ondan sonra da, nick altı geyikçisi diyorlar. şu sözlükte gözüm bir şeylere aşinaysa, onunla bir ilgisi var ya da yok. bu sözlük, gözüm ve ilgi arasındaki bir şeydir. şimdi bu nick altı entry' si mi oldu?
$u hayatta sözlükten göz a$inalığı ve girdiği bir dolu entry'e rastla$mak olmasa, oturup özellikle entarilerini okumu$luğum da olmadığından kendisini hiç tanımam etmem. belki dünyanın en iğrenç insanıdır ama $u adamın nickini gördüğüm an yüzümde gülücükler açıyor lan. ne biçim bir illetse artık $artlı refleks olayı. filmden mi, zamanında okuduğum bi' entry'sinin bilinçaltımdaki izdü$ümünden mi, her ne haltsa artık..
hani böyle tam santra yapacakken kalecinin önce olduğunu görür de bir iç geçirirsin "ulan acaba" diye. önüne salarlar topu da asılırsın "belki tutar" diye. top havada süzülür, kalecinin yetişemeyeceğini hisseder de "hadi koçum" dersin. ama top üst direğe çarpıp auta gider. işte öyle bir şey.
hani "lan bir bira daha olsaydı süper olurdu, şimdi markete git, pii uzun iş" dersin, sonra "yiyecek bi şey var mı lan buzdolabında" dersin, açarsın buzdolabını "hay harddiskine sokayım pırasa" dersin, tam kapatacakken görürsün orda kahverengi şişeyi. oh beybi görürsün. "ağzına sıçtığım pırasasının arkasına saklanmış seksi şey" dersin, tam çekerken şişenin başka bir şişeye çarpma sesini duyarsın. pırasayı dışarı çıkarırsın, "anam" dersin, "iki taneymiş seksi şeyler". açarsın bir tanesini zil çalar. bakarsın arkadaş "lan olm 2 gündür evde duruyor tek başıma içmek istemedim bu seksiyi" diyor. "ayyy cek denyıls" dersin.
hani böyle umutsuzluğa kapılır ya bazen insan, Olumsuzluklara karşı pozitif, kendine inanan ve güvenen, Kişisel ihtiraslardan, kinden, nefretten uzak, üretimin, çözümün ve sevginin bir parçası olduğunu hissettiren, bulaştıran yazar... mutluluklarının ve pozitif kişiliğinin sürekliliğini temenni ediyorum....
quentin tarantino'nun yıldız oyuncuları topladığı,başından sonuna kadar tam bir sinema şöleni havasındaki filmidir.filmde bir çok sahne vardır ki onları daha da mükemmel kılan ve müzikleriyle unutulacak gibi değildir.neredeyse her tarantino filminde bir şekilde bulunan kapı önü diyalogları,upuzun süren monologlar, özellikle pulp fiction da bariz abartılmış olan iştah açıcı sahneler ve kan elbetteki mevcuttur.yalnız john travolta ve uma thurman'ın dans sahnesi,bruce wills'in heyecan dolu dayak sahneleri ve esrarengiz çanta olayı filmin izlenmeye doyum olmayan ve merak içinde bırakan anlarından bir kaçıdır.john travolta'nın dönüşü, uma thurman'ın yükselişi ve tarantino'nun da zirve yaptığı filmdir ayrıca.
bu filmin hikayesinin nerde başlayıp nerde bittiğini bilene ciddi para ödülleri verileceği söylentileri vardır.
( içinde benimde bulunduğum ciddi hayran kitlesine sahiptir. 50-60 kere izleyenler olduğu söylenir ve şahsi kanaatimce ölmeden önce izlenmesi gereken filmler sıralamasının en tepesindedir. gerçekten hala izlemediyseniz işi gücü bırakın ve hemen izleyin .)
rüyamda "wall-e"'deki şişman ve yürüyemeyen kaptan olarak gördüğüm yazar.. öyle güzelim animasyonlarda böyle kıllı adamları görünce kendimi kesesim geliyor lan!.. sırf bu adam yüzünden iki gündür uyumuyorum..
o değilde ömrümde ilk kez bir beyin dağıtma sahnesine bu kadar güldüğüm filmdir. o nasıl bir rahatlıktır yahu, tetik hassasmış. ama filmin sonunda samuel l. jackson'un verdiği ayar için izlemeye değer. yoksa film baya dağınık, parçaları birleştiremiyor insan.
sözlük yazarlarının rüyasına girip Freddy gibi ''ce eeeeee'' yapan yazar. ulen pulp fiction'dan Freddy'e... bari Reservoir Dogs'taki mr. pink olsaydım. steve buscemi amcamı hep sevmişimdir. zaten bi steve buscemi amcamı bir de müslüm babanın ''bu benim meselem gel sırtımı kesele'' şarkısını severim bu hayatta.
hani simit yedikten sonra ayranı içersin de bir rahatlama olur ya, öyle bir insan mıdır acaba diye düşündüğüm insan.
kendisini selamlar ve karmasından dolayı tebrik ederim.
tanımadığım halde rüyama girmiştir. gerçekten uluymuş. * #6456259