kendisine "pulp" diyen ilk ve son film. konusunun filme yayilisi son derece ilgi cekicidir. düzene konmus hali kabaca su sekildir;
vince ve jule wallace icin calisan gangsterlerdir. bilemedigimiz bir cantayi wallace´a vermekte gecikmis üc dört gencin icabina bakmaya sabahin saat 7 bucugunda giderler, cantayi aldiktan sonra, disarda olaylari takip etmekte olan bir dördüncü genc hisimla iceri dalar, ve tabancasininmagazini bitene kadar ates eder, ve hepsini iskalar. jule bunu bir "mucize" olarak algilar, öldürmedikleri son adami yanlarina alarak olay yerinden ayrilirlar. birsey anlatirken vince arabanin arkasina oturttuklari öldürmekdikleri adamin kafasina "yanlislikla" ates ederek öldürür, sehrin tam ortasindalardir, tanidiklari birilerine telefonlar ederler, sonunda hizli arabalar kullanan wallace´in adamlarindan birisi onlara yardimci olur. arabayi beyin ve kafatasi parcalarindan temizlerler,bu temizligi yaparken üstleri baslari berbat olur, kiliklarini o arkadaslarinin verdikelri tisört ve sortlarla degistirirler. sonra (bu olaylarin hepsinin sabah oldugu unutulmasin) canlari kahvalti etmek ister, bir kafeterya da kahvalti ederlerken acemi bir cift restorani soymaya kalkisir, o sirada vince tuvalete girer, jule yalniz oturuyordur, sonucta, jule az evvel basina gelmis mucizen in etkisi altinda bu acemi soygunculara bir tür "hutbe" de bulunur. sonra wallace in karargahi olan bara aldiklari cantayi vermeye giderler.
wallace o sirada butch adli bir boksörle bi boks macini manupule etmeye calisiyordur, butch(b.willis) 5.raund´da yenilecektir. bunun karsiliginda büyük para alir, parayi alip isini bitirdikten sonra, bardan bir sigara alir, o esnada vince barda oturuyordur,butch´a hakaret eder. bu butch´in hic hosuna gitmez.(belki de butch bu hakaretten ötürü yenilmesi gerektigiyle ilgili görüsünü degistirmistir, orasi aciktir, filmde aciklanmaz.)
sonrasinda vince wallace´in karisini yemege cikarir, daha önce aldigi eroin paltosunun cebindedir, kokain almaya alisik olan wallace´in karisi eroini kokain zannedip ceker ve ölümle burun buruna gelir, zor kurtarirlar.
ayni esnada butch´in boks maci olmaktadir, butch macin 5.raundunda düsecegine tutar, rakip boksörü ilk raund´da öldürür, ve arka pencereden kacar, esine de bu konuyu haber vermistir, evlerinden zaten kacma planiyla ayrilmislardir, ancak butch´in bir kol saati vardir, ve bu saatin manevi degeri cok yüksektir, butch´in karisi saati evde unutmustur, butch bundan dolayi eve geri gider, ve wallace´in adami vince o sirada evdedir ama o esnada tuvalettedir,butch bunu o an icin farketmez, fakat sonra otomatik silahi görür eline alir, ve tost aletinin beklenmeyen ötüsü yüzünden vincent´i öldürür, sonra disari cikar, arabayla giderken esas patron wallace´i yoldan karsidan karsiya gecerken görür, ezmek icin arabaya tam gaz verir kaza yapar, sonra malum müzik dükkanindaki "tecavüz" sahnesi vardir, wallace onu öldürtmenin pesinde olmasina ragmen , asagidaki odada wallace´i fiili livata olayi halindelerken yukardaki dükkanda buldugu bir samuray kiliciyla wallace´i kurtarir, wallace´te butch´i bu kiyagindan dolayi, "los angeles´tan ayrilmasi sartiyla" affeder.livatacilardan birisi polistir, ismi zeth ´tir, ve bir chopper kullaniyordur, harley- herhalde-, zeth´in anahtarlarini alir, ve evine gidip karisini alarak ortadan kaybolur. harley´le ana yola ciktiklari sahne, zamansal olarak filmin son sahnesidir.
filmin zamansal olarak düzene koyulmus sekildeki konusu böyledir.
film de vincent ölür,, kötü adamlarin patronu wallace´e hem de polis,gercek manada tecavüz eder, butch kötü isler yaptigindan "kilpayi" tecavüzden kurtulur, ancak jule, o cantayi aldiklari evdeki "mucize" yüzünden kendisini tamamen olaydan kurtarir. yani iyiler kazanmis olur, ancak bu mesaj son derece dolayli ve kesinlikle klise olmayan bir sekilde,"indirekt" olarak verilmektedir.
pulp fiction, kesinlikle pulp falan degildir, ve film tarihinde cok özel bir yere sahip bir filmdir, kliselesmis filmlerin hepsinden cok daha özeldir.
hayatında ilk defa rejim yapıp 4 kilo vermiş insan. ama hala nutelladan vazgeçmeyecek kadar asildir sülaleden. los vs adanalı başlığına süper baba fiko yazmamak için kendini zor tutan insandır. eczacı kadına hala uyuz olur fiko'yu bıraktığı için. yalan rüzgarında victor vardı hatunları götürürdü hep ona hayran kalmışımdır. ne potansiyel vardır kardeşim.şimdi behlül varmış namı almış gitmiş. yakışır.
ayrıca bizimkilerdeki sabri beyin;
galata'dan at beni at beni
in haliç'e tut beni tut beni
şarkısını senelerdir mtv'de 1 numara olamamasına hep üzülmüşümdür.
2-3 yıl kadar önce evlenmek üzere olduğunu bildiğim, dolayısıyla şu aralar çocuk çocuğu karışmış olduğunu tahmin ettiğim yazar. yazar dememe bakmayın, yazdığını göremiyoruz şu aralar.
arşivlik filmlerin başında gelir. bazı sahneleri uzun olmasına rağmen başarılı diyalogları sayesinde izleyici sıkmaz. ilk izlemede hemen anlaşılmayabilir, tekrar izlendiğinde tadı bir kat daha artar. sinema dünyasında farklı bir değeri ve konumu olan filmlerden biridir. john travolta ve uma thurman her zamanki gibi oyunculuklarını konuşturmuşlardır.
--spoiler--
film boyunca vincent( john travolta) üç kez tuvalete girer. (olay sırasına göre)birincisinde tuvaletini yaptığı lokanta soyulur. ikincisinde mia (uma thurman) eroini burnundan çekip kriz geçirir. üçüncüsünde de bruce willis onu öldürür. yani bu adam ne zaman sıçmaya niyetlense bi terslik çıkar.
--spoiler--
müziklerin bu kadar efektif olduğu, bu kadar yerinde kullanıldığı ve bu kadar sahneler ile uyum sağladığı başka bir film daha izlemedim ben. tarantino daha iyisini yapana kadar şimdilik en iyisi bu. müzikleriyle, senaryosuyla, oyunculukları ile herşeyi ile bir başyapıt olmayı fazlasıyla hakeden bir filmdir gözümde. boştur ama hoştur..
filmde duyduğum bir replikten ötürü mükemmel kadrosunu, harika yönetmenini, şahane oyunculuklarını bile övemediğim film.. o nasıl bir repliktir ey dostlar?
butch ve sevgilisi yatakta konuşmaktadırlar ve aslında gerizekalı gibi görünen kız öyle bir laf eder ki yıkar bünyeyi;
olağanüstü akıcı bir filmdir. bunu izlemeden ölmemek gerekir defalarca da izlenebilir. en sıkıcı geçebilecek sahneler bile kelimelerle süslenmiş, izleyiciye unutulmayacak diyaloglar sunulmuştur.
1. numaralı filmimdir tartışmasız, aslında sadece ben de değil şu dünya üzerinde çokça vardır pulp fiction'ı hayatının 1 numaralı filmi olarak kabul eden, hissedebiliyorum bunu.
ayrıca beni uma thurman'la tanıştıran yetmiyormuş gibi bir de kendisine aşık eden film ötesi bir şeydir pulp fiction. hatta uma thurman'ın dans ettiği sahne ergenlik dönemimde beni derinden vurmuştur.
izlemeyenlerin çok şey kaçırdığı film. her repliği "hastası olunan alıntılar" başlığına yazılasıdır.
--spoiler--
şimdi çık ona iyi geceler de, gerçekten harika bir akşamdı de, aç kapıyı, atla arabana, evine git, çek otuzbirini olsun bitsin.
--spoiler--
--spoiler--
ben amerikalıyım tatlım. isimlerimizin anlamı yoktur.
--spoiler--
"senden intikam almaya geldiğimde adımın tanrı olduğunu anlayacaksın." repliğiyle hafızama kazınan, quentin tarantino abimizin yönettiği kült film. hikayeler arası geçiş flashback'lerle sağlanmış; böylece gerçek zaman akışı dışına çıkılmıştır. kırmızı oje fenomeninin de bu filmden sonra ortaya çıktığını bildirmeden edemeyeceğim. teşekkürler uma thurman; teşekkürler quentin tarantino.
(bkz: teşekkürler türkiye!)
yorumları okudum fena gaza geldim..tanımam etmem ama gel la vercem!**
şaka şaka..entrylerine bakıldığında tebessüme neden olan yazar. okuyun, gülün efenim...
müzikleriyle esrime aldıran, anlam verilemeyen şekilde tekrar tekrar izlenilen karşılığında keyifleri yerine getiren ucuz bir film. toplam 7 yıl kıçta saklanan bir kol saati kadar değerli aynı zamanda*
-ben sinirlenince bir orospu çocuğu mutlaka vurulmuş olur*
-ne yazık ki ellemekten hoşlandığımız şeylerle gözümüze hoş gelenler çoğunlukla aynı olmuyor*