminin kimlerin koyduğuna. pazartesi midir bugün ben dersem salı nasıl olucak şimdi anlayacağın günlerin ve ayların yaradana bir önemi yoktur sadece insanların işlerini kolaylaştırmak için koyduğu isimlerdir.
11 ay iç, mala vur, mahallenin her hatununa salya akıt, sana vermezse iftira-dedikodu daya gitsin, oopss ramazan geldii, kapanalım, arınalım.bir de bunlar hristiyanlara etmedik hakaret bırakmazlar.ulan! günah çıkartma bu resmen...
(eksi meraklılarına duyrulur hristiyan değilim)
ünlü bir türk büyüğü zamanında söylemiş zaten;
''ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol''