rainer maria rilke

entry88 ↑ galeri3
    38.
  1. Ruhumu nasıl tutsam da seninkine değmese.

    Rilke
    3 ...
  2. 37.
  3. Öyle bir an gelir ki, insan yalnızlığını kolayca elde edilen herhangi bir beraberlikle değişmek ister.

    Rainer Maria Rilke
    1 ...
  4. 36.
  5. Malte Laurids Brigge'nin Notları
    Rainer Maria Rilke

    Mümkün müdür, henüz hiç bir Gerçek ve Önemli, görülmemiş, bilinmemiş, söylenmemiş olsun? Mümkün müdür, görmek, düşünmek ve yazmakla binlerce yıl geçmiş bulunsun ve binlerce yıl, tereyağlı bir dilim ekmekle bir elma yenen bir okul teneffüsü gibi kaybedilmiş olsun?

    Evet, mümkündür.

    Mümkün müdür, icatlara, ilerlemelere rağmen, kültüre, dine, felsefeye rağmen hayatın yüzeyinde kalınsın? Mümkün müdür, bilinmesi yine de bir kazanç olan bu yüzey bile; yaz tatillerinde salon mobilyaları gibi, aklın alamayacağı kadar yavan bir kılıfla kaplansın?

    Evet, mümkündür.

    Mümkün müdür, bütün dünya tarihi yanlış anlaşılmış olsun? Mümkün müdür, ölen ölen yabancıdan bahsedecek yerde, etrafına üşüşen kalabalığı anlatır gibi, daima yığınların lafı edildiği için, geçmiş yanlış olsun?

    Evet, mümkündür.

    Mümkün müdür, insanlar doğmadan önce geçen şeyleri tekrar yaşamak zorunda olduklarını sansınlar? Mümkün müdür, her birine, kendinden önceki insanlardan geldiğini hatırlatmak gereksin ve herkes bunu bilsin de başka türlü söyleyenlerin dediklerine kanmasın?

    Evet, mümkündür.

    Mümkün müdür, bütün bu insanlar, asla var olmamış bir geçmişi tamamen bilsinler? Mümkün müdür, bütün hakikatler, onlar için bir şey olmasın? Mümkün müdür, hayatları, boş odalardaki saat gibi her şeyden kesilmiş, geçsin?

    Evet, mümkündür.

    Mümkün müdür, yaşayan kızlar bilinmesin? Mümkün müdür, "kadınlar" densin, "çocuklar" densin ve bu kelimelerin çoktandır çoğulları yoktur, sayısız tekilleri vardır, farkına varılmasın (tekmil okumuşluğa rağmen farkına varılmasın)?

    Evet, mümkündür.

    Mümkün müdür, "Tanrı" diyen ve Tanrı'nın ortak bir şey olduğunu sanan insanlar bulunsun? Okul çağında iki çocuk düşünelim: Biri bir çakı satın alsın, arkadaşı da aynı günde, bu çakıya tıpatıp benzeyen bir başka çakı satın alsın. Aradan bir hafta geçsin, iki öğrenci, çakılarını birbirlerine göstersinler; şimdi ancak pek uzak bir benzerlik vardır arasında — başka başka ellerde çakılar ne kadar değişmiştir. (Çocuklardan birinin annesi şöyle der hatta: Sizin elinizde zaten ne sağlam kalır ki...) Evet, evet: insanın bir Tanrı'sı olsun da kullanmasın, mümkün müdür?

    Evet, mümkündür.

    Bütün bunlar, mümkün olduğu, hiç değilse bir imkân zerresi taşıdıkları takdirde, ne pahasına olursa olsun, bir şey yapmalı. Herhangi birisi, yani insanı tedirgin eden bu şeyleri ilk düşünen birisi, ihmal edilmiş işleri telâfiye başlamalıdır; hatta rasgele birisi olsun, bu işin tam ehli olmasın: bu işi yapacak başka kimse yok ki. Bu genç, âciz yabancı, Brigge, beşinci katta oturup yazacaktır; gece gündüz: Evet, yazmalıdır; bunun sonu bu olacak.
    1 ...
  6. 35.
  7. Ama anlamıyor musunuz kı başımıza gelen her şey daima bir başlangıçtan başka bir şey değildir.
    3 ...
  8. 34.
  9. 33.
  10. (bkz: der panther)

    --spoiler--
    GERiZEKALININ ŞARKISI

    Yolumda değil onlar. (Bu yolda) olmama onlar izin veriyor.
    Derler ki hiçbirşey olmaz bana.
    Ne kadar iyi.
    Hiçbir şey olmaz. Ruhülküdüsten akar
    tüm şeyler, o özel hayaletin çevresine
    gelirler ve giderler(bilirsiniz)-,
    ne kadar iyi.

    Hayır, gerçekten düşlememeliyiz bunun
    tehlikeli olacağını.
    Elbette kan vardır.
    En sertlerindendir kan da. Sert taş gibi.
    Artık sürdüremeyeceğimi düşünüyorum bazen-,

    (Ne kadar iyi)

    Oradaki şu güzel topa bak:
    her yerde olduğu gibi kırmızı ve yuvarlak.
    iyi ki öyle olmasını sağladın.
    Çağırsam gelir mi bana?

    Dünya ne kadar tuhaf görünür,
    karışgan ve kırılgan, uzak ve yakın:
    dostça, biraz belirsiz.

    Türkçesi: M.KANSU
    --spoiler--
    0 ...
  11. 32.
  12. aşık olduğum şehirde doğmuş, tezer'in peşinden gittiği harika yazıları olan güzel insan.

    1)binlere kök salarak
    kavramak hayatı derinden
    ve ortasından geçerek acının
    olgunlaşmak hayatın taa ötesinde,
    taa ötesinde zamanın...

    2)kim olduğumu ne bilirlerdi
    korkunç zordu beni sevmek; ve ben,
    buna yalnız biri'nin gücü yeteceğini
    seziyordum. ama, o, biri, istemiyordu henüz. ve dahasına sahip güzel insan.
    1 ...
  13. 31.
  14. romanı da var: malte laurids brigge'nin notları.

    Birçoklarınca varoluşçu edebiyatın ilk parlak örneği olarak kabul edilen bu yapıtta Rilke'nin bütün ana temalarını; aşkı, ölümü, çocukluk korkularını, kadının tanrılaştırılmasını ve bir "gönül meselesi" olarak ele aldığı "Tanrı" düşüncesini görmek mümkündür.
    2 ...
  15. 30.
  16. yalnızlık bir yağmura benzer,
    yükselir akşamlara denizlerden
    uzak, ıssız ovalardan eser,
    ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
    ve kentin üstüne göklerden düşer.

    erselik saatlerde yağar yere
    yüzlerini sabaha döndürünce sokaklar,
    umduğunu bulamamış, üzgün yaslı
    ayrılınca birbirinden gövdeler;
    ve insanlar karşılıklı nefretler içinde
    yatarken aynı yatakta yan yana:
    akar, akar yalnızlık ırmaklarca.
    2 ...
  17. 29.
  18. tanrım: vakit tamam.yaz çok muhteşemdi.
    yay gölgeni güneşli saatler üzre,
    ve tarlalara sal rüzgarları şimdi.

    son meyvalara dolgunlaşmayı buyur;
    bağışlayıp güneyden iki gün daha,
    yönelt kendilerini olgunlaşmaya
    sert şaraptaki son tadın izini sür.

    hâlâ ev kurmayan kurmaz bundan sonra.
    yapyalnızdır hep, yalnız kalan bir kere,
    kalkar, okur, mektup yazar uzun süre
    yollarda huzursuz aşağı yukarı
    dolaşır, yapraklar dökülürken yere.
    3 ...
  19. 28.
  20. "sen istikbalsin" şiirinin şairi:

    sen istikbalsin ve büyük doğu
    tüm geniş düzlükleri sonsuzluğun
    zamanın gecesinden sonraki horoz ötüşü
    seher jalesi, sabah duası ve genç kızsın
    yabancı adam ve ana ve ölümsün.

    sen, kaderi daima yalnızlık içinde yükselmek olan
    o kendi kendine değişen suretsin
    ağlanmamış, alkışlanmamış dediğimsin
    vahşi bir orman gibisin sen, anlatılmaz olan.

    sen, bütün nesnelerin en derin özüsün
    varlığının sırrını sükûta zarflayan
    ve herkese başka türlü görünürsün
    karaya gemi gibi, gemiye liman.

    (olağanüstü şiir. çok sevdim!)
    1 ...
  21. 27.
  22. ''şair ıssız bir adada kalsa bile, rüzgarın biraz sonra sileceğini bilse bile kumsalda oturup mısralarını kumsala yazan adam olmalıdır'' diyerek gerçek bir şairi çok iyi tanımlayan şair kişi.
    1 ...
  23. 26.
  24. büyük şair ve lou salome'un kurbanlarından... daha doğrusu o kazayı atlatmış da, mısırlı bir dilbere çarpılmış, öylece ölmüş derler. meşhur hikayedir: kadına bir gül sunacakken, gülün dikeni eline batar ve kanar, çok kanar, sonunda ölümüne yol açar. ve geriye şu unutulmaz mısralar kalır:

    gül
    ey saf çelişki
    nice göz kapağının altında
    hiç kimsenin uykusu olmamanın
    sevinci...

    gidip görmedim ama, mezar taşında da bunlar yazarmış...
    4 ...
  25. 25.
  26. 24.
  27. kendisi şöyle diyor;
    "uyuması için birine şarkı söylemek istiyorum,
    birisinin yanına oturup hareketsizce durmak.
    seni sallayarak bir şarkı mırıldanmak istiyorum,
    tam uykuya dalacağın sırada seninle birlikte olmak.
    evdeki tek uyanık kişinin ben olmasını,
    gecenin soğuk olduğunu tek bilenin.
    hem içeriyi, hem de dışarıyı dinlemek istiyorum,
    senin içini, dünyanın ve ormanların.
    saatler, zillerini ağır ağır çalıyorlar,
    ve sen zamanın aslına inebiliyorsun.
    sokakta bir yabancı yürüyor
    ve yoldan geçen bir köpeği rahatsız ediyor.
    ardından sessizlik geliyor.
    gözlerimi sana,
    ellerimi uzatırcasına sunmuştum,
    karanlığın içinde bir şeyler kıpırdadığında,
    seni hafifçe tutup sonra da bırakmaları için."
    3 ...
  28. 23.
  29. --spoiler--
    Görmeyi öğreniyorum. Bilmiyorum neden, her şey içimde daha derinlere işliyor, her zamankinden daha derinlere. Bir iç dünyam varmış da bilmezmişim. Her şey şimdi oraya gidiyor. Orada neler olup bittiğini bilmiyorum.`
    --spoiler--
    3 ...
  30. 22.
  31. Girdiği bunalımdan sonra arkadaşları psikolojik tedavi görmesini istemiş, ancak Rilke; 'Şeytanlarımı kaçırırken meleklerimi korkutmak istemiyorum' diyerek tedavi olmayı reddetmiştir.
    1 ...
  32. 21.
  33. orpheus'a sonelerden...

    Duy,nice uzakların sessiz dostu,
    soluğun uzayı nasıl çoğaltır.
    çan kulelerinden,o karanlık,ulu--
    yankılan artık.Seninle ağır ağır

    beslenen,bu besinle güçlenecek.
    içli dışlı ol,benimse değişimi.
    en mutsuz yaşantın nedir şimdiye dek?
    şarap kesil,içmek acı geldi mi.

    Şu ölçülmez gecede büyülü kudret ol
    duyularının yol kavşağında derken,
    anlam ol o garip karşılaşmaya sen.

    Yersel olan unutursa seni bir yol,
    durağan yeryüzüne de:akarım.
    yürük sulara seslen:varım.
    2 ...
  34. 20.
  35. ...ben kendimi bir parkta gördüğüm anemon'a benzetiyorum.
    çiçeğinin yapraklarını gün boyunca açmış ve gece olduğunda, onları bir türlü toplayıp kapatamamıştı.
    ben de böyle çaresizce, dışa dönük, hiçbir şeyi itip geri çevirmeden yaşamaktayım.
    duyularım; bana hiç danışmadan, hep rahatsız edici şeylere yönelik.
    ama kim, önce kendini paramparça etmeden yenileyebilmiştir ki..
    3 ...
  36. 19.
  37. 18.
  38. ithaki yayınlarından çıkan Rilke'nin "bütün hikayeleri" isimli kitabın kapakçığında yazan, Robert Musil imzalı, rilke için söylenmiş söz:

