4 yil okuyup bitirdikten sonra, yuksek lisans yapmadigin surece isini diledigin gibi yapamayacagin pek sevgili meslegim. ozellikle patoloji dersini verdikten sonra etrafina kisa bi sure baya bi killaniyorsun (deyim yerindeyse ). en sevilen sey tum rahatsizliklari kendinde bulman.
sonra :
diyelim 4 yil bitti yuksegi kazandin klinik psikolog oldun. iste heyecan burda basliyor. bir cok rakibin var. ornegin ; seni asla sevmeyen psikiyatriler. abiler, ablalar. yasam koclari. danismanlar . hatta komsular. seni asla gerekli gormeyen aileler ve ya arkadaslar.
tek basina dunyanin en iyisi bile olsan eger devlet seni yasalariyla korumuyor ve hatta yolunu kapamaya calisiyorsa hicbir zaman ideallerini gerceklestiremezsin . bu nedenle meslekteki beyin gocunu tahmin edemezsin.
not: o yasaya buraya gelecek !!
okuyan arkadaslara not : bilirsiniz ki her ogrencinin giris ideali ofisi olan bir psikolog olmak. artik bunun icin klinik psikolojide yuksek lisans yapmaniz gerekiyor. (kacin). bu nedenle daha lisansdayken baska nelere ilginiz olabilecegini dusunmeye baslasaniz iyi olur. mesela cok iyi bir gelisimci, orgutselci, kulturelci olabilirsiniz. deneysel calisabilirsiniz. terapi yapmak psikolojinin alanlarindan biri sadece.
not 2,5 : yuksek lisans zamani geldiginde goruyoruz ki bunu saglayabilen okullar cok az. devlet okullarinin bir kismi her sene program acmiyor oteki kismi ise sadece kendi ogrencilerini aliyor, aradaki minik bir kisim ise o kadar ekollerine bagli ki zaten sana saygi duymyor.
Ozel bir okula mecbur kalabilirsiniz. iste o durumda diyelim bunu karsilayabilcek maddi imkaniniz var, yine de sorunlar bitmiyor.
her okulun egitim kadrosu iyi degil, her okulun enstitusu koklu degil. tam zamanli ogretmen kadrosu bile yok
hadi okulun kadrosu iyi, okul size supervizyon vermiyor. bunu disaridan parayla karsilamak zorundasiniz. hem paraniza hem uygulamali alandaki emeginize yazik oluyor.
diyelim bir okulu begendiniz bu kez de sahip olduklari ekol sizinle uyusmuyor.
hadi egitim kadrosu basarili, hadi iyi de bir uygulamali egitim ve supervizyon veriyor bu ozel okulumuz ; o anda yapilan basvuru sayisina inanamayacaksiniz.
uzerine para vermeye razi oldugunuz bir okulda oyle sinavlara ve mulakatlara gireceksiniz ki gercekten bunlar hocalarin stres olcerlik meraki yuzunden birer gerilim filmine donecek
not 3: o yasa kesinlikle buraya gelecek !
yuksek lisansinizi yaparken rahat edebilceginizi dusunmeyin. alaniniza ait tum testleri, ilgili egitimleri, ilgili terapi yontemlerini disaridan ' mecburen ' parasini vererek almak zorundasin.
hayat boyu ogrencisin. hayat boyu kazandiginin yarisini meslegin icin harcayacaksin. hayat boyu meslegine saygi duyulmasi icin ugrasacaksin. hayat boyu oturdugun yerden para fln kazanamayacaksin.
hayat boyu etik kurallara uyucam derken belki de asla para kazanamayacaksin.
ama yine de magdur olmus bir kadinin yeniden gelen guveni, kanserli bi cocugun gulumsemesi, babasini kaybeden bir kadinin artik en azindan aglamayi birakmasi gibi insani mutluluklarin olacaksa dunyanin en mutlu insani da sen olacaksin .
sağlık bakanlığı nezdinde her zaman ezilmiş, özlük hakları verilmemiş, saygınlığı hiçe sayılmış diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistlere destek için herkesi twitterda #fztdytpsg hastag'i altında buluşmaya davet ediyoruz. unutmayın sağlık profesyonellerin işidir. lütfen destek olunuz.
neyse devam ediyorum... Beni suçlamayan bi o kalmıştı zaten çevremde. Herkesin içinde rencide oldum. Sinir oldum Ha madem o kadar samimi olduk " sanane lan yarraaam!" diye cevap verebilmek isterdim. ya sanane orospu sanane. Ama annem falan odadaydı... ayıp olurdu. O an hanımefendi bi kız olmalıydım. O şaşkın yüzünü görmek isterdim ama.
çok çalışmama, kendimi harap etmeme rağmen össyi(lys) kazanamadım. Gittiğim psikolog bunu duyunca " sana hiç yakıştıramadım!" dedi. ilk seansımdı ve tanışalı 20dk olmuştu en fazla 15 cümle resmi ve soğuk bi şekilde kurmuşumdur. Ne ara bu kadar enseye şaplak göte parmak samimiyetine geldik anlamadım. Üstelik kendisi türkiye psikologlar derneği başkanı mıymış neymiş.
Beni suçlamayan bi o kalmıştı zaten çevremde.
çok çalışmama, kendimi harap etmeme rağmen össyi(lys) kazanamadım. Gittiğim psikolog bunu duyunca " sana hiç yakıştıramadım!" dedi. ilk seansımdı ve tanışalı 20dk olmuştu en fazla 15 cümle resmi ve soğuk bi şekilde kurmuşumdur. Ne ara bu kadar enseye şaplak göte parmak samimiyetine geldik anlamadım. Üstelik kendisi türkiye psikologlar derneği başkanı mıymış neymiş.
Beni suçlamayan bi o kalmıştı zaten çevremde. Herkesin içinde rencide oldum. Sinir oldum Ha madem o kadar samimi olduk " sanane lan yarraaam!" diye cevap verebilmek isterdim. ya sanane orospu sanane. Ama annem falan odadaydı... ayıp olurdu. O an hanımefendi bi kız olmalıydım. O şaşkın yüzünü görmek isterdim ama.
geldiğimiz çağda dert anlatılınca yaratıcı çözüm üretmek için para alan meslek. giden kişilerin çokluğu arkadaşlık dostluk gibi kavramların içine ne kadar sıçıldığının kanıtıdır.
bu arada bana da lazım böyle birileri. tavsiye edebilecek birileri varsa beklerim.
kendilerinden hizmet almak istediğim meslek grubudur. Fakat ne yazık ki bir psikologa gidecek kadar param olmadığından -hiç de olamadı bugüne kadar zaten- başa çıkamadığım problemlerle beraber yaşamaya devam ediyorum. Başarabiliyor muyum? Tabii ki hayır.
Hala psikiyatrist ile karıştırılan garibim meslek grubuna dahil kişi. Avrupa da daha etkin kullanılmasına karşın doğu da çok fazla tercih edilmez bu da özel muayenehaneler de hizmet verenler ve diğerleri olarak ikiye ayrılmalarına neden olmuştur. Devlet hastanelerinde psikologlar vatandaşında yardımıyla kimlik bunalımına girip terapiden ziyade ilaca başvururlar aslında halk mı onları buna zorluyor yoksa en başından beri psikologlar mı, psikiyatristliğe soyunuyor bu tartışılır.
anlatılan sorunların derinine inmeden cevap verdiklerini düşündüğüm kişiler.
"hacı o değil de kaç seans oldu ben hala aynı vivaldi'yim onu ne yapacaksın de hele", demek vakti geldi sanırım.
hiç gitmedim ama her gün seksen tane dert dinleyen, kafası bidünya olmuş adamın/kadının yaşamadığı, acısını çekmediği hatta s*kine bile (ben böyle sansürlü yazdım kimse anlamasın diye) takmadığı dertten ne anladığını ve çözüm bulmaya çalıştığını merak ediyorum. rehber öğretmenler falan var, saçma geliyor.
Sosyal fobi hastalığımın çözümü için 2 seans gittiğim 3. seansa geç kaldığım için benimle daha fazla ilgilenebiyeceği söyleyen, empati kuramayan doktor. Artık kendi sorunlarımı kendim çözmeye karar verdim. Tabi ki de psikologlar çok önemli ruhsal sorunları olan bireyler için ama onlarında sihirli değneği yok ki iki dakikada hastasını iyileştirsin. Ben zannetmiştim ki psikolog benim sorunlarımı çözecek. Oysa ki o sorunlarımı çözmem için bana aracı olan kişiymiş.
hocaların lisansüstü eğitim alınmadığı sürece neredeyse bir işe yaramayacağımızı her fırsatta dile getirdiği,kendisiyle ilgili tospembe hayallerimin bir anda sönüverdiği, 1 yıl sonra icra etmeye başlayacağım meslek... *
para basan sektörlerin en başında gelir. zengin insanların parayı harcıcak yer bulamamaları neticesinde parayla kendilerini dinlettikleri kişilerdir. ''çok faydası oldu'' diyede reklam yaparlar. her insan kendi beyninin psikoloğudur. herşey beyinde biter.
sınav sonuçlarının açıklanmasıyla olabileceğim ya da olamayacağım meslektir.sıralama tutuyor ama yığılmanın fazla olmasından korkuyorum.sonuçlar açıklansa da rahatlasam.
mezun olduğumda alacağım unvan. lakin istersen 30 sene oku yine de "çok bilgiliyim" denilemeyecek meslek. sürekli öğrenecek bir şey vardır. çünkü matematik, fizik, kimya vb. gibi değildir. hayatın içindendir.
psikolog, insanların sorunlarını dinleyen bu durumdan kurtulmanıza ışık tutan kişidir. çeşitli terapi yöntemleriyle sonuca ulaşmayı hedefleyen fakat her psikoloğun uzman olduğu bir alan vardır. Psikolog seçerken bunları düşünmenizde fayda olacağını düşünüyorum. Yani her psikolog sizin sorununuza yaklaşımı farklı olacaktır. O nedenle hangi konuda uzman olduğunu bilerek gitmek ve karşınızdaki sekretere kulak vermeniz gereken bir durumdur. Çünkü en doğru sonuca sizi o ulaştıracaktır.