27 mart 1963 doğumlu yönetmen, senarist ve kendine biçtiği kısa rollerin sempatik oyuncusu.
tarantino ilk filminden itibaren farkını göstermiş ve aynı çizgide, yönetmenlik ve senaristliğini devam ettirmiştir. bu öyle belirgin bir üslupturki tarantino yu bilen iyi bir film izleyicisi, onun filmini gördüğü anda 'bu bir tarantino filmidir' diyebilir. tıpkı tim burton filmlerini izlerken ki farklı bir film bekleme durumu aynen onun için de geçerlidir.
trajikomik filmlerin rakipsiz yönetmeni, aynı zamanda oscar ödüllü bir senaristtir.
pulp fiction ve reservoir dogs gibi akıl kokan filmleri izlememizi sağlayan bu mükemmel adamı, umarım daha çok izleriz.
söylenenlere göre yönetmen ve oyuncu olmadan önce film cd'leri satan bir dükkanı varmış. yani sıradan bir esnaf. hertürden binlerce film seyrediyormuş boş zamanlarında. zaten akşama kadar işi ne? sonra da işin içine girmiş...
kült filmlerin usta yönetmeni olmayı başaran biri. bunlardan en iyileri pulp fiction, desperado, rezarvuar köpekleri bana göre en iyi filmleri. son zamanlarda ise saçmalamaya başladı. hayal kırıklığına uğradığım filmlerinden biri ise ölüm geçirmez . artık sıkı bir takipçisi değilim.
sinemaya bambaşka bir bakış açısı getirmiş mükemmel yönetmen. bir çok ilke imza atmıştır sinema tarihinde. "kill bill" en unutulmaz intikam filmidir. tekrar tekrar seyredilesi filmler yapar. quentin tarantino öyle bir yönetmendir ki ya çok sevilir ya da kendisinden nefret edilir. ama bir kere sevildiği zaman sonraki filmini merakla bekler insan...
tam bir orjinal, holywood'un arsız zeki çocuğu. Yönettiği bir filmi izledikten sonra farkın hemen anlaşabileceği, filmle hiç alakası olmayan bir konuyu filmin ana maddesiymiş gibi özenerek işlemesi gerçekten fark yaratan bir özelliğidir. rezervuar köpeklerindeki "like a virgin" konusu, ucuz romandaki "big kahuna burger" konusu bunlara iyi örneklerdir. peter rodrigez in biricik kankasıdır.
anlatılmaz izlenir.
asla büyümeyen, çocuk ruhlu ,sinema dehası...birici kural kimse bu adama kötü yönetmen diyemez. niye mi ? çünkü bu herifin herhangi bir filminde asla sıkılmazsınız. ha anlattığı şeyler nedir,önemli midir ,bir mesajı var mıdır ? anlattığı şey kovboyluktur, önemsizidir, hiç bir mesaj kaygısı yoktur. dahası bu herif ciddiyetsizin önde gidenidir.. örneğin bir der untergang filmindeki hitler e bak bi de inglourious basterds dakine.
amma ve lakin sinemanın her şeyden önce bir eğlence olayı olduğunu düşünürsek çok da irdelemeye gerek olmadığını anlarız bu olayı.
son olarak en yakın projesinin kill bill vol 3 (2014) olarak göründüğünü söyleyeyim.
kendisi katıldığı bir programda "ben sette oyuncularıma kendi adlarıyla değil karakter isimleriyle hitap ederim ki oyuncular kendi rollerine daha çabuk adapte olsunlar ve o karakteri benimsesinler" diyerek filmlerinin neden bu kadar güzel olduğunu ve olacağının sırrını vermiş dahi ve biraz da kafadan kırık yönetmendir.
Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds) filmiyle kendisine bir kez daha hayran bırakan, ulan keşke oyuncu olsam da şu adamın yönettiği bir filmde kan revan içinde de olsa oynasam dedirten dahi yönetmen.
kill bill gibi şahane bir "aşk" eserini yazmış, çekmiş yönetmen. küçüklüğünden beri sinema ile uğraşmak istemiş, senaryolar yazmaya çabalamış, sonunda true romance isimli ilk senaryosunu satabildikten sonra allah yürü ya kulum demiş. çok bilinen filmlerinin yanı sıra csi için de bir sezon finali yazarak ikisine de hayran olan bendeniz gibi insanları duble mutlu etmiş zat-ı muhterem.
manyaktır. eleştirmenleri zerre s.klemez. çünkü filmlerinde uzun süreli anlamsız diyaloglar, acaip sonlar vb. mevcuttur. ama yine de iyidir, hoştur, hayvan eti yemiştir.
berbat bir sinema oyuncusu olarak sinema kariyerine başlamıştır. Alabildiği en ciddi rol 1988 altın kızlar dizisinde elwis taklidi yapan bir gençtir. Sonra yönetmen olunca kendi filmlerinde kendine roller vermiştir.
Müthiş bir sinema ve müzik kültürüne sahip bir adam olduğu söylenir. Kill bill' de twisted nerve melodisini tekrar gün yüzüne çıkarmıştır. Bazı görsel takıntıları vardır. Örneğin her filminde illa ki uzun tek çekimlik bir sahne olur ya da araba bagajından dışarıyı gösteren bir plan ve yazarlığı da çok ön plandadır. Pulp fiction'da incil' den pasajlar sunulması ya da rezervior dogs' daki oral seks sohbetleri gibi. Yine de benim çok ilgimi çeken bir yönetmen değildir. Çok övülen bu yazarlığı benim için sadece laf kalabalığıdır. Ancak çok çok orijinal bir yönetmen olduğu gerçeğini kimse inkar edemez. Fransız yeni dalga akımı olarak adlandırılan ve klasik anlatımın terk edilmesinden ibaret olan(yani olayların kronolojik sırayla ekrana yansıtılmaması) bu akımı flashback, flashforwardlarla kendince yorumlayıp, şiddet sahneleriyle filmlerini süslemiş ve ortaya hiç kimseye benzemeyen tarantino sinemasını çıkarmıştır.
ülkemizde çok sevilir. özellikle son zamanlardan herkesten tarantino ismini duymaktayım ve kendi kendime hep aynı şeyi sormaktayım: ''mademki sinemanın pek çok kuralını reddeden sıradışı bu adamı bu kadar iyi anlayan bir milletiz, ulan o zaman bu recep ivediği kim izliyor?''
Yalnızca 2 uç duyguyu besletebilen yönetmen. Seveni aşırı sever, sevemeyeni nefret eder, öldürsen izlemez. Ayrıca çoğu filminde uçuk kaçık bir rolde oynayarak ne kadar iyi bir oyuncu olduğunuda gösterir.
yanılmıyorsam yapımcılığını yaptığı hostel 2 filminde, insan aklının almayacağı bir fantezisini gerçekleştirmiştir. kurban ile celladı yer değiştirip, celladı aciz bırakmıştır. bunu öyle bir şekilde filme vermişdir ki; psikopatlılığın gerekli olduğuna inandırabilir izleyeni... kill bill ve ucuz roman filmleri ayrı birer baş yapıttır.
gecen katildigi talk show'da almanya'da inglourious basterds'i cekerken ilginc bi olaydan bahsetmis yonetmen.
almanya'da buna derler ki "senin adina acilmis bar var oraya muhakkak git. senin hayranlarin takilir. duvarlarda senin ve filmlerinin posterleri, monitorlerde 7/24 senin degisik filmlerin oynar" bu da der ki "way anasini beee.. bana tanri muamalesi yaparlar bu barda be. bi gideyim suraya" der. iceri girer. ilk masada iki kisi oturmaktadir. tarantino bardakilerin hepsinin ustune ziplyacagini felan dusunur ama o iki kisi doner buna soyle bir bakar ve "hosgeldin barina quentin" derler. gecer oturur, ickisini ismarlar arkadaslariyla icer. "bu almanlar ne cool adamlar yaw icki bile soylemediler" diyordu talk show'da.