    "ne rilke'den önce, ne de ondan sonra izlenimin bu dingin ve yüksek gerilimine ulaşılmıştır... O, bir gün ortaçağ dinselliğinden hareketle insanlık ülküsünün ötesinde yeni bir dünya imgesine giden yolda, yalnızca büyük bir ozan değil, eşi bulunmaz bir yol gösterici olacaktır."
    1 ...
  39. 17.
  40. duino ağıtları'ndan

    ...ölüm, bizden öteye dönük olan bizim aydınlatamadığımız yüzüdür yaşamın. gerçek yaşam biçimi her iki bölgeye uzanır, en büyük kan dolaşımı her ikisi boyunca.. yapılması gereken burada bakılmış, dokunulmuş olanı, o daha geniş çemberin içine almak. gölgesiyle yeryüzünü karartan bir öbür dünyaya değil bir bütüne, bütünün kendisine.. evet bizim ödevimiz bu, gidici, dayanıksız olan yeryüzünü öyle derin, öyle acıyla, tutkuyla kavramak ki onun özü görünmez olarak bizde yeniden dirilsin. bizler görünmez'in arılarıyız. çılgın gibi topluyoruz gözünüzün balını görünmez'in büyük altın kovanında biriktirip saklamak için.

    mezar taşında şöyle yazar : gül ey saf çelişki, bütün göz kapaklarının altında hiçkimsenin uykusu olamamanın sevinci.

    (bkz: mezar taşına yazılması gerekenler)
    5 ...
  41. 16.
  42. bir futbol spikeri edasıyla okununca okununca adı, arkadaşlarınıza kolayca futbolcu diye yutturabileceğiniz isme sahip şahıstır. özellikle sınıfta onun ismini barındıran bir şey okunmuşsa insanlar farketmeden spikerleşiyor, "rainneerr mariaa rilkeee, sol kanattan gidiyor.. sert şut!! üst direk ve autt!!" tadında okumaya başlıyor.

    (bkz: daniel gabriel pancu)
    (bkz: diego armando maradona)
    1 ...
  43. 15.
  44. Asıl adı René Maria Rilke olan Avusturya asıllı Alman şair. Şiirleri kadar çağdaş Alman romanının öncüsü sayılan Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı özgün özyaşamöyküsel düzyazı yapıtıyla ünlüdür.
    2 ...
  45. 14.
  46. soğukluğuyla ünlü alman ırkının (ki onlar ırk sözcüğünü pek severler) sıcacık şairidir.

    Sen Daha Başından

    Sen kollarıma asla gelmemiş sevgili,
    sen yitirilmiş olan daha başından,
    senin hangi şarkılar gider hoşuna
    hiç öğrenemedim. Vaz geçtim ben seni
    gelecek anın kabaran dalgaları içinde
    tanımaya çabalamaktan. içimdeki
    tüm uçsuz bucaksız imgeler çok uzaktaki
    derinliğine hissedilen peyzaj,
    şehirler, kuleler, köprüler ve patikaların tahmin-
    edimedik dönemeçleri
    ve şu bir vakitler nabzı tanrıların hayatıyla atan
    kudretli topraklar
    tümü, beni her zaman atlatan seni
    anlamlandırmak için içimden yükselirler.

    Sen, sevgili, daima hasretle seyrettiğim
    bahçelersin sen. Bir kır evinde
    açık bir pencere, ve sen daha yeni
    atmışsın adımını dışarı, dalgın düşünceli
    karşılamak için beni.
    Rast gele geçtiğim sokaklar,
    sen onlarda az önce yürümüş ve gözden kaybolmuşsun.
    Ve bazen, bir dükkanda, aynalar hala sersemlemiş
    olurlardı senin orada bulunmuş olmandan, irkilmiş
    geri verirlerdi benim çok ani hayalimi.
    Kim bilir? belki de
    aynı kuş yankılanıyordu içimizden ikimizin de
    ayrı ayrı, dün akşam.

    cev:osman tuğlu
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük